Fethiye-Saklıkent

0

Merhaba, bugün size 6 Eylül 2017’de gittiğim Muğla Fethiye Saklıkent Kanyonu’nu anlatacağım. Yolu bulmak her ne kadar karışık olsa da oraya yaklaştıkça kiralık ayakkabıcılar, çeşitli kafe, restoranlar ve Saklıkent tabelalarını görünce oraya varmış olduğunuzu anlıyorsunuz. Arabanızı herhangi bir otoparka park ettiğiniz an o uzun yolculuk başlıyor.

İlk başta sizi girişte şelale yanına kurulmuş restoranlar, bilet gişeleri, deniz ayakkabısı kiralama yerleri ve tabelalar karşılıyor. Benim önerim eğer tüm kanyonu gezecekseniz yanınızda ayakkabı getirmeniz veya orada kiralama veya satın almanız. Yoksa ayağınız kayıyor ve kırılmalara kadar çeşitli kazalara sebep olunabiliyor.

Gişeden 3 veya 5 lira gibi bir ücrete bilet aldıktan ve bir 50 metre ilerledikten sonra ince, şelale üzerinde bir yolla karşılaşıyorsunuz. Buradan geçince ise yine şelale ve kafeler karşınıza çıkmakta. İlk baştaki su ne kadar soğuk olsa da kanyona gittikçe alışıyorsunuz ve ısınıyor.

 

Kanyonun içinde çok çeşitli yerler olmakla birlikte ilerledikçe daralıyor. Eğer bu kanyonu baştan sona yürümek isterseniz 2 kilometre gidiş 2 kilometre dönüş yol yürümeniz gerekiyor.

 

İlk başlarda akan su ve dağlar olmakla birlikte ileride çamur ve bataklıklar karşınıza çıkıyor. Aynı zamanda kanyondan dönen insanların çamur banyosu yaptıklarını görünce kanyonu bitirme ilginiz artıyor.

Yaklaşık 200 metre sonra bu sefer karşınıza çamurla dolu havuz gibi bir yer çıkıyor. Oraya giren, hatta atlayan insanları görmenizde oldukça olağan.

İlerledikçe tabii ki daha güzel yerler görme ihtimali artıyor ve aynı zamanda kanyonu tamamlamanız çok daha zor bir hale geliyor. Yaklaşık 1 kilometre sonra kayaları çıkmanız zorlaşıyor ve hatta yarıda bırakma zorunluluğu da olabiliyor. Mesela başlarda tırmanılacak yerler ne kadar kolay olsa da ileride neredeyse düz bir kayadan tırmanıyorsunuz ki bu da düşüp kayma ihtimalinizi bayağı bir arttırıyor. Örneğin Yaklaşık 1.5 kilometre sonra bir adama herkesin yardım etmeye çalıştığını gördüm, ne olduğunu sorduğumda da adamın bacağını yanlış bir hareketle kırdığını öğrendim. Bu yüzden çok ilerleyecekseniz deniz ayakkabısı almanız şart çünkü yerler çok kaygan ve taşlı bazen taşlar da ayağınıza batabiliyor.

 

İlerledikçe önünüze çıkan bazı yerlerden biri de bataklık ve kendilerinden oluşmuş doğa harikaları. Bataklıklar çok çamura benzediği için bazen insanlar girmeye çalışabiliyor. Mesela ben çamur diye girdiğimde beni çekmeye çalışmıştı. Bu gibi olayların yaşanmasını istemiyorsanız aynı zamanda ayağınızı bastığınız yere dikkat etmelisiniz.

 

Sonunu sürpriz olsun diye söylememezlik yapmayacağım. Bu kanyonun sonuna ulaşmanız aslında biraz zor ben bile az kalsın 2-3 kere düşüp bir yerimi kıracaktım. Sonunda tam kaynak olmasa da bir şelale var ve su buradan akıyor. Burası beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Ben çok daha güzel bir yer bekliyordum ama yine de bence çıkılmaya değer bir yer. Ama biraz yoruluyor, zorlanıyor ve acıkıyorsunuz. O yüzden bence yanınıza atıştırmalık bir şeyler getirin ama çöplerinizi yere atmamayı unutmayın. Çünkü burası nadir ve koruma altında olan bir doğal oluşum ve kirletilmemesi gereken bir yer.

 

Kanyondan önce ya da sonra aynı zamanda şelaleden akan suyla rafting gibi aktiviteler de yapabilirsiniz.

 

Sonuç olarak Saklıkent gittiğim en iyi yerlerden biri diyebilirim. Tam olarak ideal bir aile gezisi olmaya açıkçası biraz ters bakıyorum, çünkü bebekli ve 7 yaşından kçük çocuklarla en sona gitmek neredeyse imkansız diyebilirim, ancak kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri ve Fethiye’de ilk gidilecek ve gitmenize değecek bir yer. İlk fotoğraf ve kapak fotoğrafı dışında tüm fotoğrafların benim tarafından çekilmiş olduğunu belirtmek isterim (Kullanmadan önce kaynak belirtin).

Resim kaynakları: renkagocek.com, gezilmesigerekenyerler.com

About Author