Güzelkent-İzmir

0

İzmir’in kalabalığından uzakta, insanların ve hayvanların iç içe  huzur içinde yaşadıkları, sessiz sakin, muhteşem bir belde: Güzelkent. Şehir merkezinden uzakta etrafı dağlar ve denizle çevrili, ortasında küçük bir site bulunan, domuzlara, yunuslara, geyiklere, ceylanlara ev sahipliği yapan kendi halinde bir beldedir Güzelkent. Şöyle düşünün İzmir’den sıkılmışsınız ama başka bir şehre tatile gitmek içinde zamanınız yok ama sessiz huzurlu bir yerde bir iki gün kafa dinlemek istiyorsunuz işte tam size göre bir yer Güzelkent.

Şehir merkezine yaklaşık 1-1.30 saat uzaklıkta, dağ başında, içinde 100 tane müstakil ev ve bir kafeterya bulunduran bir site. Site dışında hiçbir şeye insan eli değmemiş. Sitenin iki çıkışı bulunmakta biri içinde sayamayacağımız kadar çok zeytin ağacı bulunduran bir zeytinliğe diğeri ise tek bir arabanın zorla geçebildiği,keskin  virajları yüzünden ne yazık ki yılda en az bir arabanın kaza yaptığı  bir yola açılıyor. Zeytinlikler siteyi yapanlar tarafından dikildiği için yılın belli zamanlarında site bahçıvanı tarafından toplanıyor ve eşit bir şekilde site sakinlerine dağıtılıyor. Böylece o yemyeşil zeytin ağaçları zarar görmüyor.

Yolda gelirken  siteye yaklaştığınızı dev bir bukalemuna benzeyen kayayı görünce anlıyorsunuz ve sonra virajlar başlıyor. Asfalt döküleli henüz iki yıl olan keskin virajlı yollardan giderken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Siteye 100 metre kala zeytinliklerin içinden sitenin köpeği havlamaya başlıyor ve siteye iyice yaklaştığınızın farkına varıyorsunuz.Sitenin eski, açılırken gıcırtılar çıkaran paslı kapısı siz kumandadan açma tuşuna bastığınızda hayattan bezmiş bir şeklide yavaşça açılıyor. İçeriye girdiğinizde yemyeşil palmiyeler size ” Hoş geldiniz ” dermişçesine rüzgarda savruluyor. Site, bir siteden daha çok çift taraflı yolun iki tarafına müstakil evler yapılan bir caddeye benziyor. Refüj belirli aralıklarla dikilen palmiyelerle dolu, palmiyelerin arasına her renkte güller dikilmiş, çimenler sizi adeta üstlerinde yuvarlanmaya davet ediyor. Evlerin hepsi belirli bir aralıkta yapılmış ve hepsi beyaza boyanmış bu sayede göz yormuyor ve estetik bir görüntü ortaya çıkarıyor. Çift taraflı yolun sonuna kadar gittiğimizde  zeytinliğe ulaşıyoruz. Evler arka arkaya iki sıra oluşturuyor ve sağ tarafa doğru ilerlediğimizde yabani hayvanların siteye girmesini önlemek için çekilmiş tellerle karşılaşıyoruz. Bu tellerin diğer tarafına geçersek orada da bizi dağlar karşılıyor. Sitenin arka tarafından ” Kartallar ” adını verdiğimiz iki sütuna yürümek 7 dakikamızı alıyor. Kartallardan sonra yaklaşık 70 metre yürüdükten sonra yol ikiye ayrılıyor: Sağ taraftan devam edersek bu yol bizi voleybol sahasına ve basketbol sahasına çıkarıyor, voleybol ve basketbol sahasını geçtiğimizde ise sahilin sonuna yani teknelerin bırakıldığı yere çıkıyoruz. Sol taraftan devam edersek 100 metre sonra tekrar yol ikiye ayrılıyor eğer sola dönersek futbol sahasına, sağ taraftan ilerlersek sahile çıkıyoruz. Sahile varmadan hemen önce sol tarafta bir kaydırak ve iki salıncaktan oluşan küçük bir park bulunuyor. Sitenin sahili ise benim hayatım boyunca bulunduğum en güzel sahil.

Sahilin sağ tarafında ihtiyaçlarımızı sağlayabilmemiz için içinde hemen hemen her şey bulunan mavi bir kafeterya var. Bu kafeterya yeri geldiğinde bir restorana, yeri geldiğinde bir kahveye hatta bazen bir oyun alanına dönüşüyor. Kafeteryanın arka tarafında küçük bir mutfağı var. Ön tarafta ise masalar duruyor. Sol tarafta gençler, sağ tarafta ise orta yaşlılar ve yaşlılar oturuyor. Bu yıllardır değişmeyen bir gelenek haline gelmiş adeta. Sahilin geri kalanında şezlonglar ve şemsiyeler var. Sağ taraftaki şezlongların bir kısmı çimenlerin üstüne yayılmış bir şeklide durmakta sol tarafta ise ortama bir düzen hakim her şey bir hizada dizilmiş. Denizde çok fazla kestane ve ahtapot bulunduğu için genelde herkes tahtaları yavaş yavaş çürümeye başlamış olan iskeleyi kullanıyor denize girmek için. İskeleden 20-30 metre ileride küçük bir duba ve o dubanın 50 metre sağında bir duba daha bulunuyor.

İşte son birkaç yıldır benim gittiğim en güzel tatil beldesi. Hem sessiz sakin bir yer hem de her yaştan bireyler bulunduğu için yalnız kalmıyorsun ve yazını internetin başında geçirmiyorsun. Evet bazı kötü yönleri var mesela başımıza bir şey gelse en yakın hastane 45 dakika uzaklıkta ve telefon sadece sahilde çekiyor  ama yine de bunlar Güzelkent’in ne kadar güzel bir yer olduğunu değiştirmek için yeterli bir sebep değil benim için.

About Author