Hayvan Hapishanesi

0

Bir canlının doğal yaşam alanından kopartılmasına neden olan hayvanat bahçeleri tekrar tartışma konusu haline gelmiş. Bazı insanlar benim gibi hayvanat bahçelerini hayvan hapishanesi olarak nitelendiriyor ve hayvanat bahçelerinin kapatılması gerektiğine inanıyor. Diğer insanlar ise türlerin korunması için hayvanat bahçelerinin olması gerektiğini savunuyor.

Hayvanların ölmesi, türlerin azalması, çevrenin kirlenmesi tamamıyla insan ürünü bir problem. Şehirleşme oldukça canlıların yaşam alanları daralıyor, zevk için avlanma yapıldıkça canlılar ölüyor, duyarsızca davrandıkça çevre kirliliğinden  dolayı çoğu canlı zarar görüyor. Bizler, yani insanoğlu, bilinçlenmedikçe, hayvanat bahçesi adı altında kurulan hayvan hapishaneleri türlerin korunmasına yardımcı olmak şöyle dursun hayvanların normalinden daha az zaman boyunca yaşam sürmesine neden oluyor.

Hayvanlar hayvanat bahçelerinde özgürlüklerinden yoksun olarak yaşamaya çalışıyorlar. Yeterli yaşam alanları onlara sunulmuyor. Dediğim gibi, hapishane gibi… Çoğu hayvanat bahçesinde hayvan bakıcıları hayvanlara kötü muamele gösteriyor. Belki de canlarını yakıyorlar. Kim bilir? Biz sadece gidip görüp geri dönüyoruz. Sadece kötü muamele yapsalar iyi, karşıma çıkan bir haberde Danimarka’da olan hayvanat bahçesi çalışanları bir zürafayı öldürüyor. Videonun linkini yazımın sonuna koyacağım. Bunu biraz araştırdım. Bulduğum sonuç ise yürek yakan cinsten. Sırf hayvanat bahçelerinde her yıl onlarca, binlerce hayvan öldürülüyormuş. Ne acı…

  

 

Vahşi hayvanlar doğal yaşam alanlarından alınıp kafeslere kapatılıyor. Vahşi oldukları için büyülenerek baktığımız o hayvanlar vahşice davrandığında ise öldürülüyor. Hiç kimsenin içi cız etmiyor. Sadece acımasızca öldürülüyorlar.

Bir kutup ayısının yeri kutuplardır. Soğuk havada yaşamaya alışkın bu hayvanları neden sıcak iklimli yerlere getirilip oraya mahkum ediliyor? Böyle yaşamak zorunda mı?

Onların doğal yaşam alanlarına ihtiyaçları var. Her canlının olduğu gibi. Kimse bizi sokağa, ormana,denize atmıyor yaşamamız için. Kimse bizi evimizden ayırmıyor. Onlar neden evlerinden ayrılıyor hem de sırf birkaç insanın keyfi yüzünden? Neden bir mahkum misali parmaklıklar ardında olmak zorundalar?

Hayvanlar hiçbir zaman küçücük alanlara sıkıştırılmayı hak etmediler. Bu tamamen insanoğlunun bencilliği. Ne olacak yani birisi gelip “aa kutup ayısı, aa bir fil” demese? Bir kartalın yeri mavi gökyüzü, bir timsahın yeri suyun altı, bir aslanın yeri orman, bir yunusun yeri okyanus, parmaklıkların arkasındaki soğuk beton değil.

Dünya sadece insanlara ait değil. Bu fikri benimsediğimizde ya da bencilce davranmayı bıraktığımızda hiçbir canlının canı yanmayacak, hiçbir canlı insan gücüyle ölmeyecek. Umuyorum ki taş kalpleriniz yumuşar ve bu vahşi uygulamaya bir son getirirsiniz.

(Visited 124 times, 1 visits today)

About Author

Zeynep Sude Balkaya, Beştepe Koleji 8. sınıf öğrencisidir.