İnsan Yarattığı Şeye Tapar mı?

0

Kimi uğruna savaş açtı, kimi evlendi; kimi can aldı, kimi bedenini sattı. Elinde olmayan olsun istedi, elinde olan daha çoğunu. Özgüveni mi yoktu? Sol göğsü üstündeki yeşil timsah için elini cebine atmaktan çekinmedi, kendisini “ürün” için verdiğine inandırmıştı çoktan, içi rahattı. Ne yazık ki asıl satın aldığı şeyi gözden kaçırdı. Bütün bunlara karşın bir soru yöneltmek isterim 21. yüzyıl Türkiye’sine insan kendi yarattığı şeye tapar mı?

Lidyalılar sağ olsun milattan önce 7. yüzyılda hayata gözlerini açan deist, ateist gözetmeksizin günümüz insanının dini haline gelmiş olan para, insanlığa göz ardı edilemeyecek kadar çok fayda sağlamış ve toplumlar arası patlak vermesi muhtemel birçok olayı henüz başlamadan sonlandırmıştır.

Varoluşunun öncesinde kullanılan takas yöntemi ile kıyaslandığında, paranın öznel yargıyı en aza indirgeyip nesnelerin daha objektif şekilde fiyatlandırılmasına fayda sağladığı, insanların gelir ve harcamalarına bir kesinlik getirerek tasarruf ve birikim yapımını oldukça kolaylaştırdığı görülebilir. Ayrıca ürünlere tek ve sabit bir değer biçilerek olası bir karışıkığın engellenmesi de para yoluyla sağlanmıştır.

Para; kendisi kadar güçlü bir kavramın, insanoğlunun, hayatına tek başına giremeyeceğinin farkındalığıyla borsa, ekonomi, döviz vb. birçok kavramı da beraberinde getirmiştir. Bu kavramlar zamanla kendi içlerinde ufak çaplı bir dünya oluşturarak her insan evladının bir bakışta kavrayamayacağı seviyeye ulaşmış, bununla beraber insanlığa birçok iş imkanı sağlamış ve son olarak verdikleri iş ile insanoğlunu babalarına, nam-ı diğer paraya geri döndürmüşlerdir.

Karışıklıkları ortadan kaldırdı, hayatı kolaylaştırdı üstüne bir de hayatımıza yeni kavramlar getirdi, o halde nedir herkesin bu parayla derdi? Nereden başlamak gerektiği şüphelidir ki paranın günümüz toplumundaki yeri şahsımı en çok irite eden konulardan birisidir. Gözlerimiz yeşil kağıtlar ile öylesine kör edilmiş, dillerimiz öylesine susturulmuş…Bu illet ailemiz, hayalimiz, dostumuz, eşimiz olmuş, günün sonunda bir de bakmışız ki onunla alamayacağımız şeyler onun uğruna yitip gitmiş. Kiminin gözünde ilk nefesini aldığı günden beri para öylesine yüceltilmiş ki gözleri bağlı bir şoför edasıyla sebebinin bile bilincinde olmaksızın paranın götürdüğü yere gidiyor.

Günümüzde sıradan bir insanın yaşamını ele alırsak doğduğunu, iyi bir iş için yıllarca öğrenim gördüğünü, bütün bu çabaların sonucunda ise kesin olmamakla beraber bir iş sahibi olarak gençliğini farkında olmadan yoluna feda ettiği yegane hedefe, paraya, sonunda ulaşabildiğini gözlemleyebiliriz. Bana soracak olursanız bu zahmetli yolculuğa başlamadan önce kendimize sormamız gereken bir soru vardır: “Neden?”. Neden bunca insan üzerinde rakamlar yazılı bir parça kağıt için bunca şeyi yapıyor? Neden insanoğlu paraya bu kadar aç? Söz meclisten dışarı parayı refah seviyesini arttırmak, karın doyurmak vb. doğal ihtiyaçların dışında kullanma açlığıdır vurgulamak istediğim. Fikrimce bu açlığın asıl sebebi kağıt parçasında değil, o parçanın açtığı kapılardadır. Ne yazık ki… İnsanoğlunun yaptığı gideceği hedeftense hedefe giden köprüye ulaşmaya çalışmaktır. Öyle ki bir süre sonra köprü gözüne hayalinden daha çekici, mutluluğundan daha ileri gelmeye başlar.

Demem o ki para kavramı olmayan bir dünyada düzen kurulması ihtimal dahilinde olmadığı gibi hayat da oldukça zorlaşırdı. Paranın varlığı bir gereklilik haline gelmiş olsa da paraya günümüzde sıklıkla karşılaşabileceğimiz dolar tasmalıların gözünden bakmamak, onu bir amaç değil bir araç olarak görmek hayatımıza büyük ölçüde mutluluk katacaktır. Şimdi yazımın başında sorduğum soruyu yazımın sonunda cevaplandırmak istemekteyim: “İnsan kendi yarattığı şeye tapar mı?” Manevi olarak nasıl isimendirileceği şahsa münhasır fakat cevap evet dostlarım, biyolojik olarak insan tapar. Sorumu da cevaplandırmış olarak burada yazımı noktalamak niyetindeyim. Paranın kalbinizde değil cebinizde olması dileğiyle…

About Author