Tüy Yumağı

0

On beş yaşındaydım. Artık büyümüştüm ama annem büyüdüğümü kabullenemiyordu. Evde tek kalamayacağımı, kalırsam da korkacağımı düşünüyordu. Ama ben bu düşüncenin doğru olmadığını ona kanıtlayacaktım. Bunu kanıtlayabilmek için önce annemi ikna etmem gerekiyordu.

Akşam yemeğinde annem ve babamı karşıma aldım. Artık büyüdüğümü, bu hafta sonu onlar Eskişehir’e gittiğinde evde tek kalabileceğimi söyledim. Önce annem biraz mırın kırın etti ama sonra ikna oldu. Bu hafta sonu evde tek başıma kalacaktım, çok heyecanlıydım, bütün ev benimdi. Annemlerin gideceği günü iple çekmeye başladım. Sonunda cuma akşamı gelmişti. Annemle babam bavullarını arabaya yerleştirip tam yola çıkacaklardı ki annem arabadan indi ve yanıma geldi. Annemi ilk defa ağlamaklı görüyordum. Bana sıkı sıkı sarıldı ve yemeklerin dolapta, telefonun var zaten günde sık sık ara ve kapıyı kitlemeyi unutma diye tembihleyip arabaya geri bindi. Sonunda gitmişlerdi ve üç katlı ev bana kalmıştı. Hemen içeri girip kapıyı kitledim. Mutfaktan cips, patlamış mısır ve meyve suyu alıp televizyonun karşısına geçtim. Televizyonda en sevdiğim oyuncunun filmi “LUCY” vardı. Filmi izlerken bi an da yukarı kattan sesler duymaya başladım. Kendi kendime ” Evde benden başka kimse yok neyden geliyor bu sesle.” diye düşünmeye başladım. Sanırım annem haklıydı, çok korkuyordum. Televizyonu kapatıp, koşarak odama gittim. Anladım ki sesler çatı katından geliyordu. Ama şu an çatıya çıkacak cesaretim yoktu. Odamın kapısını kitledim, yatağa girip uyumaya çalıştım. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki uyuyamıyordum. Sanırım bir süre sonra uyuya kalmıştım çünkü sabah telefonun alarmı ile yataktan fırlamıştım.

Yavaşça kapımı araladım, koridora baktım. Her şey yerli yerinde duruyordu. Kapıyı tamamen açıp aşağı indim, burda da her şey normaldi. Mutfaktan merdaneyi aldım, cesaretimi topladım ve çatı katına çıktım. Burası da eskisi gibiydi, tam arkamı döndüm aşağı iniyordum arkadan bir “miyav” sesi geldi. Arkamı döndüğümde küçük ve yuvarlak pencerenin altındaki eski, püskü kolinin içinden bana bakan bir kedi yavrusu vardı. Dün akşam gelen o sesleri bu duman rengi minik kedi çıkarıyormuş. Kediyi kucağıma aldım, sanırım karnı acıkmıştı. Mutfağa inip kediye süt verdim ve bende kahvaltı ettim. Evimizde nereden geldiği belli olmayan minik ve gri tüy yumağına benzeyen bir davetsiz misafir vardı.

Ben bu minik, gri tüy yumağına benzeyen kediyi çok sevmiştim. Cumartesi bütün gün kediyle oynamıştım, tabi ki ödevlerimi de yapmıştım. Akşamleyin televizyonun karşısında kediyle beraber uyuya kalmıştım. Sabah yüzümü yalayarak uyandırmıştı beni bu minik tüy yumağı. Bugün yani pazar günü öğlen annemler gelecekti. Bu tüy yumağına kısa sürede çok alışmıştım. Annemin bizimle kalmasına izin verip, vermeyeceğini düşünüyordum. Annemler geldiğinde kapıyı tüy yumağı ile beraber açtık. Annem kediyi görür görmez kucağına aldı ve nereden bulduğumu sordu. Bende başımdan geçenleri anlattım. Annemde çok sevmişti tüy yumağını. Anneme bizimle kalabilir mi diye sordum ve neyse ki evet dedi ama önce veterinere götürüp bakımlarını yapmamız gerek dedi. Çok mutlu olmuştum, adını “Tüy Yumağı” koymaya karar verdik. Ertesi gün pazartesiydi ve ben okula gitmemiştim çünkü annemi okula gitmemek için ikna etmiştim. Tüy Yumağını ilk veteriner deneyiminde yalnız bırakamazdım. Benim minik kedim ilk başta veterinerden korkmuştu ama sonra alıştı ve bütün bakımları yapıldı. O günden beridir Tüy Yumağı ile hiç ayrılmadık.

About Author