Virüs

0

Sabah komodinimde duran siyah üstüne kırmızı çizgili özel tasarım çalar saatimin tiz sesiyle uyandım, kapatıp kalktım. Gardırobumun yanında çok küçük gözüken çalışma masama oturdum. Gece bitiremediğim ödevimi tamamlayıp giyindim. Servisin kornasıyla irkildim, hemen inmem gerekti çünkü sadece bir dakika bekliyor sonra gidiyordu. Çantamı ve montumu alıp altmışdan geriye sayarak ve basamakları çifter çifter atlayarak servise koştum. Servise bindiğimde okul başkanı saçımı okşadı ve ‘nasılsın çocuk ‘dedi. Lise bire gidiyordum bizi çocuk olarak görüyorlardı.

Akşam kardeşim, kuzenim, ben, annem ve babam birlikte yemek yedik. Kuzenim küçük kardeşimle yaşıttı ve kardeşimle çok iyi anlaşıyorlardı. Ara sıra bize gelip kalıyor, kardeşimle oyunlar oynayarak güzel vakit geçiriyorlardı.

Odama çıkıp yarınki projeyi tamamlamaya başladım. Müziğin sesini açıp dinlemeye başladım, önceki evimiz aklıma geldi. Ne zaman müziğin sesini açsam yan komşumuz duvara vurur ve ‘sesini kapatın!’ diye bağırırdı. Henüz iki ay önce taşındığımız bu ev müstakil olduğundan rahatça yüksek sesle müzik dinleyebiliyordum. Bu evin dışında her tarafı sarmaşıklarla kaplı bir kuyu var. Kuyunun yanına gidip duvarları incelemeye başladım gözüme parlayan bir tuş çarptı. Tuşa bastım ve duvardan  gürültülü bir şekilde delik açıldı. İçi bomboştu, tam geri kapatacakken bir bilgisayar ekranı çıktı. Klavyesi yoktu, üstündeki tozları üfleyip açma tuşuna bastım, ekranda kırmızıyla şifre yazıyordu , ekran görüntüsü gidip geliyordu. Şifre olarak aklıma ilk gelen kuyu evini yazdım ve açıldı. Tok sesli bir adam konuşmaya başladı, korkup bilgisayarı kapattım.Dediği kelime virüstü.

Sabah uyanır uyanmaz olup biten her şeyi Ege’ye ve Alp’e anlattım.Beni ciddiye almadılar. Onlarla birlikte yapraksız uzun, ürkütücü ağaçların arasından ve uçurumun yanından geçerek kuyuya vardık. Tuşa bastım ve yine aynı adam konuşuyordu. Bu sefer daha yüksek bir sesle’ virüs’ diye bağırdı. Ege ekrana dokundu hemen bilgisayarı kapattım ve kuyudan ayrıldık. Bir sonraki gün ege okula gelmedi annesini arayıp ne olduğunu sordum, ağlıyordu. Ege bağırarak babamın adını söylemiş ve balkondan atlamış. Annesi yüksek sesle ve sinirli bir şekilde neler olduğunu sordu, bilmediğimi söyledim.

Egeye ne olduğunu bilmiyordum ama bilgisayardaki adam ile alakalı olduğuna emindim. Sonraki gün yine kuyuya gidip bilgisayarı açtım neler olduğunu sordum ve yine virüs diye bağırdı. Bu sefer sesi beni korkudan arkama düşürecek kadar yüksekti korkup bilgisayarı kapattım. Birkaç saat sonra annesinin de aynı şekilde öldüğünü öğrendim. Ege’nin babasını arayıp ‘Ege annesine dokunmuş muydu’ diye sordum. Dokunduğunu hatta ona da dokunduğunu söyledi, tam kapatıyorken bir bağırma sesi duydum, seslendim ama ses vermedi. Polisleri aradım ve birlikte Egelerin evine gittik.

Polisler yaptıkları incelemeler sonucunda bunun bir tür virüs olduğunu ve her tür yolla bulaştığını söyledi. Kardeşime ve kuzenime yaşları küçük olduğundan  olayları anlatmamıştık. Alp beni aradı tabii ki telefonu açmayacaktım. Kuzenimin telefonumu eline aldığını gördüğümde  ‘sakın o telefonu açma!’ diye bağırdım. Ama geç kalmıştım kuzenim çoktan telefonu açmıştı.

Kuzenimin ölümünün üstünden birkaç ay geçmiş,  virüs aşısı üretilmiş,  virüsün sebep olduğu ölüm sayısı ise neredeyse sıfıra düşmüştü. Çalışma masamdan kalktım sandalyeyi ileri doğru itip camın önüne doğru yavaşça yürümeye başladım. Camımın önündeki lamba ve diğer birkaç eşyayı yere fırlattım, çığlık atıp kendimi aşağı attım, ne yaptığımın farkında değildim. En son hatırladığım yere kalan son bir kaç metreydi.Ama ben yaşamaya devam ediyordum ama hastane yatağına bağlı halde.

(Visited 1 times, 1 visits today)

About Author