YAŞAM ALANI

0

Yaşam alanı tercihinin öncelikli olarak yaşam kalitesi kavramını tanımlanmasını gerektirdiğine inanıyorum. Yaşam kalitesi, Wikipedia’da “bireylerin veya toplumların genel refah ve erişim düzeyi” olarak tanımlanmaktadır. Refah düzeyini belirleyen göstergeler arasında, kaliteli çalışma imkanlarının genişliği, doğal çevre alanlarının yoğunluğu, sağlık hizmeti koşulları, eğitim imkanları, teknolojinin yayılımı ve ulaşımı, sanatsal etkinliklerin yoğunluğu ve çevresel koşulların düzeyi yer almaktadır. Bu bağlamda, sürdürülebilir bir yaşam kalitesi sunabilen yaşam alanlarında yetişkin hayatımı geçirmeyi arzu ettiğimi ifade etmek istiyorum. Bu yazıda, yaşam alanı tercihimi sürdürülebilir yaşam kalitesi göstergelerine dayalı olarak analiz etmeye çalışacağım.

Biraz önce sergilemiş olduğum göstergeler açısından bir karşılaştırma yapıldığında sadece bazı büyük metropollerin, diğer büyük metropollere ve küçük şehirlere oranla geniş bir yaşam kalitesi imkanını insanlığın hizmetine sunabildiğini söylemek mümkündür. Çağdaş ve sürdürülebilir merkezi ve yerel yönetim hizmetlerini uygulayarak idare edilen bu büyük metropoller, orada yaşayan insanların yaşam kalitesi standartlarını yükseltmeyi başarabilmişlerdir. Bu bağlamda, çağdaş yöntemlerle yönetilen ilk, orta, lise ve üniversiteler tarafından sunulan yüksek standartta eğitim imkanları, arzulanan seviyede bir entelektüel çevrenin yaratılmasınıntemelini oluşturmaktadır. Bu eğitim kurumlarında kaliteli eğitim alan metropol vatandaşlarından oluşan bir küme, zengin bir iş piyasasanın oluşturulmasını da mümkün kılmaktadır. Bu iş piyasasının yarattığı ağ etkisi ise çok zengin bir girişimcilik ve inovasyon ortamı ortaya koymaktadır. Böyle bir dinamik etkiyi, yaşam alanı tercihim açısından öncelikli görüyorum. Buna ek olarak sanat etkinliklerinin sayıca fazla olması yine bu entelektüel ortam ile ilşkili bir özellik göstermektedir. Bir yaşam çevresinde ikamet eden insanların entelektüel seviyesi ile sanat etkinliklerinin yoğunluğu arasında birebir ilişki olduğunu düşünüyorum. Özellikle konser etkinliklerinin sayıca fazla gerçekleştirildiği yaşam alanları birincil tercihim olacaktır. Sunulan sağlık imkanları ise benim için diğer bir önemli tercih göstergesi olur. Sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bir yaşam alanı benim açımdan tercih edilebilir olmaktan uzaktır. Bir diğer gösterge ise rekreasyon alanlarının genişliğidir. Sürdürülebilir bir yönetim anlayışı ile idare edilen bazı büyük metropoller, bu açıdan da büyük bir zenginlik sunmaktadır. Bu gösterge ile paralellik gösterecek şekilde bir yaşam çevresinin enerji ihtiyacının sürdürülebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak sağlanması, yaşam kalitesini arttıran olmazsa olmaz unsurlardan biridir. Böyle bir doğal çevre, o çevrede yaşayan insanların psikolojik sağlığını da olumlu yönde etkileyecektir. Son olarak teknolojik imkanların genişliği ve yayılımı büyük bir önem kazanmaktadır. Büyük metropollerin bazıları bu yayılımı mümkün kılmaktadır.

Bir genelleme yapmak mümkün olmamakla birlikte dünyada bazı metropollerin yaşam kalitesi göstergeleri açısından göreceli olarak olumlu bir performans gösterdiklerini söylemek mümkündür. Sosyal, ekololojik ve ekonomik sürdürülebilirlik boyutlarında çağdaş bir yaşam alanı sunabilen bu büyük metropoller benim açımdan öncelikli yaşam alanı tercihi olacaktır. Bu bağlamda, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinin belirlendiği araştırmaları düzenli olarak analiz etmek önemli bir veri sunabilir diye düşünüyorum.

About Author