Yaşıyor muyuz Gerçekten?

0

Hayatımızı geçireceğimiz şehir, sokak çoğu zaman insanlara bir sorun teşkil etmez ancak detaylı düşündüğümüzde aslında ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Her ne kadar istenen her an başka bir eve başka bir şehre hatta başka bir ülkeye taşınabiliriz gibi görünse de hiçbir zaman bu kadar kolay değildir. Nasıl insanlara bağlanıyorsak yaşam alanımıza da bağlanırız çünkü bir düzenimiz olur. Çevremizde her şeyden vazgeçip bir yerlere gidebilecek insan sayısı bir elin parmağını geçmez çoğu zaman. Gidebileceğini söyleyen insanlar da muhtemelen kendini kandırır çünkü o insanların hayatlarına baktığımızda her gün aynı evden çıkıp aynı eski sokakları kullanıp aynı iş yerlerine okullarına giderler. Bazen gerekli olsa da ve günlük rutinimiz bizi ne kadar sıksa da rutinin dışına çıkmak da bizi bir o kadar yorar. İşte tam da bu yüzden yaşayacağımız yerin bizi mutlu etmesi çok önemlidir.

Eğer bana birkaç yıl önce “Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir şehirde mi yaşamak istersin?” diye sorsalardı görkemli binalara, kalabalık caddelere, alışveriş merkezlerine ne kadar hayran olduğum düşünülürse muhtemelen büyük bir şehir derdim.

Hatta New York gibi büyük metropoller benim için müthiş derecede güzel bir hayaldi amma velakin bu hayallerime eskisinden daha yakın ve hala o görkemli gökdelenlere hayran olduğum halde belki yine bu gibi şehirlere çok yakın fakat o insanların seslerinden olabildiğince uzak bir yerde yaşamak isterim çünkü artık o çok gerekli(!) yorumlarından hatta bazen etrafımda bulunmalarından bile çok sıkıldım. İnsanların fazla sosyal(!) olduklarından dolayı kendilerine bile zaman ayıramadıklarını düşünüyorum. Aslında başkalarının etkisinde kalmadan kendinle oturup konuşmanın deli damgası yemek uğruna sağlıklı olduğu kanaatindeyim. O ne der, bu ne giymiş derken, son trendleri takip ederken, sosyal ağlarda kim nerde kiminle oynamadan duramıyoruz sanki.

Belki de yaşam alanımız bizi böyle biri olmaya itiyor. Oysaki benim yaşamak istediğim yerle bu anlattıklarımın alakası bile yok. Ben gerekli yerlere ulaşımı olan, bana değişik uğraşlar ve hobiler kazandırabilecek, mesafeli ama samimi az sayıda ama samimi komşuların olduğu fazlaca büyük olmayan bir yerde yaşamak isterim tabii herkes gibi dozunda. Gereğinden fazla böyle bir yerde yaşamak sizi hayattan koparır. O muazzam şehirlerde bir işte çalışırken yaşamak isterim böyle bir yerde. Zaten gün içinde insanların kocaman seslerini ve şaşaalı görüntülerini yeterince görmüş olacağım. Elbette bütün hayatımızı yalnız geçiremeyiz ama zaten gerekli olan insancıklar da sana her zaman bir telefon uzaktadır. He bu arada bu insancıklar da sosyal olmak uğruna öyle 350 tane olmamalı birkaç tane kaliteli insanla hayatını idame ettirebilirsin. Ne demiş atalarımız “Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz.” Ben de ekliyorum “Çok arkadaş gerçek olmaz.” Zaten hiçbir şeyin fazlası iyi değil. Somutlaştırmak adına iki basit örnek vereceğim: internet ve çikolata. Eğer amacı doğrultusunda kotayı aşmadan tüketirseniz bu şeyleri size olumlu geri dönüşleri olur ancak biraz fazla kaçırdınız mı sizin yaşamınızı bile tehdit edebilir. Aynı bu iki örnek gibi ancak biraz farklı olarak çok insan tanımanın sana pek bir zararı olmaz  hatta bazı konularda yararı bile olur ama onların hepsine arkadaş demenin sana zararı olur. Belki bu çağda da değil gerçi. Etrafıma bakıyorum herkes daha çok arkadaş daha çok insan istiyor etrafında, sadece popüler olma uğruna gerçekliklerini kaybediyorlar. Herkese sahte gülücükler, sahte sevgiler dağıtıyorlar.

Peki, gerçekten birilerine ihtiyaçları olduğu zaman ne oluyor? Maalesef genelde yanlarında kimsenin belki birkaç kişinin olmasıyla sonlanıyor. Zaten bu insanlar kendi kendilerine mutlu olamadıkları için bu arkadaşları ediniyor belki de. Ne kadar çok insan olursa etraflarında kendilerinden o kadar kolay kaçıyorlar çünkü. Ama tek bir tavsiyem var bu insanlara kendi kendine mutlu olmayan başkasıyla mutlu olamaz. Önce kendilerinden başlamalı insanlar sevmeye sonra başka insanları, başka canlıları sevebilirler. Zaten topluluktan uzaklaşma nedenlerimden biri de bu insanların birbirine saygısı yok ki ben yine bunun en büyük sebebinin o insanların özsaygıları olmadığından dolayı olduğu düşünüyorum.

Kısacası insanlardan olabildiğince uzak, ihtiyacım olduğunca yakın olmak isterim. Yaşadığım yer de bunu için oldukça önemli. Tabi bu insanlıktan kopuş da benim bir şeyler başarmamı önlemeyecek olmalı. O her şeyi başaran önemli insanların yerlerinde ben de oturabilmeliyim. Sadece kendimi fazla kaptırıp o aslında mutsuz insanlardan biri olmadan.

About Author