11 ve 7

Havanın hayli sıcak olduğu bir bahar sabahı 11 yaşındaki çelimsiz çocuk 7 yaşındaki kardeşinin zayıf yüzünü inceliyordu. Suriyeli bir annenin Suriyeli bir babadan olma çocuğu 11 yaşındaki Sayid ve onun gayrimeşru üvey kardeşi 7 yaşındaki Usama, doğumlarından önce yazgıları hayat tarafından bozulmamak üzere yazılmış olanlardandı.
Sayid gözlerini kardeşinin huzurlu, esmer yüzünde gezdirdikten sonra kardeşinin kapalı gözlerinde gezintisini sonlandırdı. Ayakta durduğu süre zarfında sol elinde beklettiği su şişesinden iki büyük yudum aldıktan sonra şişeyi hafifçe sıkarak uyuyan kardeşinin kafasına boşalttı. Usama neye uğradığını şaşırmış halde abisinin bozgunun onda yaratmış olduğu korku şaşkınlığın ona hissettirdiği yoğun savunmasızlık duygusunun tetiklemesiyle hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Usama onun bu denli şiddetle ağlamasına sebep olan bozgun sayesinde bir süre abisinden nefret edecek olsa da Sayid mülteci olarak geçirdiği son 6 yılda tanıdık birisinin tokadıyla sertleşip nasırlaşmayan suratların hayatın tokadıyla dağılmasına çok kez tanık olmuştu. O kendince yalnızca küçük kardeşini eğitiyordu. Yumuşak olanlar sertleşmeye ya da çiğnenmeye mahkumdu.
Bu ufak çaplı kargaşanın üzerinden bir buçuk saat geçmiş, Usama ile Sayid Ankara’nın Ümitköy semtinde yer alan kavşakta ellerinde mendillerle araba araba gezmeye başlayalı bir saatten fazla olmuştu. Usama sevimli yüzü ve ufak bedeni sayesinde her gün olduğu gibi o gün de Sayid’den daha fazla para topluyordu. Ters bakışlar ve küfürlerle oldukça iç içe olan Sayid ise bir gün Usama’nın bunlarla yüzleşmek zorunda kalacağını biliyor, işte bundan korkuyordu.
Güneş tepedeki yerini yavaş yavaş terk etmeye başlamışken 2016 model bir Porsche Cayenne Usamanın yürümekte olduğu tarafın aşağı yukarı on adım gerisinde durdu. Arabadan inen 20’li yaşlarının başında görünen temiz yüzlü genç Usama’ya doğru hızlı adımlarla ilerliyordu. Araba kenara çektiğinden beri gözlem yapmakta olan Sayid gencin Usama’ya doğru ilerlediğini görünce koruma içgüdüsüyle Usama’ya yöneldi. Usama’nın yanına vardığında genç elinde taşıdığı poşetten çıkardığı iki dondurmadan birini Usama’ya verdikten sonra diğerini Sayid’e uzattı. Daha önce hiç böyle bir tutumla karşılaşmamış olan Sayid ne yapacağını bilemez halde dondurmayı aldı. Genç, ağzından “Biraz gezdireyim mi sizi, ne dersiniz?” kelimeleri dökülürken Usama’nın hayatının geri kalanı boyunca o günden “Mucizelere inanmazdım, ta ki o güne kadar.” şeklinde bahsedeceğinden habersizdi.
Arabayla yaptıkları Usama’ya rüya gibi gelen pek kısa da sayılmayacak gezintinin ardından Usama yüzündeki kocaman gülümseme ve 7 yaşındaki bir çocuğun olağanca içtenliğiyle sonradan adının Ömer olduğunu öğrendikleri gence teşekkür etti. Sayid de başta mırın kırın edip sert havasını bozmamaya çalışmışsa da o da gence teşekkür etmeyi unutmadı fakat onun teşekkürünün sebebinin tamamen farklı olduğunun anlaşılmasına daha iki dakika vardı.
Gence veda etmelerinin ve arabanın uzaklaştığını görmelerinin ardından Sayid pantolonunun kenarından bir kol saati, iki zincir, güneş gözlüğü ve insaf edip içerisinden kimlik ve kredi kartlarını çıkarmış olduğu deri cüzdanı çıkardı.

(Visited 49 times, 1 visits today)