12 Yaşındayken Kahramanlığa Adım Atmak

Vatan uğruna canınızı feda edebilecek kadar çok önemli işler yapmanızın karşılığında kafir olarak görülüp cezalandırılsaydınız ne düşünürdünüz? Jeanne d’Arc ülkesini kurtarmak için savaşmış daha sonra milleti tarafından cadı ilan edilmiştir.

Tam anlamıyla Fransa ve İngiltere arasında olan Yüzyıl savaşlarının en kanlı döneminin ortasında 1412 yılında Meuse‘deki Domremy köyünde doğdu. Küçük yaştan beri yaşadığı topraklardaki acı ve sefaleti görmeye başlamıştı. İngiliz ordusuna karşı Fransızlar canla başla savaşıyorlardı. 12 yaşına geldiğinde Jeanne rüyasında Hristiyan azizelerin onu ülkesini kurtarabileceğine dair cesaretlendirdiğini görüyordu ve bu azizeler ona kutsal bir kaderi olacağını söylemeye başladı. Büyüdükçe de duyduğu gaipten gelen sesler ve görüntüler giderek arttı ve sonrasında 16 yaşına geldiğinde ülkesini kurtarma görevinin ona verildiği ve ülkenin gerçek hükümdarına taç giydirilmesi gerektiği yolundaki inancı gittikçe arttı. Kendisine Tanrı’nın verdiğini düşündüğü bu önemli görevi çevresindeki insanlar ve ailesi saçma ve teklikeli buluyordu. Ailesi onu vazgeçirmeye çalışsa da Jeanne Kral’ın izniyle savaşa katıldı. Kral’dan izin almasıyla din adamları onu kutsal bir kurtarıcı olarak gördüler.

 

1429 yılında İngiltere’nin işgalindeki Orleans kentini geri aldı ve bu başarısı onun şöhretini arttırdı. Ayrıca milletinin güvenini ve saygısını da kazandı. Bu zaferle Fransa yükselişe geçti. Jeanne’in bu başarısı ne yazık ki uzun sürmedi. 1431 yılında İngilizler tarafından esir alındı ve yargılanmak için Katolik Kiliesi’ne bağlı olan Engizisyon mahkemesi karşısına çıkartıldı. Mahkeme onun gaipten sesler duyarak savaşmaya çalışan bir kafir olduğunu düşünüyordu. Yargılama sonucu günahlarının cezası olarak idam cezasına çarptırıldı. 1431 yılının 30 Mayıs gününde Fransa’nın Rouen kentinde büyük bir kalabalığın önünde diri diri yakılarak ölüme terk edildi.

1436’da Paris, İngilizlerden geri alındı ve 1453’te Yüzyıl Savaşları sona erdi. 25 yıl sonra Kral Jeanne’in geçmiş davasını tekrar yargılayarak Jeanne’in adını temize çıkardı. 1919 yılında ise Jeanne ülkesi için yaptığı şeyler sonucunda kutsal bir azize olarak ilan edildi ve hep akıllarda kaldı.

Düşünebiliyor musunuz? Henüz 12 yaşında bir çocukken ülkeniz uğruna kahramanca savaşıp zaferler elde ediyorsunuz. Ancak bunun karşılığında her ne kadar babanız din adamı olsa da kafir damgası yiyerek yakılıyorsunuz ve yıllar sonra değeriniz anlaşılınca unutulmayacak bir kahraman ilan ediliyorsunuz. Bizler ise 12 yaşında ebeveynlerimizin himayesinde bir çocuk edasında korunmakta; değil ülkeyi, kendimizi korumak için bile yeterli olamamaktayız.  

Buradan anlaşılıyor ki zor şartlarda küçük yaşlarda da olsak yaşımızdan beklenmeyecek kadar büyük işler başarabiliriz. İlla bu gibi cesur davranışlar sergilememiz için zor şartlar altında olmamız mı gerekiyor? Küçük yaşlardan itibaren koruyucu kanatlar altında büyütülmek yerine biraz daha kendi ayaklarımızın üzerinde durmamızı sağlayacak cesur adımlar atmamıza fırsat verilmelidir.

Bu fırsatları çocuklara verebilmek için öncelikle toplumun bakış açısının değişmesi gerekmektedir. Şimdiye kadar bizlere yöneltilen “Su küçüğün, söz büyüğün; büyüklerin işine karışma” gibi sözler bizleri ne kadar büyük işler yapmamıza teşvik edebilir?

 

(Visited 53 times, 1 visits today)