İnsanlar

İNSANLAR..

İnsanlar da ülkelere benziyor
Sınırları var, yüzölçümleri
Yasaları var
Bayrakları, ilkeleri
Kimi dağlık bir arazidir.
Kimi kıraç
Kimi bereketli
Kimi dardır
Kimi engin gözalabildiğince
Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
Sonuçta ne küçümse insanları kızım
Ne de önemse gereğinden çok
Ama anlamaya çalış
Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri 

                                    -Ataol BEHRAMOĞLU

   Şu ölümdü dünyada ne kadar yaşar ki insanoğlu ve kaçından sonra kendine o sınırları çizer.Sonra da çizdiği sınırları herkes kolay kolay aşmasın diye neden duygusuyla bütünleşmiş kalbini değil de mantığıyla terbiyelemiş beynini koyar kıdemli güvenlik amiri misali.En sonunda da ilkeler girer insanın içinde yaşattığı devrimden sonra oluşturduğu yeni bir karakter ama o da aynı bedene mahkum olan bir karakter.Ancak yine de düşünmek lazım bu sınırları koyanın yüzölçümünü nedir ne değildir ve nasıl genişler kendi vatanına sıkışıp boğulmamak için. Ataol BEHRAMOĞLU’nun bana çağrıştırdıkları bunlar diye sözü kısa kesmeyeceğim size çünkü yüzeysel olarak görünen budur diye düşünmekteyim.Daha öncesi vardır elalebet ama bulmak için nefesimizi toplayıp daha derine inmek lazımdır diye düşünmekteyim.
   Tıpkı Ataol Behramoğlu gibi ben de elimden geldiğince insanı vatan üzerinden anlatmaya çalışacağım.Mesela Türkiye ya da daha da öncesi olan Osmanlı Devleti ne çok acılar çekti kendi sınırlarını belirlemek,ne kanlar döktü bir karış toprağa sahip olmak için değil mi?1453 İstanbul fethini yapan Fatih Sultan Mehmet doğru zaman için yıllarca düşünüp en doğru kararı vermeye çalışmadı.Yani binlerce askerle birlikte acılar çeken devlet kendine bağlı kalmadı mı Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar.Lakin Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar yıkılan Osmanı devleti kim bilir ne çok sona ne kadar yanaşmıştı ve de ne denli yıkılmıştı.Ardından Türkiye Cumhuriyeti o hilal yıldızlı bayrağı dikmek için çok kanlar acılar çekmedi mi?Türkiye Cumhuriyeti dimdik durup Osmanlı devletiinin uzun bir süre boyunca sahip olduğu sınırları kontrol altına almak zorundaydı çünkü zaten o devlet sınırları için çokça acı çekmişti.Peki ya sonrasında noldu yani Türkiye Cumhuriyeti o sınırları korumak için neler yaptı biliyor musunuz?Koskacaman millet kanıyla canıyla karışısında durdu düşmanların.Sonrasındaysa sınırlar eskisinden daha küçük bir şekilde çizilmiş olsa da yüzölçümü belirlenmişti Türkiye Cumuhuriyeti’nin.Son olaraksa devrimler yapılır ülkenin gelişmesi için,ilkeler birliği elde tutmak için ve de yasalar konur sınırları kontrol altına almak için.Sınırlaraysa yaklaşan düşmanı geri çevirmek için askerler konur.Bunca sistem kurar devlet kendi için çünkü kolay değildir sınırları koymak için geçen süre,dökülen gözyaşları.   
    Şimdi  karmakarışık olarak size bir vatanın günümüzdeki yaptıklarının bir anlamı olduğunu anlatmış olsam da demek istediğim tıpkı bir devlet gibi insanın da eveliyatı vardır.İnsanlar da tıpkı ülkeler gibidir,bir devleti gibidir.İki tarafta belirli bedeller öderler o sınırları kararlaştırmak için ama arasında iki büyük fark vardır insanla ülkenin.Ülkeler sınırlarını küçültmemek,kontrol altına almak isterler ödedikleri bedellerle,acılarla ve bir ülkenin geçmişini herkes bilir ya da kolaylıkla öğrenilebilir.Ancak insanlar  ödediği bedelleri ve çektikleri acılar sonucu sınırlarını küçültmek isterler içlerine kapanıp dışarıdan kendini korumak için ve de o insanın geçmişi ancak kendisi bilebilir.O yüzden öğrenmek lazım bir insanın bu sınırları çekme,o ilkeleri yasaları koyma sebebini.
(Visited 64 times, 1 visits today)