Ya Duygularımız Kıskanç Olsaydı?

Duygularımız kıskanç olabilir mi? Öfkeli olduğumuz anda mutluluk kıskansa nasıl olurdu ki?
Yakın zamanda yola çıkacak bir kaşif varmış. Bu kaşifin uzun zamandır beklediği keşifin gerçekleşmesine çok az zaman kalmıştı. Fakat beklenmedik bir durum ile karşılaşacaktı. Çünkü bu sefer duygu durumlarını kendisi değil beynindeki kıskançlık duygusunu kazanan mutluluk, öfke, hırs, heyecan duyguları onu yönlendirecekti. Beynimizin belli bölümünde oluşan duygu belirtileri artık kıskançlık duygusuna sahip olmuştu. Mutluluk aralarında en az kıskançlık duygusuna sahip olandı. Çünkü zaten kaşifin mutlu bir hayatı vardı. Mutluluk kaşifin duygularına çok fazla hakim olmak istemiyordu.Öfke görebileceğiniz en kıskanç duyguydu. Her zaman kaşifin duygularına hakim olmak ve diğer duyguların en baskını olmak istiyordu. Hırs bu duruma izin vermeyecek kadar net ve kıskançtı. Heyecan kıskançlık duygusuna sahip olan ve kaşifte en çok duygu değişimine sebep olacak histi.
Yola çıkılacağı zaman mutluluk ve heyecan en baskın duygulardı. Bu durumdan hiç memnun olmayan öfke ve hırs sadece o duyguların altında ezilmekle kaldı. Kaşif son zamanlarda olmadığı kadar mutlu bir şekilde yola çıkmıştı. Aslında mutlu olmaması gerekiyordu çünkü gideceği yerde nelerle karşılaşacağını tahmin dahi edemiyordu. Fakat bir şey vardı, duygularına engel olamıyordu.Yol yaklaşık 12 saat sürdü. 12 saat içinde kaşif birden fazla duygu bozukluğu yaşadı. Öfke kendine engel olamıyordu. Mutluluğa karşı baskın gelmeye çalışıyordu. Hırs, öfkenin bu kıskançlık duygusuna daha fazla dayanamayıp mutlulukla birleşmeye karar vermişti fakat mutluluk kabul etmedi. Neden olduğunu anlayamayan hırs, öfkenin baskın gelmesini kıskanıp ona karşın savaşmayı tercih etti. Bunların hepsi yaşanırken kaşif kendini bir kabilenin içinde esir halde bulmuştu. Kaşifin aradığı şey aslında o topluluğun tanrısıymış.Ne yapacaklarını bilemezken heyecan kendini herkesten baskın bir durumda buldu. Kaşif etrafında birden fazla maskeli insan varken heyecandan delirmek üzereydi. Kaşif artık ne yapacağını bilmiyordu hiçbir duygusunu kontrol edemiyordu. Heyecanın baskın olmasına dayanamayan hırs, gidip o putu alma isteği uyandırdı. Kaşif o kabileden kaçabilmişti fakat içinde bir his o putun yanına gitmemesini söylüyordu fakat kendine engel olamıyordu. Çok istiyordu ve hiçbir engel onu durduramayacak gibiydi. Ve varmıştı işte o tapınak. Tapınağın içine yavaş yavaş girdikten sonra kaşifi bir topluluk bekliyordu. Hırsın baskın kalmasına dayanamayan öfke artık bir şey yapmalıydı. Kaşifin eline silah almasını sağladı ve oradaki tanrılarını korumaya çalışan tüm yerli halkı öldürmesini sağladı öfke. Kaşif kendine geldiğinde ne yaptığına inanamıyordu. Kendine engel olamamıştı fakat neden aynı hisleri şuan hissetmiyordu? Kaşifin içinde sadece bir boşluk vardı. Ve birde mutsuzluk…
Artık hiçbir duygu baskın olmak istemiyordu. Öfkenin yaptıklarından sonra tüm duygulara mutsuzluk ve pişmanlık hakim olmuştu.Kaşif öldürdüğü insanların ortasında dizlerini çökmüş ağlamaya başlamıştı. Evet burada kaşif olarak tanıdığımız kişi aslında bipolar bozukluğuna sahip olan bir insan. Duygularının değişim hızı,bir insanın diğer insanı kıskanıp yerine geçmek,sahip olduklarına sahip olma isteği kadar hızlı . Mutluluk,öfke,hırs,heyecanı beyindeki kartlar olarak düşünmek gerekirse çıktıkları yolda kendi dışındaki tüm kartları yakmayı hedefleyen en sonda tüm kartları yakıp her şeyi yok eden bir yolculuk olurdu.

(Visited 57 times, 1 visits today)