Acılı Günlük

Sabah uyandım, perdenin arasından gelen küçük bir güneş ışığı parçası tam olarak gözüme geliyordu. En nefret ettiğim uyanma biçimi ile uyandırıldıktan sonra yüzümü yıkamak için lavaboya doğru ilerledim. Yüzümü yıkadım, kahvaltıya indim. Bir yandan günlerden cumartesi oluşu mutlu ediyor, bir yandan ise sevdiğim çocuktan ayrılalı yaklaşık üç gün altı saat otuz iki dakika oluşu beni üzüyor. Biliyorum, çoğu ergen kız gibi dakika dakikasına sayıyordum. Çünkü elimden başka hiç bir şey gelmiyordu.

Lanet olası üçüncü kişiler yüzünden başımıza gelmeyen kalmamıştı. Hep derlerdi de inanmazdım, ” ilişkilerin bitme sebeplerin çoğu üçüncü kişiler yüzündendir.”. İnsanlar neden başkaların ilişkileri ile oynarlar cidden anlamıyorum. Kıskançlık mı, nefret mi yoksa zevk mi alıyorlar? Böyle bir şeyi birde en yakın arkadaşınız hatta ”kardeşim” dediğiniz kişi yaptığında duyduğunuz hissiyatı düşünebiliyor musunuz? Bir insan neden en yakın arkadaşının kötülüğünü ister ki? Bugün yine hayattan nefret ederek yazdığım günlüğümün sayfalarına düşen gözyaşlarım yüzünden yıpranan, buruşmuş sayfaları düzeltmeye çalışırken babam ve annem dışarıda kahvaltı yapmak için bir mekandan yer ayarladıklarını söylediler. Kabul ettim ve evden çıkıp arabaya doğru yürüdük. Bir yandan insanlara iyi rolü oynamak zorunda kalıyor,bir yandan ise içten içe acıdan eriyordum. Zaten acı çekmek gizliliği talep etmez mi? Yolun yarısına doğru gelmiştik ve bizi sollayan bir arabanın şoförünü ona benzetmiştim. Sürekli etraftaki arabalara bakıp onu arıyordum. Kendisi 17 yaşında olmasına rağmen babasının arabasını almayı çok sever. Ben yine onun hayalini kurarken birden bir korna sesi duyduk ve ” Pat!” …

Karanlık, çarpışmanın etkisi ile kafamı bir yere vuracak olmalıydım. Hem başım ağrıyor hem de gözümü açmaya uğraşıyordum. Sonunda gözümü açmayı başardım. Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım! Deniz karşımda kocaman tatlı gözlerini açmış bana bakıyordu. Canım… Bir anda nasıl oldu anlamadım ama ağlamaya başladım. Yataktan kalkabildiğim kadar yukarı kalkıp sarılmaya çalıştım. Kokusu, saçı, elleri kısaca her şeyini ayrı özlemişim. Neden burada olduğunu sordum ve bana ”sevgilim trafik kazası geçirmişken evde mi otursaydım” dedi. Evet bu cümleyi kurdu. O anki hissettiklerimi gerçekten tarif edemezdim.

Deniz bir yana, annem ve babamın nasıl olduğunu öğrenmem lazımdı. Hemen doktora seslendim ve nasıl olduklarını sordum. Doktor ikisinin de iyi olduğunu ama yatıp dinlenmesi gerektiğini durumların benden daha kötü olduğunu söyledi. Gün ilerledikçe yataktan kalkıp annemleri göremiyor olsam da Deniz, Deniz’im, Hayatımın asıl anlamı yanımdaydı. Daha ne isteyebilirdim ki. Gün ilerledikçe biz Deniz ile eski olaylarımızı konuştuk ve her şeye açıklık getirdik.Olay tamamen en yakın arkadaşım olacak kişinin kıskançlığı ve arkamdan çevirdiği boş oyunlardan ibaret çıktı. Deniz böyle şeylere inandığı için benden özür diledi ve bir daha bana sormadan bir şeye inanmayacağına karşı bana söz verdi.

(Visited 64 times, 1 visits today)