Adım Adım Yok Olmak

Teknoloji, yapay zeka… Bunun gibi sıradışı varlıklar hayatımıza girmeseydi ne olurdu? Nasıl yapardık? Şu an bu soruları kime sorsam düzgün bir cevap alamam. Çünkü kimse bilmiyor. Belki ben de bilmiyorum. Ancak onlara öylesine alıştık ki onlarsız bir hayat asla yaşanılamazmış gibi geliyor. Ama gerçekten bu kocaman yapay dünyalar bulunmasaydı ne değişirdi hayatımızda?

Bence, insanoğlu olabilecek en açgözlü varlıktır. Hiçbir şeyle yetinmez, idare etmez ve zekası ile her şeyi keşfetmesine, ona yardımcı olabilecek her şeyi bulmasına rağmen doymak bilmez. Her seferinde daha fazlasını ister. Öyle ki doyamıyoruz. Çünkü elimizdekilerin değerini anlamıyoruz. Her şeyi bulmamıza rağmen, bulduğumuz şeyleri ne için bulduğumuzu, onun ne olduğunu ve ne işe yaradığını unutuyoruz. Peki soruyorum: Neden böyle bir hırs var? Neden hep kendimizden daha üstün varlıklar yaratmaya çalışıyoruz? Aslında tüm bunları yaparken kendimizi ortadan kaldırmak için düz bir yolda adım adım ilerliyoruz. Aynı zamanda bu yolda ilerlerken fikirlerimizi, bedenimizi ve en çok da zekamızı kaybediyoruz.

Bana göre, insan beyni Tanrı’nın yarattığı en harika, en akılalmaz şeylerden biri. Her şeyi görebiliyor, düşünebiliyor ve ifade edebiliyoruz. Böylelikle de teknolojiyi doğurmuş olduk. Şu ana kadar teknoloji dünyasında adını bile bilmediğim binbir türlü buluş var. Ama bence bu zamana kadar bulunan en kalıcı buluş internettir. Yanılmıyorsam, internet istediğimiz bütün bilgileri zekamızı yormadan öğrenebildiğimiz bir sanal dünya. Yerinde kullanıldığında olağanüstü olabiliyor fakat dozu aşıldığında tam bir faciaya dönüşebiliyor. İnsanları o ekrana kilitliyorlar mesela. Bütün arama siteleri – google, yandex, bing…-, uygulamalar hepsi insanoğlunu yok etmek için var olmuşlar sanki. Bir şeyi merak ettiğimizde kendimiz arayıp soruşturmak yerine sandalyeye yayılıp internete başvuruyoruz. Ben de yapmıyor değilim tabiki. Artık hepimiz tembelliği hobimiz haline getirdik. Spor yapmak yerine oyundan, araştırma yapmak yerine googledan, bir yeri kendimiz gidip gezip görmek yerine webte resimlerine bakmaktan yanayız. Yani benim buradan çıkardığım sonuç, google gibi yandex gibi arama motorları ya da uygulamalar insana koca bir tembellikten başka hiçbir fayda sağlamıyor. 

Devam edecek olursam, bu teknolojik buluşları, böyle sanal dünyaları kim bulmuşsa çok akıllı biri olmalı. Çünkü sanki bulduğu şeyi tasarlarken bizi hayal etmiş. Ama keşke böyle buluşları ortaya çıkarırken olumsuzlukları da göz önünde bulundursalar. Ve keşke bizler ilk önce neyin ne olduğunu öğrenip öyle kullanmaya başlasaydık. Keşke ilk önce, bulunanların tadını çıkarıp onlarla yetinseydik. Belki böyle olsaydı, şimdi tembel değil, çalışkan ve daha canlı kişiliklere sahip olurduk. Belki çoğu insan monoton bilgisayarın, yayvan koltukların başında değil, kitaplıkların başında olurdu. Başta da söylediğim gibi, tabiki onlara da ihtiyaç var, tabiki onlarda gerekli ama mümkün olduğunca gücümüzün yettiği şeylere de biz koşturalım, biz çabalayalım. İlle de bilgisayarın error vermesini beklemeyelim mesela. Hem unutmamak gerek ki ömrümüzün ne kadar uzun olup olmayacağı da bedenimizi ve zekamızı ne kadar kullanmamıza bağlı.

Kısacası demem o ki, bizim bulduğumuz, bizim yarattığımız şeyler bizi yok etmemeli. Buna izin vermeyelim. Çünkü insan zekası mantık ile düşünüp sorunlara, merak edilenlere cevap vermek için, problemlerimize yönlendirici olmak için vardır.

(Visited 52 times, 1 visits today)