Ah Şu Anılar!

“Çarşamba günü kuzenlerimle buluştuk ve….” isteksizce dinledim arkadaşlarımı. “Ben de en yakın arkadaşımla buluşmayı…” artık sözler kulaklarıma girmiyordu. Herkes başkalarına anılarını anlatarak hava atmaya çalışıyor, herkes adeta birbirleriyle anılarını kapıştırıyordu ama bunları bana anlatarak sadece benim sinirlerim tepeme çıkıyordu. Çünkü benim en yakın arkadaşım yoktu ve herkesi içten içe kıskanıyordum. İçe kapanık, kitaplara ve edebiyata çok önem veriyorum ama bu devirde kitaplara verilen değer sokaktaki bir dilenci gibi yerlerde sürünüyor fakat herkes benim gibi değil. Bence ben çok ilginç bir insanım çünkü küçük detayları hor gören insanlar benim gözümde düşüyor ve hâlâ düşecek. Büyük detayların bir zamanlar küçük bir detay olduğunu anlayamayanlar elbet bir gün küçük şeylerin değerini bilecek fakat bunun için çok geç olacak. ”Ceren… Ceren… Ceren! ” diye bağırıyorlardı sınıf arkadaşlarım. Herkes aptal bir anı dinlemek için elimdeki kitabı bırakmamı istedi. İstemez bir şekilde bıraktım kitabı. Devam etti herkes konuşmaya ve  bir konuşmayan ben vardım. Sonra tam olarak ne oldu anlamadım ama kendimi masanın üstüne çıkmış, bağırarak buldum. “Yeter! Ne yapmaya çalıştığınızı biliyorum. Hepiniz birbirinizi kıskandırmaya çalışıyorsunuz! Ah! Ah, şu anılar! Sadece ben anlıyorum ama kimse konuşmadan önce ya da konuşurken düşünmüyor karşısındaki kişinin nasıl hissedeceğini!” ardından ne dediğimi anlayınca hemen yerime oturdum. Herkes bana dünya rekortmeni bir şarkıcıymışım gibi bakıyorlardı.
İnsanlar artık beni cidden anladılar galiba. Aslında herkes öyle düşünüyormuş fakat kimse deme cesareti bulamamış. Fitili ben ateşlemişim. Bu da benim bir anım aslında. Herkes hayat maceralarını anlatabildim hatta bence anlatmalılar da fakat bunu insanlara karşı bir kıskandırmak için bir faktör olarak kullanmayın ve kullanılmamalı.
(Visited 4 times, 1 visits today)