Algı Maskesi

Kimimiz asıl benliğimizi kendimize açmaktan çok ürkeriz. Bu zamana kadar içimizde sakladığımızı, üzerine kim bilir kaç kat çektiğimiz perdelerin ardındakini görmekten kaçınırız. Çünkü biliriz ki hiçbir insanoğlu hatasız ve günahsız değildir. Bunun bilincinde olan biri için bile sindirmesi zor bir gerçektir bu. Kimse “ben” dediği kişinin hatası olsun istemez, o hataların onu özel yaptığını fark etmez. Bembeyaz bir sayfanın ortasındaki siyah lekeye odaklanır insan çünkü. Bütün dikkatini ona verir, o sayfa artık ne kendisinin gözünde ne de başkasınınkinde temizdir. Noktaları birleştirerek ortaya bir eser koyabileceğinin farkında değildir. Bundan mütevellit de ilerlemeye, başka yanlışlar yaparak, deneyimleyerek öğrenmeye kapatır kendisini.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran başka bir şey de yaratılışından beri sahip olduğu düşünme ve hissetme yetisidir. Kafasını yorar, dur durak bilmeden düşünür, idrak etmeyi dener ve bir karara varır. Halbuki, bu uzun ve zahmetli sürecin sonunda vardığı kararları bile çok sık değişim gösterebilir niteliktedir. Bu da yine insan olduğundan kaynaklanır. Hiçbir zaman tek düze ilerlemez düşünceler. İlerlememelidir zaten. Alışkanlıklara ve şu anki yaşamına odaklanmış biri değişim umamaz bulunduğu hayattan. Lakin bunlardan ve en önemlisi de “insan” olduğundan dolayı da tekrardan o perdeleri aralayamaz. Doğru sandığı veya savunduğu bir görüşten kendisine daha makul olan başka bir tane ortaya çıkınca içten içe ne kadar doğruya varmak, refaha kavuşmak istese de bu zamana kadar ya kendisi ya da bir başkası tarafından ona empoze edilen düşünceye sadık kalmayı seçer ve öyle de kalır. Yenilikten korkar. Etrafındakilerin ne diyeceğini de kestiremez çünkü. Nereden bilebilir ki onların da ona katılıp katılmayacağını?
İnsanları diğer varlıklardan ayıran bir de duyguları ve yine onları da maskeleme huyu vardır. Çok mutlu, üzgün, sinirli ve daha birçok duyguyu yaşamanın onları zayıf yaptığını düşünür. Bu da yine dengesizlikten kaynaklanır çünkü duygular da düşünceler ve hatalar gibi asla tek düze ilerlemezler. Kendisini dünyanın en mutlu insanı zannederken bir anda sanki yere çakılmış gibi de hissedebilir. Bu iç dünyasındaki dengesizlik onu korkutur ama dışarıya başkaları da ondan çekinmesin diye sanki hala aynıymış gibi gösterir. Hatta, neyin doğru olduğunu bilmediği, ne hissettiğini anlayamadığı zamanlar vardır. Aslında dışardan daha tek düze ve “normal” gözükmek için de koyarız bu katmanları. Belirsizlik ve dengesizlik her zaman ruha korku salan etmenlerdendir. Bu katmanlar kendimizi kısaca topluluğa kabul ettirmek ve bir parçası olmak içindir. İnsan kendi kimliğiyle konuşurken pek az kendisi gibidir, ona bir maske verilirse gerçeği anlatır ancak.

(Visited 50 times, 1 visits today)