Alışkanlıklar İçinde İnanç

0

İnsanlık tarihi boyunca, insanlar; kimilerine göre varoluşsal, kimilerine göre diğer sebeplerden ötürü sürekli bir arayış içinde olmuş, bu arayışlarını ibadet ederek veya inandıkları dinde ne yapılması gerekiyor ise onu yapmışlardır. Tüm bunlar dışında ise bunlardan bağımsız olarak mantıksal bir temele dayanmayan inanç ve davranışlara “batıl inanç” denir. Batıl inançların kökeni ise eski Paganizm inançlarında bulunmaktatır. O günden günümüze kadar uzanan bu davranışlar hala dünyanın birçok yerinde uygulanmaya devam ediliyor. Yüzyıllardır aramızda olan bu inançların temel sebebi ne? Günlük hayatımızda kullandığımız basit şeyler bile batıl inanç olabilir mi?

Günlük hayatımızda kullandığımız en basit kalıplar bile toplumumuza aşılanan batıl inançlardan oluşuyor. En basitinden biri Aksıran bir kimseye “çok yaşa!” denilmesinin sebebi eski yıllarda, aksırma sırasında ruhun geçici olarak bedenden ayrıldığına ilişkin inançlardan doğmuş olduğu düşünülüyor. Aksıran kimseyi bu sözlerle sevindirmek, belki de ruhun esenlikle geri dönmesine yardımcı olma amacını taşımakta. Neredeyse her gün kullandığımız bu kalıp bile bir batıl inançtan oluşuyor. Batıl inançlar arasında en yaygın olanlardan biri de, nazar, yani kem gözdür. Bebeklerin kırklarının çıkmasına kadar anneler babalar onları çevreye çirkin göstermeye özellikle dikkat ederler. Nazardan koruduğuna inanılan mavi boncuklar takılır. Özellikle de mavi gözlü ve sarı saçlı kişilerin gözlerinin kaldığı söylenir. Mavi boncuğun koruyucu gücü, büyünün birbirini çektiği inancına dayanır.

Her toplumda yaygın olan bu inançların temel sebebi nedir? Batıl inançlar, bir yönüyle bireylerin temel ihtiyaçlarından olan tutarlı ve işlevsel bir anlam oluşturabilme sisteminin bir ürünü olarak ortaya çıkarlar. Araştırmalara göre, batıl Halk inançları genel olarak insanın inanma davranışının bir ürünü olarak ortaya çıktığı, bununla birlikte bu inançların ortaya çıkmasında, belirsizlik duygusu, güvenlik ihtiyacı, geleceği bilme arzusu ve çaresizlik duygusu gibi birtakım psiko-sosyal faktörler oldukça önemli rol üstlenmiştir. Bu inançların çoğu evrensel olmasına rağmen bilindiği üzere, kültürden kültüre şekillenmiş, ortaya çıkmış olduğu kültürün karakteristik özelliklerini de bünyesinde barındırmıştır.

Sonuç olarak bu inançların hiçbir mantığa dayanmadan, inanılmasını mantık dışı buluyorum. Bilimsel olarak ispatlanmamış, insanları korkutmak için veya geleceği bilme arzusu üzerine uydurulmuş bir takım davranışların, insanların hayatını zorlaştırdığını ve gereksiz korkulara sürüklediğini düşünüyorum. Günümüzde teknolojinin ve bilimin bu kadar ilerlediği bir dönemde, bunlara inanıp hayatlarımızı zorlaştırmaya gerek olmadığı, bu değerli vaktimizi; araştırmaya, bilime harcarsak hem daha huzurlu hem de daha bilinçli bir hayat sürdürebileceğimize  inanıyorum.

 

(Visited 1 times, 1 visits today)

About Author