Alışkanlıklara Alışmak

Alışkanlığa dair herkesin kafasında bir tanım cümlesi ister istemez beliriyor. ’’Gün içerisinde düşünmeden ve bir patern içerisinde yapılan hareketlerdir.’’ Örneğin en basitinden kahvaltıda 2 çay içmek veya dizi izlerken bir şeyler içmek. Yani yüksek ihtimalle bugün bir şeyi yapıyorsak bunu dün de yaptık. Yeni bir alışkanlık edinmek için ya da bir alışkanlıktan uzaklaşabilmek için yirmi bir gün gerekli diye bir bilgi dolaşıyor ortalıkta fakat bilimsel olarak bu bilginin yanlışlığı doğrulanmıştır. Çünkü edinmek istediğiniz alışkanlığın zorluğuna göre buna alışma süreciniz beraberinde artacaktır. Mesela her gün sağlıklı beslenmek adına bir elma yemek 20 gününüzü alacaktır ama her gün sabah akşam koşuya gitme alışkanlığı daha zorlaştığından 60 günü bulabilir. Bunun için ortalama gün sayısı ise 66 gün (18-254 gün arası)  olarak belirlenmiştir. Ayrıca sanılanın aksine arada birkaç gün geçirmek hiç de sorun değil. Alışkanlıklarımızı yaparken bunların farkında olmayız. Bu bir açıdan iyi bir özellik çünkü beynimizin yorulmasını engelliyoruz ve arka planda daha farklı ve çok şey düşünebilmemizi sağlıyor.

  Alışkanlık denilince en genel olarak akla gelen şeyler cansız varlıklardır ama aslında alışkanlıkları tanımlayabileceğimiz bir terim daha var insanlar, insan insana da alışkanlık duyar mesela okula
geldiğimizde gözlerimiz arkadaşlarımızı arar, sabah uyandığımızda karşımızda ki kişine günaydın deriz veya kimden mesaj gelmiş diye bakarız bunun gibi daha bir sürü alışkanlık var. Hayatımızdan her gün alışkanlık olduğunu fark etmediğimiz birçok şey yaşarız içimizde ve işte bir süre sonra bunlardan vazgeçememiş bir hale geliriz bu zinciri kıramayız tekrarlarız arkadaşımızı görmezsek yokluğunu ararız, mesaj almazsak nedenini sorgularız aslında ne kadar basit gibi dursa da alışkanlıklarımız hayatımızın birer parçasıdır, alışkanlıklarımız ve yaşamımız aslında birbirlerini tamamlarlar. Kısacası bir yerde farkında bile olmadan hayatımızın akışını oluştururlar kendimizi buna göre yönetiriz bunları benimseriz. Şöyle düşünelim çocukluk arkadaşları, onlarla büyüyüp oynayıp bir zamandan sonra kopmak gerekince ne kadar zor geliyor değil mi neredeyse her gün gördüğün her anının birlikte geçtiği birinden ayrılmak ? Aslında yalnızca bedenen ayrılır o kişiler akılları hep birbirlerindedir bu da bize bazı konularda alışkanlığın istesek bile bırakılmayacak bir durum olduğunu gösterir.

 Kısaca özetleyecek olursak ne duygusal alışkanlıklarımız bizi bırakır ne de biz onları bırakırız. Başlangıçta o şeyin sonradan hayatımızın bir parçası olacağını bilmeden yakınlaşırız zamanla alışırız ve onu kendimize ait hissederiz olmayınca yokluğunu arar sebebini sorgularız. Fakat fiziksel alışkanlıklar zamanla kazanılabilir ve kaybedilebilir ne kadar zor veya kolay olduğu önemsenmeden. Warren Buffett’ ın ‘’Alışkanlıkların zincirleri önce duyulamayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olur.’’ düşüncesine ise fiziksel alışkanlık konusunda nerden bakarsak bakalım katılmamak yanlış olur çünkü birçok yerde kanıtlanmış bir terim. Ancak duygusal olarak edindiklerimiz için aynısını söyleyemeyebiliriz bu daha çok kişinin kendi karakteriyle yaşanmışlıklarına bağlı bir durum olarak ortaya çıkıyor. 

 

(Visited 6 times, 1 visits today)