Anlatmak

Sonbahar. Ne kadar da renkli, hoş ve en önemlisi de huzurlu bir mevsim. Havaların yavaş yavaş serinlemeye başlaması sonbahar yağışlarını da beraberinde getiriyordu.

2020 Sonbahar'ı için Google'dan doodle geldi - Teknolojiden Son Dakika Haberler

Ailesinden uzak, yalnız başına yaşıyordu Duygu. Yakın bir zamanda aniden ailesini kaybetmesi üzerine yapayalnız kalmıştı. Son zamanlarda arkadaşlarına vakit ayırmıyordu. Kendini her şeyden soyutlamıştı. Kuzeniyle aynı şehirde yaşadığı için arada bir onunla görüşüyordu. Son zamanlarda gelişen olaylardan sonra kuzeni onun hakkında endişelendiği için haftada bir iki kez yanına uğruyor, iyi olup olmadığına bakıyordu.

Birkaç ay geçmişti. Duygu, yaşadıklarına rağmen sürece sandığından daha hızlı adapte olmuştu. Ağabeyi Mert’in olaylardan haberdar olur olmaz işlerini halledip Duygu’nun yanına gelmesi ve birbirlerine destek olmaları ile her şey daha düzene girmeye başlamıştı. Mert ile birlikte anne ve babalarının evlerindeki eşyaları yavaş yavaş çıkararak evi boşaltmak üzere yola çıkma hazırlıklarına başladılar. İstanbul’dan İzmir’e. İzmir’in yeşilliğine…

Duygu’nun isteği üzerine ve işlerinin daha uzun süreceği ihtimaliyle İzmir’de biraz daha fazla kalmaya karar verdiler. Zaten ikisinin de şu an yapması gereken acil bir işleri yoktu bu yüzden rahat davranıyorlardı. Kıyafet ve kişisel eşyalarını hazırlayıp sabahın erken saatinde yola koyulmak üzere erkenden yattılar.

Duygu’nun yol boyunca kitap okuması ağabeyi Mert’i biraz şaşırtmıştı. Duygu asla kitap okumazdı. Pek sevmezdi okumayı. Yazmanın daha iç açıcı olduğunu düşünürdü. Onun için yazmak düşüncelerini aktarmanın en iyi yoluydu. Adeta kendisiyle sohbet ederdi. Hatta çoğu zaman yazmak kendi problemlerini çözmesine bile yardımcı oluyordu. Yazarken kendisiyle çelişiyor, olaylara daha net bir açıyla bakabiliyordu. Son zamanlarda yazmak yerine okumayı seçmişti. Başka hayatlar görmeyi, onlardan bir şeyler öğrenmeyi…

Yol rahat geçmişti. Havalar soğumaya başladığı için sıcaklık konusunda hiç sıkıntı çekmemişlerdi. Ara ara mola vermişler. Kendi hayatlarından bahsederek sohbet etmişlerdi. Ne de olsa uzun bir süredir görüşmüyorlardı. Yol sırasında da sıkıldıkları zamanla sohbete devam ederek arayı kapatmışlardı. Duygu’nun son yıllarda ailesiyle arası pek iyi olmasa da ailesine çok düşkündü. Üniversiteyi İstanbul’da kazanmasıyla beraber şehir değiştirmesi, derslerinin yoğun olması ve arkadaşlarına daha çok vakit ayırmak istemesi ile beraber ailesi ile arasına mesafe girmişti. Bunun tek sorumlusu kendisiydi aslında. O seçmişti onlardan uzak olmayı, uzaklaşmayı. Telefonda konuşmaları bile eskisi gibi sık olmuyordu son birkaç aydır. Kardeşi Mert ile pek yakın değillerdi. Hiç normal ağabey-kardeş ilişkileri olmamıştı. Küçüklükten beri hep ayrı okullara gitmişler o şekilde hayatlarını sürdürmüşlerdi. İlk defa bu kadar yakın hissetmişti Duygu kendisini ağabeyine. Yolda o kadar şey paylaşmışlardı ki yılların eksikliği bir anda kapanmıştı sanki.

Eve varmışlar, yerleşerek dinlemişlerdi. Sonraki günlerde görev dağılımı yaparak iş birliği ile evi yavaş yavaş hallediyorlardı. Duygu üst katın tavan arasını halletmeye koyulmuştu çoktan. Eski kitaplarla doluydu burası. Anlatmanın bir çeşit büyü olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden kitaplar ona büyülü geliyordu. Tavan arasındaki o büyük ve tozlu kitabı açtığında bu düşüncelerinin gerçek olduğunu gördü.

(Visited 9 times, 1 visits today)