Annem

“Merhaba benim isimim Eda. Benim hayatım o kadar zor ki şimdi sizlere anlatacağım şeyden önce öyle düşünüyordum fakat şu anda fikrim değişti. Hazırsanız başlayalım. Size hikayenin başında söylediğim gibi benim isimim Eda. İsterseniz size hayatımı kısaca anlatabilirim. Ben üçüncü sınıf öğrencisiyim. Koşarım bahçede ama yalnız , koklarım çiçekleri ama o da yalnız.  Anlayacağınız benim hiç arkadaşım yok ve eskiden de hiç olmamış. Annemde hiç olmadı benim…  Ben annesiz büyüdüm. Ama babamın annem hakkında anlattıklarına göre annem eskiden bir turist yani eş anlamlısı gezginmiş. Annemin isimi Leyla’ymış. Kıpkırmızı saçları, masmavi gözleri varmış. Annem o kadar iyi bir kadınmış ki mesela bir otobüsteyse hep kendi yerini yaşlılara ve hastalığı olanlara verirmiş. ”Annen neden yok?” diye bir soru yöneltirseniz eğer ben şimdiden  cevabını vereyim: Annem bir gün turist yani gezgin olduğu için Dünya’nın bir ucundaki Amerika’ya gitmiş ve bir daha geri dönmemiş. Şimdi ben size hayatımın bir anda değişen gününü anlatıyım. Babam o gün  bana bir sürpriz yaptı ve okuldan çıkınca beni arabaya bindirip bir oyun alanına götürdü. Oyun alanı bence biraz değişikti. Çünkü orada bir çok makine var yani babamın dediğine göre otomat var. Onlara bir lira atıyorsun ve otomatlar çalışıyor. Otomatlarda şöyle mesela kepçeli otomat bir lirayı attın otomatın içi oyuncak dolu oluyor ve sonra kepçeyi sağa, sola, yukarı ve aşağı hareket ettiriyorsun ve oyuncağı alabilirsen yani oyuncağı kepçe ile tutabilirsen oyuncak otomatın haznesine düşüyor ve  alıyorsun. Ben ilk denememde başarısız oldum. Ama ikinci değil üçüncüde başardım. Bana ne olduğu belli olmayan kapaklı bir karton kutu geldi ama karton kutunun içinden ‘’ meov miyav maav mooov miaav mooov’’ diye sesler geliyordu. Ben içine bir baktım ki çok tatlı, minik, beyaz bir pati karton kutuda dışarı yavaşça çıkıyor. Tabi ki bir anda pati çıkınca korkup yanlışlıkla kutuyu yere fırlattım. Bunu duyan bir kız koşarak ‘’abla abla bu benim olabilir mi ne olur ?’’ dedi. Kız çok tatlı görünüyordu. Fakat kıza bu yemyeşil gözlü, bembeyaz tüylü kediyi öyle ‘’ olur al senin olsun’’ diye veremezdim. Çünkü kız çok küçüktü ve ailesi bir yerlerde olmalıydı. Kızı tek başına bırakıp gitmiş olamazlardı. Kıza adını sordum. Kız isminin Ela olduğunu söyledi. Beni ailesine götürmesini istedim. Ama kızın cepleri boştu ve sanırım bunlara binecek kadar parası da yoktu.Akülü arabaya binmek şsteyip istemediğini sordum. Binmek istediğini söyledi. Bir de ne göreyim! Annem…Bu küçük kız dedi ki ‘’ Abla hayır o benim annem Leyla.’’ Peki  kızla kardeş olabilir miydik? Hemen kadının yanına gittim ve kadına adını sordum.  Kadın beni görünce donakaldı birden ve  kekelemeye başladı. Dedi ki ‘’ na – sıl –o – la – bi – lir ? Sen benim kızımsın! ve sonra heyecandan bayıldı. Sonrasını bence bir çok kişi şöyle der ‘’ Sonsuza kadar mutlu yaşadılar.” Ama benim hikayem öyle değil. Her şey çok hızlı gelişti ve kendime geldiğimde hava alanındaydım. Annem yani oyun alanında gördüğüm kadın, beyaz bir uçak içerisinden küçük bir tebessümle bana bakıyordu. Yani anlayacağınız annemi göremeden bana bir uçak içerisinden el sallıyordu ve sanırım başka ülkeye gidiyordu. Annem gidince hayatım eski haline dönmedi ama bir arkadaşım vardı. Ela…

(Visited 10 times, 1 visits today)