ATAMI ZİYARET

Ağabeyimin  laboratuvarına doğru ilerliyordum. Işıklardan gözlerimi alamıyordum. Sanki laboratuvara şimşekler çarpmış gibiydi. Birden büyük bir ses geldi ve ağabeyimi bir makinenin içinde buldum. Sanki bir yerden ışınlanmış gibiydi. Ağabeyimin bana sadece kimyasal deneyler yaptığını söylediği yer, bir ışınlanma makinesi olmuştu. İnanılmaz güzel bir görüntüydü. Ama orada ben bulunduğum için ağabeyimden bir ton azar işitmiştim. Acaba gerçek miydi, yoksa ağabeyimin yaptığı deneylerden birinin kötü sonuçlanması mıydı? Bir şekilde laboratuvara girip ne olduğunu öğrenmem lazımdı. Gece buraya girmeyi planlıyordum. Gece geç saatlere kadar ağabeyim orada oluyordu. Ama bir saatten sonrasında onu da uyku bastırıyordu. Ağabeyimin eve gelmesini bekledim. Yaklaşık 4’e kadar bekledim ve yavaşça tuvalete doğru ilerledim. Tuvaletin kapısını açıp kapattım ve annemlerin beni tuvalette zannetmesini sağladım. Ama tam uyanık olup olmadıklarını bilmiyordum. Yine de şansımı denedim. Yavaşça kapıya yakınlaştım. Kapının kilitli olması işimi çok zorladı. Ses çıkmasın diye başımdan aşağı kaynar sular aktı. Ama sonunda çıktım ve evden yavaş adımlarla laboratuvara doğru yürüdüm. Gecenin geç saatlerinde tek başıma dolaşmamam gerek, ama ağabeyimin laboratuvarı birkaç adım ötedeydi. Bir an anahtarı almadım diye çok ama çok korktum. Çünkü eve tekrar girmem imkansızdı. Bütün ceplerime baktım ama bulamadım. Allah’tan yolda gelirken düşürmüşüm, hemen anahtarı alıp  yoluma devam ettim. Laboratuvar çok normal gibi bir yerdi ama ailem dışında kimse oranın laboratuvar olduğunu bilmiyordu. Sessizce laboratuvara girdim. Birden gözlerim kamaştı. Bir gözlük gördüm. Beynim sanki onu almamı söylüyordu, aldım ve taktım. Canım çok yandı ama artık etrafı görebiliyordum. Devasa bir makine vardı. Yanına yaklaştım. Üzerinde ise sayılar vardı. Birden kendiliğinden 1900’lü  yıllara gittik. Bir evde buldum kendimi.  Kolumu hareket ettiremiyordum. Birden alt kattan birisinin geldiğini duydum. Yüzünü net göremiyordum ama yanıma geldiğinde onu tanıdım. O MUSTAFA KEMAL PAŞA idi. Sanki hiçbir ağrım yokmuş gibi yataktan neredeyse uçtum. Atam, “Ne oluyor çocuk?” diye sorsa da, onu duymadan ona sadece sarıldım. Hayatımda yaşadığım en güzel andı. Onun mavi güzel gözlerinden, altın renginde saçlarından gözlerimi alabilseydim sorusunu cevaplayabilecektim. Ama elimde değildi. Gözleri beni büyülemişti. Nihayet bu büyü geçti ve ATAM’ın sorusuna cevap verebildim. Bana aldırış etmeyeceğini sansam da, beni pür dikkat dinledi. Ona gelecekten geldiğimi söyledim ve bana inandı. Ancak buna dair şüpheleri vardı. Sanki yıllardır orada yaşıyormuşum gibi benle alakalı her şeyi biliyordu. Ama o da benim orada yıllarca olduğumu söylüyordu. Belki de gerçekten benim aynım oradaydı da ben onun ruhuna girdim. Onunla o kadar vakit geçirdim ki ailemi unuttum. Acaba beni arıyorlar mıydı? ATAM’la vakit geçirmekten başka bir şey düşünmüyordum. Ama ailemi de çok merak ediyordum. Ne yazık ki ATAM’ın yanından ayrılacaktım ama sonra yine gideceğime söz verdim. Geldiğim yerden tekrar gittim. Ancak keşke daha fazla dursaydım çünkü sadece 2 dakika sürmüştü bu macera. Aslında saatlerce sürmüştü ama gerçekte sadece 2 dakika sürmüştü. Atahan bu maceradan çok mutluydu ve bunu tekrar yapacaktı.

(Visited 20 times, 1 visits today)