Ay Dede

Ay Dede

  Yine soğuk bir kış günüydü. Aslında kışlar fazla sert geçmez ama benim evimin konumu yüzünden ev fazla ısınmıyordu. Bugün sabah erkenden kalkmıştım çünkü torunlarım gelecekti. Dün akşam oturup ay dede ve yıldızlarıyla uzun bir sohbet etmiştik, sohbet etmek değil de daha çok oğlum, gelinim ve torunlarım hakkında fazlaca konuşmuştum. Beni neredeyse hiç ihmal etmiyorlardı, hatta iki haftaya bir mutlaka eve geliyorlardı ama bana nedense biraz fazla işe ve okula kendilerini kaptırıyorlarmış gibi geliyordu.

    Ve zil çaldı. Yavaşça ayağı kalkıp kapıya yöneldim. Kapının ardından ikizlerin konuşmaları duyuluyordu. Kapıyı açınca ilk önce Eliz kucağıma atladı. İkisi de on dört yaşlarına yeni basmışlardı. Eliz, Başak’a göre daha sevecen ve daha uzundu ama Başak’ın dersleri ve arkadaş çevresi daha iyi olmuştu. Eliz sarılmayı bırakınca küçük spor çantasını evin girişinde bulunana basamaklardan alıp içeri geçti. O sırada Başak da gelip sarılmış hemen arkasında önce annesi sonra babası olmak üzere herkes sırayla bana sarılmışlardı. Çok sık gidip geldikleri için zaten evde birer odaları vardı bu yüzden fazla eşya getirmiyorlardı. Herkes girişin sol tarafındaki salona geçmiş otururken Başak hemen bilgisayarını telefona bağlamış sürekli harflere basıyordu. Bir zamanlar neler yaptığını sormuştum ama anlattıklarından hiçbir şey anlamamıştım. Eliz ise telefonuna dokunup gülüyor ve bazen telefonun ekranını babasına da gösterip beraber gülüyorlardı. Gelinim ise mutfağa gitmiş bir bardak su içiyordu. Bende salona girdiğimde herkes bana döndü ilk konuşan ‘‘Babaanne bugün yolda gelirken turuncu bir tilki gördük ve tam yolun ortasına güneşleniyormuş gibi yatmıştı. Babam birkaç kez kornaya basmasına rağmen kalkmadı en son Başak arabadan inip yanına yaklaşınca ayağa kalkıp gitti.’’ dedi Eliz. Bu şekilde konuşmalar akşama kadar devam etti. Yemekler yenip televizyona biraz baktıktan sonra oğlum ‘‘Hadi yatalım.’’ dedi. Herkes ayağı kalkıp yukarı çıktı. Bende pijamalarımı giyip lavaboya gittim o sırada Başak da geldi ikimizde dişlerimizi fırçalarken aramıza Eliz daldı. Hepimiz kim daha çok macunu köpürtecek yarışı yaptıktan sonra odalarımıza giderken Eliz ‘‘Babaanne sen bize geçen hafta ay dedeyi anlatacaktın şimdi anlatsana bize’’ dedi. Odamın kapısını açıp ‘‘Tamam gelin anlatayım’’ dedim. İçeri girdikten sonra ikisi de camın altına doğru bağdaş kurarak oturdular.

‘‘Ben beş yaşıma kadar hiç camımdan aşağı bakmadım çünkü evimiz çok yüksekti ve benim yükseklik korkum vardı. Bu yüzden her gece gökyüzüne bakardım. Oradaki yıldızlar ve ay dede bana hep arkadaşımmış gibi görünürlerdi. Her güm akşam onlarla konuşurdum ama günümü falan anlatmazdım küçük küçük hayallerimi ya da masallar anlatırdım. Onlarda beni sessizce dinlerlerdi. Bana göre her anlattığım masalda ışıkları daha fazla parlardı. Sabahları sevmezdim çünkü ay dede ve yıldızlar olmaz yani görünmezlerdi. Güneş sanki onların önüne perde çekiyor gibi olurdu. Ama akşam hiçbir şekilde korkmazdım çünkü ay dede ve yıldızlar sürekli bana bakarlardı.

   Bir gün yemeğimi yemiş resmimi yapmış camın yanındaki yatağıma geçmiş yatarken bir anda dikkatimi gökyüzü çekti. Hiçbir yıldız ya da ay dede yoktu. Normalde bulutlu bir gece olduğunu anlayıp bu sefer bulutlarla konuşurdum ama o gün bulut da yoktu. Her tarafa bakarken bir anlığına aşağıya bakmak istedim. Baktığımda bir de ne göreyim,  Aşağıda dev gibi araçlar dev gibi lambalar vardı bunlar betondan bir ev yapıyorlardı. O gün yalnızca ay dedenin kısa bir süreliğine gittiğini sanmıştım ama ben yetmiş sekiz yaşıma gelene kadar bir daha onları göremedim.

   Hani hatırlıyor musunuz? Anne ve babanızla beraber bu eve baktığımda çok beğenmiştim. Hatta siz bana ‘‘Bu evin yakınında ne park var ne başka bir bina biz burada sıkılırız’’ demiştiniz. Ben bu evi zaten bu yüzden sevmiştim. Evin yanında hiçbir ev ya da ışık kirliliği oluşturan bir yer yok ve ay dede ile yıldızları akşamları tekrardan görebiliyorum. Ne yazık ki sizin şehirdeki evinizden hiçbir şey gözükmüyor oysaki gökyüzü akşamleyin insan büyük bir huzur veriyor. Ayrıca ay dede ile konuşmak da çok eğlenceli. Mutlaka sizde denemelisiniz kızlar’’ diyerek sözü bitirdim. İkisi de ayağı kalktılar. Eliz ‘‘Umarım bende senin yaşına geldiğimde senin kadar çocuk kalabilirim.’’ dedi. O bana çocuk mu dedi şimdi, bunu onun yanına bırakmam ben değil mi? Tam kapıdan çıkarken ayağımdaki patiği Eliz ’in kafasının tam ortasından vurmuştum. Başak gülme krizine girip hunharca gülmeye başladı, Eliz ofladı bu gürültüyü duyan gelinimde odasından çıkıp bize Fransız gibi bakmaya başlayınca benim de komiğime gitti. Ben de gülmeye başlayınca gelinim sakince odasına girdi. Biz birbirimize baka baka daha çok güldük.

(Visited 45 times, 1 visits today)