Başarıya Giden Yol

Her insan bir şeyde başarılı olmak ister. Maddi getirisinden, kazandırdığı prestijden, hatta bazen sadece övünebilmek için bir şeyde iyi olmak veya, bazen farkında olmasak bile, başkalarından daha iyi olmak hepimizin istediği bir şey. Ama başarı sadece istemekle gelmiyor. Hep başarıya örnek gösterdiğimiz bilim insanları, sporcular, iş adamları gibi figürlerin sadece başarılarını ve başarılarının sonuçlarını görüp şu anki durumlarına gelene kadar olan süreci ya bilmiyoruz ya da görmezden geliyoruz. İşin sonunda, hedeflerimize nasıl ulaşacağımızı bilmeden, sadece istemekle kalıyoruz.

Hiçbir başarı mükemmel durumlardan gelmez. Her başarı hikayesinin içinde olan stres, yokluk, risk, çaresizlik ve bunlar gibi bir sürü kötü gibi görünen durumlar aslında o başarıların en büyük kaynağıdır.

Her şeyden önce, ne konuda veya alanda olduğu fark etmeksizin başarı bir anda gelen bir şey değil. Uzun yıllar boyunca süren çalışmaların ve bilgi birikiminin sonucunda elde edilebilir. Tüm zorlukların üstüne böyle bir şey eklenince çoğu kişi pes edip hedeflerinden vazgeçiyor. Bu yüzden sabırlı olmak sahip olmamız gereken en temel özellik olabilir.

Başarıya giden uzun yolda kişi sürekli olarak kendini geliştirir. Ama hiçbir zaman bu gelişme süreci kolay olmaz, çözümü ilk denememizde bulamayız. Sürekli denememiz, hata yapmamız ve bu hatalarımızdan ders çıkarıp tekrar denememiz gerekir. Bir yerden sonra sürekli hale gelen bu deneme yanılma süreci insanı hızlı bir şekilde bıktırır. İşte tam olarak burada o bahsettiğim kötü durumlar devam etmemizi sağlayabilir. Eğer yapmak zorunda olduğumuz veya öyle hissettiğimiz bir şeyle uğraşıyorsak tüm gücümüzle zorlamaya devam ederiz. Tam potansiyelimizi ortaya çıkardığımız bu olay başarının kapılarını aralamamızdaki en büyük etkendir.

Eğer zorunlu olmadığımız bir şeyden bahsediyorsak işler biraz daha farklı işliyor, ama sonuç yine aynı çıkıyor. Bu tarz durumlarda net adımlar ve net bir sonuç olabilir. Yine de bu o adımların kolay olacağı anlamına gelmiyor. Bu süreç içerisinde bir türlü başarıya ulaşamıyor gibi hissedebiliriz, bazen tamamen umutsuzluğa kapılıp hiçbir zaman başaramayacağımızı düşünüp harcadığımız zaman ve enerjiden kendimize sinirlenebiliriz. Ama burada pes etmek gibi bir şansımız olmaz, sürekli aklımızın bir köşesinde başarısızlığımız ve pes etmiş olmamız bizi rahatsız eder ve bunun geçmesinin tek yolu geri dönüp başladığımız işi bitirmektir. Pes etmeyi kabullenmek işin sonunda hedefimize ulaşmaktan daha zordur.

Ayrıca, buraya kadar anlattıklarımdan ayrı olarak, şahsi düşüncemi de belirtmek istiyorum. İnsanlar olarak bir nevi ödül sistemine sahibiz. Yapmaya çalıştığımız hemen hemen her şey aslında kendimizi bu sistem yoluyla ödüllendirme çabalarımız. Fakat hiçbir zorlukla karşılaşmadan yaptığımız şeyler genellikle tatmin edici olarak tanımladığımız şeyler değildir. Başarı yolunda da devam edebilmek için bu ödüllendirme gereklidir. Eğer bu yolda zorluklarla karşılaşmazsak işi yolun sonunda başarımız bizi mutlu etmez. Sonunda bizi mutlu etmeyecek bir şey için uğraşmamız için bir sebep olmaz. Bu yüzden zorlukların hedeflerimize ulaşabilmek için bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum.

Hepimizin hayal kırıklığına uğradığı, sinirlendiği, umutsuzluğa kapıldığı anlar olacak. Fakat şunu bilmeliyiz ki, bizden önceki her insan da aynı durumu tecrübe etti. Bizim yapmamız gereken şey karşılaştığımız zorlukların aslında ne kadar yardımcı olabileceklerini fark edip onları avantajımıza kullanmayı öğrenmektir.

(Visited 125 times, 1 visits today)