Bazı İmkansızlıklar

Cama vuran damlaların sesi ile açmıştı gözlerini. Yüzünü buruşturarak telefonunu aldı ve alarmı çalmadan kapattı. Yağmurun cama çarpan damlaları en sevdiği müziği andırıyordu.Yağmur, yaz ayına göre oldukça hızlıydı. Bu havalarda en sevdiği şey kahvesini ve kitabını alıp camın kenarında saatlerce oturmaktı. Fakat bugün bunu ertelemesi gerekiyordu. Çünkü bugün hayatının yeniden başladığı gündü.

Sahra geçen yıl bu vakitlerde gastronomi bölümünü birincilik ile bitirmişti. Fakat aradan geçen süre zaafında şans onun yüzüne vurmadı ve bir türlü istediği gibi bir işe giremedi. Sahra bu durum yüzünden artık motivasyonunu ve umudunu kaybetmişti. Ta ki geçen gün tesadüfen tanıştığı adama kadar.

Güneşli bir günde bir umut ile evden dışarı çıkmıştı Sahra. Yine bir iş görüşmesine gitmek için otobüse doğru yol almıştı. Otobüse bindiğinde her yerin dolu olduğunu görünce mecburen ayakta beklemeye başladı. Otobüs kalkarken son dakikada oldukça şık giyimli bir genç adam otobüse bindi. Halinden sanki bir yere geç kalmış gibi görünüyordu. Genç adam sağa sola doğru bakınmaya başladı. O sırada otobüs şoförü “Kart basacaksın.” dedi. Genç adam ise “Kart mı? Kartım yok. Para versem olmaz mı?” diye sordu. Otobüs şoförü de “Para almak yasak. Biri senin yerine bassın.” dedi. O sırada kimseden çıt çıkmadı adam tam iniyordu ki Sahra “Ben basarım” diye bağırdı. Genç adam teşekkür etti ve cüzdanından para çıkaracakken Sahra gerek olmadığını söyledi ve arkalara doğru ilerleyip gözden kayboldu. Sahra bu olaydan sonra varması gereken durağa geldiğini fark etti ve otobüsten indi. Daha sonra fark etti ki yardım ettiği genç adamda onunla aynı durakta indi. Sahra bunun tesadüf olduğunu düşündü ve daha fazla geç kalmamak için hızlı adımlarla restorana doğru yürüdü.

Restoranın önünde geldiğinde koca harflerle “Mavi” yazıyordu. Buraya girerken içine olumlu bir sonuç alacakmış gibi hissetmişti. Sahra içeri girdiğinde bazı bakışlar ona döndü. Sahra içeriyi incelerken yanına orta yaşlarında olduğu belli olan bir kadın gelmeye başladı. Kadın “Merhaba, siz Sahra Hanım olmalısınız değil mi?” diye bir soru yöneltti. Sahra ise gülümseyerek “Evet, iş başvurusu için gelmiştim.” dedi. Kadın ise başını sallayarak “Merih Bey de sizi bekliyor.” diyerek önden yürümeye başladı. Sahra da hızlı adımlarla kadını takip etmeye başladı.

Siyah bir kapının önüne geldiklerinde durdular. Kadın kapıyı tıklattı ve içerinden “Gel” sesi gelince yavaşta içeriye girmeye başladılar. İçeriye girdiğinde gördüğü kişi ile oldukça şaşırmıştı. Çünkü bu kişi sabah otobüste yardım ettiği kişiydi. Merih de Sahra kadar şaşkındı çünkü kendisine yardım eden kişiyi şu an burada beklemiyordu. Merih yaşanan anlık şaşkınlıktan sonra söze girdi “Merhaba Sahra, senin ne kadar yetenekli birisi olduğunu biliyorum. Bu yüzden sana bir teklif sunmak istiyorum.” dedi. Sahra bu sözleri duyunca çok heyecanlanmıştı. Merih “İki ay sonra yurt dışında bir yarışma var ve bu yarışmaya iki kişi katılabiliyor. Ben de bu yarışmaya katılacağım ve seni tanıdığım, bildiğim için seninle birlikte bu yarışmaya katılmak istiyorum. Aynı zamanda yarışma bittikten sonra burada yine birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Ne dersin?” diye sordu. Sahra duyduklarını idrak edememişti. Bu duyduğu şeyler onun hayalleriydi. Sahra uzak ve imkânsız görünen bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabildiğini sonunda anlayabilmişti.

 

 

(Visited 3 times, 1 visits today)