Abandoned Factory Buildings Left Nature Old Facroty Beams Metal Desktop Backgrounds

Belirsiz Bir Gün

Uyandığımda nerede olduğumu bilmiyordum. Etraf karanlıktı ama yine de etrafı görebiliyordum. Etrafta üstü büyük bir örtüyle örtülü koca koca makineler vardı. Sonu görünmeyen bir binanın içindeydim. Bir fabrika gibiydi sanki. Uyandığım yerin yanında iki kişi daha vardı. Ölüler miydi yoksa bayılmışlar mıydı bilmiyordum. Buradan bir çıkış var mı diye etrafta gezinirken bir kapı buldum. Kapının üstünde kırmızı bir düğme ve düğmenin üstünde bir ekran vardı. Düğmeye bastım ve ekranda: ”Beş jeneratör de çalışmıyor.” yazdı. Ardından boynumda bir darbe acısı hissettim ve gözlerim karardı.

Gözlerimi açtığımda bana bakan bir çift göz gördüm. Ben de ne olduğunu anlamaya çalışırken koşar adımlarla uzaklaştı. Evet, hatırladım. ”Onu tanıyorum.” dedim içimden. Peşinden gitmek istedim ama ayağa kalkacak gücüm yoktu. Etrafıma baktım. Yanımdaki iki kişiyle yine aynı yerdeydim. Hala yerde yatıyorlardı. Birisi bizi bu binada tutmaya çalışıyordu. İçlerinden birini dürterek uyandırmaya çalışırken ayak sesleri geldi. hemen bir makinenin arkasına saklandım. Ayak sesi uzun, iri bir adamdan geliyordu. Elinde kanlı, uzun bir pala, yüzünde çatlak bir maske, kıyafetleri eskimiş bir adamdan. Sırtında taşıdığı biri vardı. Sırtındaki kişiyi diğerlerinin yanına, yere koydu. Sanırım benim eksikliğimi fark etmemişti ki yoluna hiç etrafa bakınmadan devam etti. Adam uzaklaştıktan sonra diğerlerini uyandırmak için yanına gittim. Ben daha yakınlarına gelmeden içlerinden birisi uyandı. Ve dedi ki:

”Buradan çıkmamız lazım. Bizi buraya getiren adam bizi öldürecek! Beni önceden buraya getirmişti. Aynı yer.” Yerde yatanlara baktı:

”Aynı arkadaşlarımı kaçırmış. Önceki sefer kaçırdığı arkadaşlarımı.”

”Peki önceki sefer nasıl buradan kaçtınız?”

”Bu binada beş tane jeneratör var. Siyah, büyük bir kutuya benziyorlar. Üzerlerinde yeşil bir düğme var. Düğmeye bastığımızda çalışır duruma geliyorlar. Ama dikkat et, bastığında jeneratörün etrafındaki ışıklar yanıyor. O adam gelmeden hızla oradan uzaklaşman lazım. Onların beşini de çalıştırdığımızda ana kapıyı açabiliyoruz. Ana kapının yerini hatırlıyorum ama keşke jeneratörlerin yerini da hatırlasam.”

”Burada bir başkası da olmalı. Çünkü ben uyandığımda tanıdığım birini gördüm.”

”O bize de olmuştu. Fakat onlar gerçek değil. Senin kafanda oluyor. Bize de olmuştu. Bu arada, adım Mike. Diğerleriyle de tanışırsın. Tabii ilk başta onları uyandırmamız lazım.”

Diğerlerini dürterek uyandırdık. İsimleri John ve Jordi’ymiş. Hemen jeneratörleri bulmak için dört bir yana ayrıldık. Her yerde aynı makineler vardı. Adeta labirent gibiydi. Bazen nereye doğru gittiğimi bile şaşırıyordum. Ama belli bir süre sonra jeneratörlerden birini buldum. Üzerindeki yeşil düğmeye bastım ve alıştığı gibi o adam geldi. Işık vurduğunda o kırmızı gözleri korkunç görünüyordu. Bana doğru koşarken gözlerimin içine bakıyordu. Hemen arkamı döndüm ve nereye gittiğimi bilmeden koştum. Ben o adamdan kaçarken diğer jeneratörlerden iki tanesi art arda açıldı ki ışıklar yanmıştı. Geriye iki tane kalmıştı. O benim peşimden koşmayı bırakıp Işıkların yandığı yöne yöneldi. Her şey çok hızlı gelişiyordu. Koşarken Jordi uzaktan karşıma çıktı. Bir yandan bana doğru gelirken:

”Arkanı dön! diğer iki jeneratör de o tarafta!” diye bağırdı ve hemen ardından yan taraftan yine o adam geldi ve Jordi’yi yakaladı. ”Sen beni bırak! Kendini kurtar!” dedi bir yandan o adam Jordi’nin boğazını sıkarken. Zor bir karar olarak Jordi’nin dediğini yaptım. Çok geçmeden iki jeneratörü de gördüm. İkisi de yan yanaydı. Bunlar son iki jeneratördü. Hemen onları çalıştırdım ve hiç durmadan kapıyı bulmak için hızla koştum. Kapıyı buldum fakat o adam kapının önündeydi. İlk başta durdum. Bir miktar birbirimize baktık. Birden John adamın arkasından belirdi ve zıplayıp tuğla ile kafasına vurdu. Adama sanki küçük bir taş çarpmış gibi etki etti kocaman tuğla. Adam John ile ilgilenirken John:

”Kaç! Hiç düşünmeden kaç!” dedi ve tıpkı çok kolay bir seçimmiş gibi, John’un bana dediği gibi hiç düşünmeden kapıdan kaçtım. Şimdi John’a, Mike’ye ve Jordi’ye ne olduğunu bilmiyorum ama o günden beri hiç mutlu olamıyorum.

(Visited 107 times, 1 visits today)