Benlik Yolu

Tutkum ve hayalim. Yıllardır peşinden koştuğum kendimi geliştirmeye çalıştığım becerim. Sonbahar akşamında lavanta kokan odamda kendi kendime yaptığım şeylerle iç dünyamda kendimi bütünüyle hissedebiliyordum. Ne tutkumun beni gerçekleşemeyecek hayallere kaptırmasını ne de çıkmaz yollara sokmasına izin verebilirdim.

Herkes senden bir şeyler beklerken sen kendine kim olduğunla ilgili sorular sorabilir misin? Şahsen ben kim olduğumu bilmiyorum. Tek bildiğim geceleri kimsenin görmediği, bilmediği, duymadığı zamanlarda kendim olduğum şeyi yapıyordum. Kim olduğumu bilmiyordum ama kim olmak istediğimi biliyordum. Bana ve kalan her gence dayatılan mükemmel gelecek planından bir hayli farklıydı benim hayallerim. Durup düşününce insanların bana “büyüyünce ne olmak istiyorsun küçük hanım” sorularına verdiğim cevapla kafamdaki cevap uyuşmuyordu. Ben nasıl biri olmak istediğimi zaten biliyordum sadece dışarıya insanların benden ne beklediklerini sunuyordum. Sanki kendim değildimde onların oluşturdukları ve düzenledikleri bir yapıydım.

Çizmem gereken bir rota ve gitmem gereken bir yol var. Bana böyle sunuldu. Aslında seçenek çoktu ancak benim istediklerim içlerinde bulunmuyordu. Aslında dünya gibiydi bu seçenekler. Her yerine gidebileceğini düşündürdüler sana ama her zaman sınırları çiziliydi. Gidemediğin göremediğin ekranlardan gördüğün belli şeyler vardı. Ya elin iş tutmalıydı ya da sözün adam tutmalıydı.

Kafamda kurduğum onca şey varken ne yapacağımı bilemedim. Kolaylıkla elde edebileceğim bana hazır sunulmuş bir gelecek vardı hali hazırda. Ama ben bunu istemiyordum, yani sanırım. Sorun şu ki asla emin olamıyordum hiçbir şeyden. Tutkum istediğim hayatı yaşamam için yeterli olacak mıydı diye düşünürken aslında istediğim hayatın ne olduğuna karar vermediğimi fark ettim. Uçsuz bucaksız seçeneklerden bir tanesi beni ben yapabilir mi? İstediğim para mı güç mü kalite mi mutluluk mu bilmiyordum. Veya biri gelince diğeri gider miydi. Cevabını vermediğim sorular yüzünden kararımıda veremedim uzunca bir süre. Ulaşmak istediğim bir nokta vardı o da kendimi bulmaktı. Evet belki hiç olmayacaktı bana çizilen yoldan ayrılmayacaktım ancak bir yer vardı ulaşacağım er ya da geç o noktaya gidecektim.

Hayatımın son zamanlarında dahi olsa er ya da geç ulaşacağım ve etrafımdakilere çekinmeden göstereceğim o tutkuyu son ana dek geliştireceğim. Tolstoyun bisikleti gibi belki bende 67 yaşına gelince kim olduğumu anlayıp tutkumun peşinden gideceğim. Ama en sonunda kafamım içindeki puzzleı çözüp inanılmaz benliğime ulaşacağım. Bunun için acele etmeme gerekte yok. Ne de olsa gitmeye değer yerlerin kestirmesi yoktur.

(Visited 53 times, 1 visits today)