Bilimin İzinde

İnsanoğlu kendi tarihi boyunca ya bir şeyleri keşfederek ya da icat ederek yol almıştır. Bu şekilde ilerlemek insanlığı daha gelişmiş bir yere taşımıştır. Örneğin, nerede yaşadığını merak ettiği için haritayı çizmemiş midir Piri Reis? Ya da kafasını yukarı kaldırdığında parlayan cisimleri görmek için teleskopu icat etmemiş midir Galileo Galilei? Tekerlek değil midir önce at arabalarına sonra yakıtlı araçlara ve bu noktadan itibaren de elektrikli arabalara öncülük eden?

Tüm bunlar insanoğlunun en başından beri ortaya çıkan ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir. Nasıl ısınmak için ateşi icat etmişse, yaşamak için ev inşa etmişse yaşamını ihtiyaçlarına göre şekillendirmiştir. Peki insanoğlu herhangi bir şey icat etmeden yaşayabilir mi?

Bu sorunun cevabı çok açık:  Hayır. Çünkü her zaman gelişmek insanın doğasında var. Telefondan tutun ampule kadar her biri başarısız deneylerin sonunda icat edilmiştir. Tabi bu icatlar da ihtiyaçlara göre ortaya çıkmıştır; kiminin gaz lambası alacak parası olmadığı için, kiminin de uzakta da olsa sevdiğinin sesini duyabilmek için. İşte bu noktada bilim devreye giriyor.

Bir şeyleri keşfetmek ve icat etmek-tesadüfi de olsa- oldukça zordur. Öncelikle sabır ve bilgi ister. Dünya’daki hiçbir yer ‘şıp’ diye keşfedilmemiştir ya da atomun parçalanması bir anda olmamıştır. Tüm bunlar bilim sayesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca bilim ardından gelenlere bir yol olmuştur ve bu yol insanlığı daha yüksek bir refah seviyesine ulaşmıştır. Şimdi şu soruyu sorun kendinize: Bilim olmasa bu noktaya gelebilir miydik?

Bu zamana kadar ilerlemek, gelişmek, yaşamını sürdürmek bilime bağlıydı ve hala bağlıdır çünkü bilim bu Evren’nin en önemli anahtarıdır. Eğer insanoğlu ilerlemek, gelişmek, yaşamını sürdürmeye muhtaçsa; bilime de muhtaç demektir.

 

(Visited 80 times, 1 visits today)