Bilinmeyen

Zamanın değerini hiçbir zaman anlamamışım meğerse.Geçen saniyeler,dakikalar,saatler ve günler. 42 yıllık hayatımda o kadar şey görüp,yaşadıktan sonra böyle bir gerçeğin farkına varmak gerçekten acı veriyordu bana.Ama en çokta bunun gibi boş ve kasvetli, duvarlarda adeta insanların ıstıraplarını,çığlıklarını ve hüzünlerini duyar gibi hissediyor olmam canımı sıkıyordu. Az daha söylemeyi unutuyordum bir de bağlı olduğum bu durumu hiç de iç açıcı olmayan bu eski sandalye.Buraya beni kim getirmişti? Neden getirmişti? Bende ne istiyordu? Sanki gözlerimi bilerek bağlamamış bu odayı görmemi, özellikle de o resimi görmemi ister gibiydi.Buraya beni kim getirdiyse beni gayet yakından ve iyi tanıyormuş gibiydi.Bir an ciğerlerimde ki  bütün hava çekilmiş gibi hissettim.Çünkü aklıma bir kişi gelmişti,tek bir kişi. Benden vücudundaki bütün hücreleriyle nefret eden bir kişi vardı.Eskiden bana garip zamanlarda mektup atardı. Bu mektuplarda bazen nefret bazen tiksinme bazen de küçümseme vardı. Ama genel olarak hepsinin bir ortak noktası vardı.Hepsindeki mesaj belliydi. Eğer bu olay üzerine daha fazla gidersem benim hayatımı cehenneme çevirmekle tehdit ediyordu beni.Hayatım boyunca ünlü bir araştırmacı polis olan ben, ki bu adı hakkıyla kazanan biri olarak, şimdi bir manyak tarafından taciz ediliyordum.Günler geçtikçe gelen mektupların içerikleri gitgide daha da sapıkça ve tiksindirici bir hal alıyordu. Her ne kadar aldırmamazlık etmeye çalışsam da aklımı kemirip duruyordu. Bunu neden yapıyordu? Hangi amaçla yapıyordu? Ve daha önemlisi ben onun kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yokken o benim evimin dairesine kadar bilmesi beni korkutmuyor değildi.Her gece bu gecemin son olma korkusuyla yaşıyordum.Yavaş yavaş paranoyak olmaya başlamıştım. Bu adamı bulmalıydım. Hayatımın sonu anlamına gelse bile bunu yapacaktım.Ki zaten yapmazsam bile böyle yaşayamazdım zaten. Ve her şey böyle başlamıştı işte belki benim bu işe kafamı takmam belki de onun beni kendine karşı bana böyle kışkırtması beni ona çekmişti. Sebebi her ne olursa olsun işler bu noktaya kadar gelmişti işte. Onun benim bu durumuma kahkahalarla güldüğünü duyuyor gibiydim.Bunları düşünürken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım (ki zaten oda da pencere veya bir benzeri bir şey olmadığı için zaman kavramımı da yitirmiştim) ama bir şeyin geldiğini hissedebiliyordum, kötü bir şeyin. Birden bir ışık çarptı yüzüme, bu öyle bir ışıktı ki gözlerimi kısmak işe yaramadığı için kapatmak zorunda kaldım. Gözlerimi açtığımda ise gözlerime inanamadım.Nerden bildiğimi bilmiyordum ama aradığım ya da beni takip eden sapığın şu an sadece 1 metre önümde durduğunu biliyordum.Gözlerinde o kadar yoğun ve parlak bir ateş vardı ki bu ışıkta bile onları seçebiliyordum. Bunlar kendinden emin, soğukkanlı bir katilin gözleriydi. Baktığım son gözlerin bunlar olmasının kaderin traji komik bir olay olarak düşündüm.Çünkü çocukken gözlerim herkes tarafından değişik bulunur,sevilirdi.İşin komik tarafı ise onun gözlerinin de benimkiyle tıpatıp aynı olmasıydı.

(Visited 49 times, 1 visits today)