Bir Annenin Yok Oluşu

Her zaman çocuklarının yanında olacağını söyleyen anneler ölmezdi ya benim annem öldü. Hem de benim yanımda gözümün içine baka baka öldü. Yalvarırcasına bakıyordu gözleri ağlıyordu bir yandan da tek bir kelime bile söyleyecek gücü olmayan dudakları morarmış, teni ise bumbuz olmuştu. Daha doğmadan sevdiğim, sevgisiyle büyüdüğüm annemi kaybetmiştim ben. Yalvarırcasına bakan bu bakışların altında neyin tükenmişliği vardı? Koşulsuz sevdiği oğlunu nasıl bırakmayı göze almıştı? Kan kırmızısı olmuş gözlerine her baktığımda acıyı ve sevgisizliği hissederken bu soruların cevabını sormaya cesaret bile edememiştim.

Gözleri kapanmıyordu hayata tutunmaya çalışıyordu sanki hâlâ bizimle yaşamak istiyormuş gibi. Ama ben yüzüne eğilip bir daha göz göze gelme ihtimalini ve diliyle söylemese de bana baktığındaki parlayan sevgi dolu gözlerini ölen dek hissedemeyeceğimi bilerek kapatmıştım. Annemin üzerine toprak attığım an ayrılma zamanı gelmişti, beni hayata getiren canımı bir daha dirilmeyecekmiş gibi toprağın altına annemle beraber gömmüştüm. Annemsiz yemek yapıyor, annemsiz evi temizliyor biz artık her şeyi annemsiz yapıyorduk ya da daha doğrusu ben annemsiz yapıyordum. Babam çoktan başka bir kadınlayken annemi unutmuştu. Bazen kendimi sorumlu tutuyordum annemin ölümünden ama babamı görünce vazgeçiyordum. Tüm bunların yaşanmasına neden olan o adamı ölünceye dek affetmeyecektim o bir katildi hem de bizim canımızın katili.

Tüm bunları düşününce delirecek gibi oluyordum o kadar çok öfkeleniyor ve üzülüyordum ki en dibe batıyordum bir daha kurtulamayacakmışım gibi. Annemin sevgisine, sıcaklığına ihtiyacım vardı benim. Tekrardan birbirimize sıkı sıkı sarılabilmemiz için söz vermiştim anneme kurtaracaktım bizi o mezarın altından.

Okula gitmeyeli uzun zaman olmuştu. Koridordaki bütün gözler bana bakıyordu sanki onların benim gözlerime baktıklarını düşündüğümde ise annemin o gün ki gözleri beliriyordu hepsinin gözünde. Kurtarmak isterken kaçıyordum ben, annemin de yaptığı gibi. Pes ediyordum ta ki annemin sevgili dolu gözlerini bana bakarken görene kadar o kadar benziyordu ki bakışları anneme çok istedim gidip hissedebilmeyi, sarılabilmeyi. Çok düşündüm kızla nasıl yakınlaşacağımı imkansızdı ama benim gibi çıldırmış bir insanın yanında kim durmak isterdi ki. Annemi geri getirebileceğimi onu bir kere daha hissedebileceğimi düşündüm. Kızı kaçırıp bahçedeki kullanılmayan kulübeye kapattım. Annemin masum oğlu değildim artık anneme ihtiyacım vardı masum, sevgiyle büyüyen bir çocuk olmam için. Sonu gelmedi annem gibi güleni, seveni, sevdiği yemeyi seveni… Hepsini aynı eve kapattım o kadar iyi baktım ki onlara annemin varlığı olmasa da birbirimizi hissedebilelim, özlemimizi giderebilelim diye.

Tam o sırada bahçeden gelen gürültüyle yerimden sıçradım. Annemin parçalarıydı onlar şimdi de beni polise verip kendileri özgürlüklerine, annelerine, babalarına, kardeşlerine kavuşuyorlardı. Bana ihanet etmişlerdi anneme ihanet etmişlerdi. Yapboz bozulmuştu bir kere geri yapmaya çalışınca birleşmezdi bir daha hep yarım kalırdı. Annemi ikinci kez kaybetmiştim ben hem de ölene kadar.

(Visited 15 times, 1 visits today)