Bir Boğaz

Silah sesleri duymaya başladım, korkuyordum. Bir zeytin ağacının arkasına geçip soluklandım. Nasıl buraya geldiğimi hatırlamaya çalıştım ama bir türlü hatırlayamıyordum, kafam çok dağınıktı. Nerede olduğumu anlamaya çalıştım.

Etrafıma bakındım. Bir savaşın içinde olduğumu fark ettim. Sanırım bir boğazdaydım, çok sayıda asker vardı. Sol tarafımda, uzaktaki bir adadan büyük gemiler ve denizaltılar geliyordu. Renkleri gri olan devasa gemilerin içlerinde çok sayıda asker ve ekipman vardı. Topraklarını savunan taraf boğazın iki tarafında düşmanlara bataryalar ve toplarla karşılık vermeye çalışıyordu. Yaptıkları manevralardan anladığım kadarıyla mavi flamalı kuvvetler, savunan tarafı oyalamak için sol tarafımda, yakınımdaki  kıyıya bir aldatma çıkarması yapıyordu. Savunan taraf savaşı kazanmak için ölmeyi bile göze almış bir şekilde düşmanları püskürtüyordu. Savaş öncesi çok fazla hazırlık yapıldığı görülebiliyordu.  Savunan tarafın oluşturduğu düzenlerden bu savaşın önemli olduğu belli idi. Boğazın altında çok sayıda patlayıcı mayın vardı. Karşı tarafımda “V” şeklinde bir sahil vardı. Sahil kıyılarına doğru küçük çakıllardan oluşan uzun bir kumsal uzanıyordu. Çakıllardan sonra sahil dikleşiyor ve orta boylu kızılçam ağaçları görülüyordu.   Ağaçların arkasında savunma birlikleri yerlerini almıştı. Ağaçlar saldıran kuvvetlere karşı zorluklar yaratıyordu; saldıran kuvvetlerin görüş açılarını kısıtlayıp, ilerlemelerini yavaşlatıyorlardı. Sağ tarafımda ilerideki mavi flamalı devasa büyüklükteki savaş gemilerinden biri mayına çarpmış,  geminin ön tarafı havaya kalkmıştı, gemi batmak üzereydi. Diğer gemilerden biri daha mayına vurdu büyük bir patlama gerçekleşti, çıkan ses kulakları acıtıyordu ve gemiden kara dumanlar çıkmaya başladı. Savaş kıyılarının yüz metre ötesinde, yüksek ve büyük dağlar vardı. Dağların üstünü halı gibi kaplamış olan ormanlar savaştan dolayı çıkan yangınla kül oluyordu. Kuşlar hayatta kalmak için telaşlı bir biçimde topluca ve hızlıca ormanın diğer tarafına doğru uçuyorlardı. Yangından dolayı hava gıpgri idi. Düşman kuvvetleri kıyılara çıkmaya ve savaşmaya devam ediyorlardı. Sol tarafımda benim olduğum yere doğru gelen bir yolcu gemisi gördüm. Yolcu gemisi devasa büyüklükteydi, zırh ile kaplanmıştı ve içinde çok sayıda asker vardı. Yolcu gemisine doğru giden büyük bir top mermisi gördüm. Mermi çok hızlıydı arkasından koyu gri dumanlar çıkıyordu.

Nasıl buraya geldiğimi düşünürken bir şeyler hatırlamaya başladım. En son iş arkadaşlarımla beraber yaptığımız bir makineyi deniyorduk. Bir anda aklıma geldi “Zaman Makinesi”. En son hatırladığım şey denemek için zaman makinesine girdiğim idi. Hangi yılı seçtiğimi hatırlamaya çalıştım. Kısa bir süre sonra hatırladım, yılı 1915 seçmiştim Çanakkale’deydim.

(Visited 48 times, 1 visits today)