Bir Çocuk Doğdu

Gecenin zifiri karanlığında yürürken, hala az önce yaşadığım andaydım, uzun uzun aynaya bakmıştım ve ”sen kimsin” diye sordum, kendime aynadan ne cevap alacağımı düşünmeden. Bu, çok sevdiğim boş ve büyüleyici bir sessizliğe ev sahipliği yapan sokağımın, alıştığım yollarının ilerisindeki o her zaman seyrettiğim üzerinde her hafta başka insanların, başka küçük dostlarına kavuştukları o direğin yanında duran, adam bana ıslık çaldı. Işığın altında durduğu için yüzünü tam olarak seçemedim. Yüzüne bakmadan ve ne olduğunu sormadan yanından geçtim. Merak edip etmediğimden emin değildim. Daha sonrasında peşime takıldı. Hızlanan adımlarımla birlikte büyük adımlar atarak adamdan kaçmaya çalışıyordum.  Sokağımın paralelindeki daha güvenli görünen sokağa döndüm. İzimi kaybettirmeye çalışırkenki çabalarım, bir sonuca ulaşmıştı. Bir süre sonra adamın daha fazla peşimde olmadığını fark ettim ve evimin yolundan ilerledim. 

 

Binanın önüne geldiğimde derin bir iç çekip binanın kapısından içeri girdim. Merdivenleri çıkarken, nefes nefese kalmıştım. Yaşadığım fazla aksiyon beni yormuştu. Fiziksel değil ruhsal bir gerilim ve yorgunluğa ev sahipliği yapıyordu bu şaşkın bedenim. Bir süre boyunca hızlı hızlı yürüdüğüm ve aynı zamanda da merdivenleri hızlı hızlı çıkmaya çalıştığım için nefesimi kontrol edememiştim. Eve girdiğim anda yatağa uzandım, o anda tüm günüm resmen bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Hani, küçükken o çok heyecanla giriştiğimiz tartışmalarda ne diyeceğimizi bilemeyip bir anda gece yarısı aklımıza orada söyleyeceğimiz kelimelerin aklımıza gelmesi gibi… Suyumu içerken bana eşlik eden düşüncelerimle başka bir gün doğumunu beklemeye koyuldum.

 

  1. Küçük dostum ,kedimin, üstüme sıçramasıyla uyandım. Yataktan çıkıp, suyumu içmeye başladım ve yeni bir gün doğumundan gün batımına olan sürede yarışmaya başladım. Elime, eskiciden -yeni- aldığım beni, başka dönemlere götürebilecek sihre sahip etkileyici kitabım. Kitabın içini açtığımda küçük bir kağıdın üstünde ‘’ Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim. – Sabahattin Ali’’ notunu buldum. Eskici dükkanlarından kitap almayı, neden çok sevdiğimi bir defa daha anladım. Yeni sürprizler beni heyecanlandırıyordu ve şaşkınlıklarım anılarımda yerlerini alıyordu. Sayfaların şahit olduğu birçok anıya, benim güzide hayatımın çok da büyüleyici olmayan anılarının da eklenecek olması karnımdaki kelebekler için ilkbaharın gelişi gibiydi. Kitabın her bir sayfasını çevirdiğimde, beni farklı bir şiir karşılıyordu. O an esen bir rüzgar, kitabımın üzerindeki etkisini yükseltti ve kitabım yer çekimine yenik düştü. Eğilip onu alacağım sırada, dikkatimi çeken martıya  bakarken bir rüzgar daha esti ve yepyeni bir şiir açıldı, içinde de kurumuş bir papatya… Belki de bugüne olduğunu bilmeden bizlere seslenmişti şair: 

Bir çocuk doğdu, bendim.
Sıraya girdim insanlar içinde.
Alay bayrak büyüdüm
Odalar, sofalar içinde. 

Bir ayna doğdu, gördüm.
Sıraya girdi aynalar içinde.
İsime geldi, aldım,
Çarşılar, pazarlar içinde. 

Bunca yıl yüzüne baktım.
Kendisini aşmadı
Olanlar içinde. 

Bir sabah uyandım,
Duruyordu karşımda
Düşmancasına,
Bir cam,
Aldanmış,
Kendini ayna sanmış.. 

 

(Visited 10 times, 1 visits today)