Bir Gün İçin “Güzel” Olmak

Aynada kendini inceledi. Ellerini yüzünde gezdirdi. Karnını içine çekti ve nefesini tuttu. Uzun bi süre aynadaki yansımayı inceledi. Ne yaparsa yapsın aynadaki kızı bir türlü beğenemiyordu. Her türlü diyeti denemişti, fark edilir şekilde kilo de vermişti ama vücudu ona hala güzel gelmiyordu. Hiçbir giydiği kıyafeti kendine yakıştıramıyordu. Dışarı makyajsız çıkmamasına rağmen özgüvenle, başını dik tutarak yürüyemiyordu. Çünkü en pahalı makyaj ürünleri bile görünüşüne duyduğu nefreti saklamaya yetmiyordu. Çirkin değildi ama küçüklüğünden beri duyduğu şey yeterince güzel olmadığıydı. Toplumun oluşturduğu güzellik standartlarına uymuyordu.

Çünkü topluma göre “güzel” olarak tanımlanabilmek için belirli özelliklere sahip olmalıydı. Orta boylu, zayıf, ince belli, güzel yüzlü olmak gibi. O ise normalden kısaydı. Kilolu değildi fakat zayıf da denemezdi. Beli kıvrımlıydı ama ince denecek kadar değildi. Yüzü yuvarlaktı ve dolgun yanakları vardı. Yani “güzel” değildi. Sınıfındaki kızlar ise ona kıyasla çok daha güzeldi. Özellikle de Ceylin. Sarı saçları ve masmavi gözleriyle aynı barbi bebeği andırıyordu. Fiziği de çok güzeldi ve her gittiği yerde dikkat çekiyordu. Her giydiği kıyafet üzerinde çok güzel duruyordu. Uzun kirpikleri ve dolgun dudaklarıyla makyaja ihtiyacı yoktu.

Belki birazcık Ceylin’e benzeseydi Bora da onu beğenebilirdi. Bora ile çok yakın arkadaşlardı ama bir süre sora ona olan hisleri sevgiye dönmüştü. Ceylin kadar güzel olmayı o kadar isterdi ki.. Yüzündeki üzgün ifadeyle yatağına girdi ve uyumayı bekledi.

Sonraki sabah erken saatlerde alarm sesiyle gözlerini açtı. Yataktan kalkıp aynaya doğru giderken henüz tam uyanık değildi. Ama bir terslik olduğunun farkındaydı. Kendisine yabancı olan odada aynanın karşısına geçtiğinde gözlerine inanamadı. Aynadaki yansıma kendisine ait değildi. Bu altın bukleler ve deniz mavisi gözler Ceylin’e aitti. Bir an kendini çok mutlu hissetti. Aynada kendini incelemeye dalmıştı ki aşağıdan gelen bağırış ile irkildi. “Hala hazırlanamadın mı seni işe yaramaz! Beni oraya getirtme!” Korkudan hemen giyinmeye başladı. Koşar adımlarla aşağı indiğinde küt, sarı saçları olan; kırklarında gibi gözüken ve sinirli bir ifadeyle ona bakan bir kadınla karşılaştı. “Seni beklerken ağaç oldum! Acele etmek ne bilmiyor musun!” kadın onu arkasından ittirdi ve bir arabaya bindiler. Okula vardığında Ceylin’in annesinin ne kadar kaba olduğunu düşünüyordu. Arabadan indi ve okul binasına adımını attı.

Çantasını sınıfa bıraktıktan sonra ilk işi Bora’yı bulmak oldu. Bora’nın sınıfına girdiğinde olduğu yerde kalakaldı. Bora bir kıza sarılıyordu. Araya girmek istedi ama cesaret edemedi. Olduğu yerden öylece onları izledi. Sonunda sarılmayı bıraktıklarında kızın yüzünü gördü ve ikinci bir şok yaşadı. Kendi yüzüydü bu. Aynada görmekten bıktığı yüzü. Bora onunla konuşuyordu. Çok keyifli görünüyordu. O an Ceylin’in vücudundan çıkıp kendi vücuduna dönmek istedi..

Bu okul günü çok sıkıcı geçmişti. Eve gitmek için can atıyordu. Okuldan çıktığında bir hayal kırıklığına uğradı. Ceylin’in vücudunda olduğunu o kadını gördüğünde hatırladı. Birlikte arabaya bindiler ve eve döndüler. “Doğru odana küçük hanım. Akşam yemeğine kadar yüzünü görmeyeyim!” Gözlerinde yaşlarla odasına çıkarken giriş kapısının açıldığını duydu. İçeri, gözlüklerin arkasında saklanan masmavi gözleriyle orta yaşlı bir adam girdi. Ceylin’in babası olmalıydı.

Odaya gireli çok olmamıştı ki aşağıdan bağırışma sesleri geliyordu. Ceylin’in anne ve babasının arasındaki kavga uzun süre kesilmedi. Saatlerce tartıştılar. Artık Ceylin’in vücudunda olmak istemiyordu. Kulaklarını kapatıp duvara sırtını verdi. Gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu. Ağlamaktan yorgun düşmüştü ve gözlerini kapadı.

    Sesler kesilmişti. Gözlerini açtığında kendini yatağında buldu. Hemen ayağa fırladı ve kendini aynanın önünde buldu. Karşısında kendi yüzünü gördüğü için hiç bu kadar sevinmemişti..

(Visited 4 times, 1 visits today)