Bir Kalıp Yargı Bin Önyargı

Hepimizin bildiği üzere yaşadığımız dönem bundan yüzyıl öncesine göre hem maddi hemde manevi açıdan çok daha gelişmiş bir dönemdir. Teknolojik, ulaşım ve kültür açısından çok daha zengin bir çağ. Kime sorarsak soralım eski yüzyıllar için yönetimlerin yanlış olması ve üretimin çok zor yollarla meydana gelmesi hakkında bir eleştiri ya da fikri var. Velhasıl herkes monarşi ya da oligarşi yönetimini çoğu alanda yanlış buluyor. Ama günümüze gelecek olursak çoğu alanda cumhuriyet adı altında monarşi hayatımıza ve geleceğe yön vermekte. Herkes bu kavramların sadece siyasette önemli bir yeri olduğunu düşünüyor. Halbuki iyi şeklinde yorumlanan ve sadece bu yüzden ilgi gören şirketler bile bir monarşi örneğidir. Market reyonlarında hangi markanın daha çok satıldığı bile önceden bilinen ve gösteriş için üreten şirketler tarafından belirnenmektedir. Nitekim ne kadar çok kalıp yargı varsa o kadar çok ön yargı vardır. Herkes yanlış hakkında yorum yapar eleştiri yapar fakat farkında değildir ki söylendiği yanlışlar ile birlikte bir aile ve iş hayatı sürdürüyor. Cumhuriyet adında monarşi bunun sn iyi örneklerindendir. Mesela birisi bana sorsaydı monarşinin en etkili olduģu alana ticaret derdim. Herkes markaların eşit şekilde yönetildiğini ya da raflara gelecek olan yeni markaların özgür haklarının olduğunu düşünüyor. Ben bu fikirlere katılmıyorum. Bizler bilmiyor muyuz en güzel en ucuz atıştırmalıklarla raf doldurmayı? Biliyoruz,biliyoruz tabiki. Ama bunun düşündüğümüzden daha zor olacağının da farkındayız elbet. Haberler gazeteler herkesin bir fikri var ülkemizin kendi markaları dışında satış yapması hakkında. Fakat kimse bu işin zorluklarını konuşmuyor. Herkes bu dedim bu olsun ya da bu dedim neden bu olmuyoru tartışıyor. Ama tercihlere bakarsak yüz kişiden doksanı yabancı marka onu türk marka tercih ediyor. Yabancı markaların ülkemizde çalışması sorun ama sadece yabancı marka yiyen ya da giyen olmak sorun değil öyle mi? İşte bu yüzden monarşinin ticarette etkili olduğunu düşünüyorum. Bir topluluk var; tanınan bilinen ve üreten. bir topluluk daha var; üreten. üreten topluluk en iyisini yapsa bile kazanan yine bilinen olur. Bu yüzden bir markayı oluşturup halka sunmak kolay bir iş değildir. Sonucunda ise yabancı firmaların ülkemizde çalışmasını desteklemek zorundayız. Yoksa ekonomi konusunda sıkıntılar ülkeden asla ayrılmaz. Başka bir açıdan bakarsak, bu konu hakkında olumlu sonuçlarda elde edebiliriz. Ne de olsa Türkiyenin de yabancı ülkelerde satış yaptığı firmaları ve markaları var. Bizim eşitliğimiz için diğerlerinede hak tanımalıyız. Maalesef ki çok bilinen ve tarihi geçmişe dayanan firmalar çoğu alanda üstünlük sağlayacak. Eğer ki ülkemizinde yurt içinde veya dışında üstünlük sağlamasını istiyorsak kalıp yargıları ve çelişkiyi kendi içimizde bitirip başkalarına da yayılmasını önlemeliyiz. Ancak bu şekilds çok daha gelişmiş ve satışı istenen markalara yer açabiliriz.

(Visited 8 times, 1 visits today)