BİR KONUŞ BİN AH İŞİT

Evet her zamanki gibi okulda yorulup eve gelmiştim. Hemen yemeğimi yiyip ödevlerimi yapıp yatmak istiyordum. Yemeğimi yedikten sonra hemen ödevlerimin başına oturdum. Kocaman bir iç çekip dağlarca olan ödevlerimi yapmaya başladım. Matematik bitti, inkılap bitti, fen bitti ve son olarak da yani aslında benim son sandığım İngilizce ödevim de bitmişti. Ta ki Türkçe hocamız bize bir mesaj atana kadar. Mesajda: Çocuklar, LÜTFEN hiç kimse yarına olan “Dokunduğunuz her nesnenin geçmişini bilmeyi mi yoksa hayvanlarla konuşabilmeyi mi isterdiniz.” başlıklı ödevinizi yapmayı UNUTMASIN!!! demişti. Ben anında oflayıp puflamaya başlamıştım. Tabi ödevimi yapmam gerekiyordu. Tekrardan masama oturup ne yazacağımı düşünmeye başladım. Derin bir düşünce baloncuğunun içine düşmüştüm. Düşünürken içimden bir ses neden eşyaların geçmişini öğrenmek istersin ki dedi. Ve beni bu baloncuğun içinden kurtardı. Yazıma tabi ki hayvanlarla konuşmayı isterdim diye başladım. Hayvanlar benim için çok önemliydi çünkü onlarda bir canlı ve bizimle aynı yerlerde yaşıyorlar dedim. Aslında düşünsenize sizin bir evcil hayvanınız var mesela benim köpeğim var. Onunla konuşabilmeyi dertleşebilmeyi çok isterdim. Ben köpeğimle her zaman konuşup dertleşiyorum ama birkaç sevgi hareketinden başka bir tepki alamıyorum ki ondan onun için  de hayvanlarla konuşmayı isterim deyip hayal dünyasına daldım. Benim hayal dünyamda ben dışarı çıkıyorum ve kuşların ciklemesi yerine günaydın şarkılarını duyuyorum. O kadar şaşırmıştım ki ben sadece öyle konuşuyorlar sanıyordum meğerse onlar kendi aralarında şarkı söylüyorlarmış. Aslında daha çok adımlar atmaya başlamıştım ama yarın okula erkenden kalkmam gerektiği için yatmıştım. Rüyamda ben de kuşlarla birlikte şarkı söylüyordum kendi köpeğimle dertleşip bir sürü dedikodu yapıyorduk. Köpeğim artık ne kadar dolduysa bir türlü susmayı bilemedi ablamdan annemden başlayıp babamın onunla yeteri kadar ilgilenmediğinden, komşularımızın kendilerinin onu rahatsız etmesinden daha bir sürü şeyden sıkılmış neler neler… Sonra birlikte dışarı gezmeye çıktığımızda yoldaki sokak köpekleriyle konuşmuştuk. Onlar da o kadar sıkılıyorlarmış ki onlar da bir türlü susmamıştı. Biz  yürüyüş yaparken zaten akşam olmuş o kadar konuşmuşuz ki eve gelince çenem bile ağrımaya başlamıştı rüyamda. Keşke bunların hepsi gerçek olsaydı da ikide bir rüyamda demek zorunda kalmasaydım ama maalesef ki öyle bir şey imkânsız. Türkçe hocama o kadar çok teşekkür ederim ki bize böyle bir ödev verip benim böyle hayal dünyalarına gitmeme izin verdiği için. Evet o uzun gecenin ardından okula gitmek için sabırsızlanıyordum. Okula gidip Türkçe dersinin gelip yazımı okumak çok istiyordum ve o zaman geldiğinde çok mutluydum arkadaşlarıma ve öğretmenime yazımı okuduğum için. Herkes yazımı da çok beğenip alkışladıkları için de ayrı mutlu olmuştum.

(Visited 2 times, 1 visits today)