Bir Pub Hikayesi

Günlerden pazardı. Karanlık ve yağmurlu bir güne gözlerimi açmıştım. Yavaşça yatağımdan doğrulup tuvaletin yolunu tuttum. Yüzümü yıkadıktan sonra sabah klasiğim olan filtre kahvemi yaparken bir yandan sigaramı yaktım. Bütün bunları yaparken aklımda dün geceden kalma sahneler vardı. Çoğunu yarım yamalak hatırlıyordum. Fakat aklımda kalan çok net bir şey vardı. En yakın arkadaşımın bana ” Sakın ona dokunma! ” diye bağırışı. Kafamda olayları birleştirmeye çalışıyor fakat bir türlü başaramıyordum. Dün gece arkadaşlarımızla beraber her zaman takıldığımız pub a takılıp Zeynep ve en yakın arkadaşım Mert’in evlilik kararını kutlayacaktık. Fakat kutlama yaparken alkolü biraz fazla kaçırmış olacağız ki neredeyse hiçbir şeyi hatırlamıyorum. 

Olayları öğrenebilmek adına bir yandan kahvemi yudumlarken Mert’i arıyordum fakat telefonumu sürekli meşgule atıyordu. Durmadan aramaya devam ettim. En sonunda telefonunu açtı ve bana ağzına ne kadar hakaret gelirse saymaya başladı. Anlam veremiyordum o kadar öfke doluydu ki, telefonda sanki o değilde başkası varmış gibi geliyordu. Küfür ve hakaretler son bulduktan sonra ” Bir daha sakın beni arama.” dedi ve telefonu yüzüme kapattı. Olanlara anlam verememekle birlikte acaba en kötü ne yapmış olabilirim diye kafa yormaya çalışıyordum. Dün Mert’in bana bağırış sebebi ve bugün ki tepkisinden anlaşılan üzere çok kötü bir şey yapmıştım. Gidip öğrenmeye bile yüz bulamıyordum kendimde. Fakat ne olursa olsun bilincim yerinde değilken gerçekleşmişti. Bu sebeple her ne yaptıysam gidip delikanlı gibi özrümü dileyecek gereken bütün sorumlulukları üstlenecektim. Üstümü değiştirip Mert’in iş yerine gittim. Saat 12.30 – 13.00 civarlarındaydı. Öğle arasında genelde iş yerinin yanında ki kahveciye gider kahvesini yudumlarken bir yandan kitap okurdu. Onu orada bulacağıma adım kadar emindim. Gittiğimde gene aynı yerinde aynı kahvesini sipariş vermiş oturuyor kitabını okuyordu. Beni görünce gözleri büyüdü, gözlerinin içinden bana ne kadar sinirli olduğu anlaşılıyordu. Ayağa kalkıp yumruğunu sıktı. ” Ne işin var ulan senin burada! ” diye çıkıştı bana. ben de ” Sakin ol. Sadece olanları öğrenmeye geldim. ” Dedim. Mert daha da sinirlenerek ” Sen benimle dalga mı geçiyorsun! ” diye çıkıştı kahvecinin ortasında. Ona gerçekten olanları hatırlamadığımı ve cidden her ne yaptıysam özür dilediğimi söyledim. Ne kadar dil döksem de asla beni dinlemiyor sadece bana küfürler saydırıyordu. Olayları anlatana kadar bir yere gitmeyeceğimi dövse de geri geleceğimi söyledim. Sonrasında dayanamayıp çeneme çok kuvvetli bir yumruk indirdi ve iş yerine doğru ilerleyişini bulanık da olsa fark edebildim. Takip edemeyeceğim kadar sert vurmuştu yumruğu. 

Aradan 1-2 saat geçince anca kendime gelmiştim. Mert’in ağzından laf alamayacağımı biliyordum bu sebeple beraber dünya evine gireceği eşi Zeynep’i aramaya karar verdim. Mert’in aksine Zeynep telefonum çalar çalmaz açmıştı ve ardından ” Hiç aramayacaksın sanmıştım.” dedi. Neden aramam gerektiğini sordum. Ufak bir gülüş ile ” Sakın bana geçen geceyi hatırlamadığını söyleme.” dedi. Ben de onun için aradığımı gerçekten neler olduğunu anlamadığımı dile getirdim. Zeynep’in sesi ciddileşmişti. Biraz durduktan sonra ” Sen ciddi olamazsın, gerçekten hatırlamıyorsun olanları.” Dedi ve anlatmaya başladı. O gece Mert alkolü fazla kaçırınca baş ağrısından erken çıkmak zorunda kalmış ama Zeynep arkadaşlarını yalnız bırakmamak adına ayrılmak istememiş. Mert Zeynep’in bu kararını anlayışla karşılayıp gece onu almaya geleceğini söylemiş. Böylelikle Mert o gece mekandan erken ayrılmış. Bunun üzerine gecenin ilerleyen saatlerinde Zeynep de ben de gereğinden fazla sarhoş olup yaşanmaması gereken şeyler yaşamışız fakat Zeynep’in konuşmasına bakılırsa bu durumdan hiç de suçluluk duygusu veya pişmanlık duymamış. Fakat ben inanılmaz derecede duyuyordum. Bu olaylar yaşanırken vaktin nasıl geçtiğini anlamayı bırak adımızı soyadımızı sorsalar söylemeyecek halde olduğumuz için Mert’in nasıl veya ne zaman geldiğini fark edememiştik. Bizi Zeynep ile sarmaş dolaş yakalayan Mert başta şok geçirmiş sonrasında bana ” Sakın ona dokunma! ” diye bağırmış ve üzerime atlamaya çalışmış fakat araya diğer arkadaşlarımız girip bizi ayırmayı başarabilmişler. Sonrasında diğer arkadaşlar beni evime bir şekilde bırakmayı başarmışlar. Arkadaşlar beni evime bırakırlarken aynı zamanda Mert ile Zeynep kavga edip bu olay üzerine yollarını ayırma kararı almışlar.

Zeynep bunları bana telefonda anlatırken sesi hafif bulanık gelmeye başlamıştı. Aynı zamanda görüntü de bulanıyordu. Sonrasında gözlerim hastane odasında açıldı. Yanımda Mert ve Zeynep dikilmiş bana gülüyorlardı. Şaşkın bir ifade ile neler olduğunu sordum. Kafamda Mert’in beni hastanelik edecek kadar dövdüğü vardı fakat olaylar öyle gelişmemiş. Meğersem anlattığım olayların hiç biri gerçekleşmemişti. O gün o kadar çok içmişim ki komaya girmişim ve beni hastaneye götürmek zorunda kalmışlar. Mert ile Zeynep de baygın olduğum sürede neden sürekli onların ismini sayıkladığımı sordular. Fakat bu sorunun cevaplanmaması gerekmekteydi.

 

 

 

(Visited 50 times, 1 visits today)