Bir Solukta İzlenen Hayatlar

İnsanlar vakitlerini geçirmek için yeni hayatlara yolculuklara çıkarlar. Birkaç saatliğine kendilerinden uzaklaşmak için yeni yerleri keşfetmeye başlarlar. Bu yolculukların en maliyetsiz ve bize en yakın olan yolu film izleyerek gerçekleşir.  Hayatımız boyunca yüzlerce hayata seyirci olarak dahil oluruz. Bazen kendimiz ana karakter oluruz bazen de sadece seyirci olarak katılırız. Bu yolculuklar sadece yaşayamadığımız hayatlara mıdır? Yoksa, başkalarının yaşadıkları hayatları görüp iyi ki demek için midir?

İnsanlar kendilerini geliştirmek için çeşitli yollara başvururlar. Bunun en büyük örneği de kitap okumaktır. Kitap okumak hayal gücümüzle bizi geliştirir ve ortaya harmanlanmış bir karışım çıkarır. Ama bazı durumlarda da kişi ses, görsel ve ritmi hissetmek ister. İşte böyle zamanlarda da kendimizi film izlerken buluruz. Film izlemek düşüncelerimizi kısa sürede değiştirmede ve geliştirmede en etkili yöntemdir. Film izlemek geleceğe ve geçmişe bağlı olan bir köprü görevi görür. Geçmişten ders çıkarmamıza ve gelecekten de ipucu almamızı sağlar.

Herkesin hayatına derinden dokunan filmler vardır. Etkisi öyledir ki onlara uzun zaman boyunca kendinizi hapsolmuş hissetmenizi sağlar. Bazı zamanlarda da tekrar tekrar bıkmadan izlersiniz. Çünkü o filmlerde kendinizi buluyorsunuz ya da olmaktan çekindiğiniz benliğinizle tanışıyorsunuzdur. Nasıl oluyor da film izlemek düşüncelerimizi bu kadar derinden etkileyebiliyor? Bana göre bu sorunun tek bir cevabı var: empati yapmak. Empati yapmak, gerçek hayatta çok kullanmadığımız bir eylemdir. Çünkü senaryonun içinde oyunculardan biri de kendimizizdir. İnsanoğlu da kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinden verdiği kararlar pek de adaletli olmaz. Ama film izlerken böyle bir durum ile karşılaşmayız. Doğru ya da yanlış yoktur. Bu yüzden de adaletli ve adaletsiz kavramına ulaşamayız.  Çünkü filmlerde sadece tanık oluruz. Bir taraf yoktur sadece gerçeklik ve sizin çıkardığınız dersler vardır.

Film izlemek aynı zamanda bir büyükten alınan nasihate de benzer. Tek farkı ise de alacağımız dersi kendimiz seçeriz. Bir bakımdan da o olayı gerçekte yaşamadan durumdan bir ders çıkarabilmemizdir. Her kitaptan alacağımız nasıl bir bilgi varsa aynı durum film izlemek için de geçerlidir. Bazen eğlenmeyi, bazen ağlamayı, bazen de iyi ki demeyi öğreniriz. Hayat bir filmdir ve herkesin de kendine ait bir filmi de vardır. Hala filminizi izlemediyseniz ya hayatınızın dönüm noktasıyla tanışmamışsınızdır ya da filminizi fark etmemişsinizdir. Önemli olan başrol olmak değildir. Bize ne kattığıdır.

Bize dokunacak şeyler her zaman hayatımızda olacaktır. Bunun fragmanlarına tanık olmanın başı da filmi izlemekten ve ondan çıkardığımız derslerden geçer. Önemli olan ritmi yakalamak ve adımlarımızı ona göre atmaktadır. Hayat, yönetmeni ve oyuncusu olduğumuz bir solukta izlenip biten filmlere benzer. Bazen dakikalar hatta saniyeler bile hayata olan bakış açımızı değiştirmede etkilidir. Hayatımızın iki saatlik bir filmden ibaret olduğu gibi.

(Visited 14 times, 1 visits today)