Bir Tutam Hoşgörü mü Bin Tutam mı?

Hoşgörü insanların birbirleriyle etkileşime girdikleri ilk andan beri var olan bir kavram. Hatta sadece insanlarla sınırlı da değil. Yaşamımız boyunca her canlı varlığın yok denecek kadar az bile olsa hoşgörüye sahip olduğunu fark etmişizdir. Kimi zaman istenmeyen, kimi zaman sınırlanan bu hoşgörü sayesinde gelişmiştir aslında insanoğlu. Ancak çoğu zaman her şeyin fazlası zarar deriz, hoşgörünün fazlası da zarar mıdır acaba?

Öncelikle hoşgörü canlılara ne sağlar ve neden önemlidir bundan bahsetmek istiyorum. Hoşgörü canlıların empati yapmasını, birbirlerinin durumlarını anlamasını sağlar. Yani hoşgörü sayesinde iletişimde bulunduğumuz canlıların kendi dünyalarını, düşüncelerini ve fikirlerini az bile olsa tatma fırsatı buluruz. İşte bu hoşgörü sayesinde insanlar tarih boyunca başkalarını anlamayı başarmış, mantıklı veya mantıksız bulmuş ve kendilerini geliştirmeyi başarmışlardır. O zaman hoşgörü özünde gayet faydalı bir kavramdır. Ayrıca hoşgörü toplumda en etkin olarak eğitim sayesinde geliştirilebilir, yani bir toplum eğitme-öğretme konusunda başarılı bir sisteme sahipse o toplumda büyüyecek insanların hoşgörülü bireyler olacağını varsaymak yanlış olmaz. Peki hoşgörü bir toplumda aşırıya kaçarsa ne olur? Elbette bunun olumlu tarafları da vardır. Hoşgörü gereken miktarda mevcutsa bu insanların sosyal ilişkilerinin güçlenmesine ve toplumun birlik beraberliğinin artmasında neden olur. Hatta bu ekonomik anlamda gelişmeye kadar ilerleyebilir. Ancak bildiğimiz üzere her şeyin fazlası zarar. Sınırsız hoşgörü olursa bu açıkça hoşgörüsüz olduğunu beyan eden kişilere kadar uzayabilir. Yani sınırsız hoşgörü sınırsız özgüvenin anahtarı olabilir diyebiliriz. Sınırsız hoşgörünün diğer negatif taraflarıyla devam edelim şimdi. Kimi insanlar bu sınırsızlık sayesinde istediğini elde etmek için farklı yollara başvurmaya başlayabilir. Mesela pahalı bir şeyi hırsızlık yaparak alabilir ve daha sonra kendisine hoşgörülü davranılması gerektiğini savunabilir. Ya da herkes her yanlışı veya kötü hareketi için başkalarının hoşgörüsüne sığınır hale gelebilir. Hatta bana sorarsanız bu sınırsız hoşgörü insanlar arasındaki bütün duygu ve hisleri sahteleştirebilir. Herkes fazla hoşgörüye ve özgüvene sahip olduğu için sosyal ilişkiler bir süre sonra çıkar odaklı bir hal alabilir. Bunu güncel bir olay kullanarak örneklendirmek istiyorum şimdi. Herkesin bildiği gibi şu an bütün insanlık küresel bir salgınla mücadele ediyor. Ancak hepimizin bu salgını yenmek için birlikte çalışması gerekirken nedense son zamanlarda herkes birbirini unutmuş, sadece kendisini umursuyor gibi. Bir nevi herkes birbirine karşı hoşgörüsüz davranıyor. Gerçi bunun sebebi sınırsız hoşgörü mü tartışılır ancak o da bir sebep olabilir.

Son olarak kendi düşüncemi açıklamak istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi kesinlikle her şeyin fazlası zarardır. Hoşgörü yeterli miktarda olduğunda gayet yararlı olsa bile sınırsız olduğu zaman herkese zarar verebilir ve çoğu şeyin düzenini bozabilir. Bu yüzden ben ‘Sınırsız hoşgörü, hoşgörüsüz bir toplum yaratacaktır.’ düşüncesine katılıyorum.

(Visited 37 times, 1 visits today)