Bir Yılbaşı Gecesi

Yine yalnız ve soğuk bir geceydi. Atkımı var gücümle çenemde dahil olmak üzere boynuma sardım. Kış acımasız ve keskin bir öfkeyle soğunu insanların üstüne atıyor bizden de ayakta kalmamızı bekliyordu. Neyse ki yılbaşı akşamı olduğu için her yer açıktı sonuçta gece yarısı büyük andı.

Hemen bir yere girdim. Daha girer girmez ayağımın altındaki tahtalar inlermişçesine gıcırdadı. Kimsenin umurundaymış gibi gözükmüyordu. Büyük ihtimalle alışık olduklarından takmamışlardı. Ağır  adımlarla cam kenarında, kapıdan uzak bir masaya doğru yürüdüm. Yavaşça masaya oturdum. Barın arkasında duran adama gözümle bir işaret yaptım tabii burayı sürekli gittiğim yerle karıştırdığım için adam bana tuhaf tuhaf bakmakla yetindi. Hemen masadan kalktım ve bara yürüdüm. Adama “Kusura bakmayın, umarım rahatsız etmedim sizi. Biraz gerginim ve kafam karışık.” dedim. Adam bana “Merak etmeyin beyefendi. Biz daha neler gördük. Geçen sene sarhoşluktan masayı yemeye çalışan bir hanımefendi vardı. En son çok sert ısırdığı için sıkışmıştı. İtfaiyeyi çağırmakla beraber yeni bir masa almak zorunda kaldık.” dedi. Zaman geçtikçe koyu bir sohbetin içine daldık.

O bana iş tecrübelerini anlatıyor, ben ona unutamadığım anıları anlatıyordum. Gece yarısına yaklaştıkça mekan dolmaya, daha gürültülü olmaya başlamıştı. Bizde yavaştan konuşmamızı bitirmiştik. Sonuçta yoğunlaşan bir müşteri akımı vardı ve işini yapmaktansa bir müşteriyle konuşmak hem meslektaşları hem de patronu tarafından hoş karşılanmayacağı için doğru bir seçim yapmıştı.

Barın orada biraz daha oturdum ve sevgili eşimin gelmesini bekledim. Hala gözükmüyordu. Ben de çatı katına çıkıp ona çatı katına çıktığıma dair bir mesaj attım. Gömleğimin cebindeki sigaraya uzandım ve kırmızıya bürünmüş boğaz köprüsüne karşı yaktım. Kendimi dünyaya karşı sorgularken alt kattan silah sesleri gelmeye başladı. Kaskatı kesildim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Saklanıacak yer aradım ama yoktu. Çatı katında kıstırılmıştım. Beynime bir anda şimşek çaktı. Eşim buraya geliyordu. Hatta geldi ve şu an aşağıdaydı. Kendime strese sokmanın bir faydası yoktu. Merdivenlerden emin adımlarla inmeye çalışsam da ayağım bir masaj koltuğu gibi titriyordu. En sonunda derin bir nefes aldım ve aşağıya indim. Gördüğüm karşısında sadece şaşkınlıkla bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.

Silahlı adamlar barda oturmuş az önce sohbet ettiğim garsonla sohbet ediyorlardı. Kalabalığa bakıp eşimi aradım. Ve o da silahlı bir herifle konuşuyordu. Koşar adımlarla yanına gittim. Beni gördüğünde suratında her zamanki o tatlı gülüşünü yaptı. Ve bana, etraftakilere dönüp “Sonunda geldin hayatım. Arkadaşlar seni bekliyordu ama seni bulamadık. Her şeyi yine suya düşürmeyi başardın. Bir de madem sürpriz bozuldu ben de direkt söyleyeyim. İki aylık hamileyim. ” dedi.

Ben ise sadece “Bunu benden gizlediğinize inanamıyorum.” demekle yetindim ve ilk defa bir baba olarak yeni ve temiz sayfa gibi yılı başlattım.

 

(Visited 140 times, 1 visits today)