Bırakıp Gidiyor Musun Öylece?

İnsan, gelecek hakkında planlar kuran bir varlıktır. Sürekli kafasında kurar, bulunduğu anda yapmakta olduğu işin geleceğe ne gibi katkıları olduğunu düşünür bilinçaltında. İnsan, gelecek hakkındaki planlarını bireysel olarak kontrol altına alamaz. Bilinçli bir şekilde geleceği düşünmese de, arka planda hep gelecek hakkında düşünceler bulunur.

Bulunulan ortamın ve anın farkına varabilmek, tam olarak o anda yaşayabilmek insan denen varlık için imkanlı bir durum değildir. İster istemez, ertesi gün hakkında planlar ve hedefler koyar kendi zihninde, garantiye almak ister adeta geleceğine, ilerisini. Bu planlarını zihninin arka planında yaparken, ön planda bulunduğu anda kalmaya çalışır, zorlar kendini, mentalitesini. Birkaç saniye sonrası bile gelecek sayılırken, sizce de imkansız değil midir sadece şu anda bulunmak?

Zaman kavramı, evrende belirsizdir. Dünya üzerindeki insanlar içindir sadece zaman dediğimiz o kavram. Ne gelecek vardır, ne geçmiş, ne de şimdi. Sadece benlik ve tin vardır evren üzerinde. Fakat, dünya üzerinde, bu tinlerin kolaylıkla uyum sağlayabilmesi için kurulmuş bir düzen vardır. Bu düzen içinde yaşar insanoğlu, ya da yaşamak için çabalar denilebilir. Etrafındaki çoğu olayı, istekleri doğrultusunda yönlendirmek gibi bir iç güdüye sahip olan insan için, sizce de imkansız değil midir önüne sunulan Dünyayı değiştirmeden kullanması?

İnsan, Dünyaya, yaşadığı ortama, değişiklik yapmak uğruna zarar vermektedir. Yaptığı her değişiklik bir zaradır aslına bakıldığı zaman. Dünya bu kadar yara almışken, üstünde hiçbir şey olmamış gibi yaşamak pek de olasılıklı değildir. Bu nedenle farklı yaşam alanları araştırılmaktadır. Zarar verip giden bir insanoğlu görürüz, nankör bir insanoğlu. Kalıp önümüzde olan yaşam alanını düzeltmek mi daha iyidir, her şeye baştan başlamak mı?

Temiz bir sayfayı kim istemez? Nankör insanoğlu için ise kaçınılmaz bir sondur, temiz bir sayfa.Önünde olan imkanı değerlendirmek yerine neden hep zor olanı seçer insan, sadece temiz bir sayfa için? O temiz sayfayı yıllarca aramak yerine, önündeki karalanmış sayfayı temizlemeye ne derler bu nankör varlıklar? Belki hiç kullanılmamış bir kağıt gibi olmayacak temizleyince, insanoğlunun ona verdiği zararlardan kalan izler olacak üstünde, göze çarpacak onlar. Fakat, gelecek nesillere de bir ders olmaz mı bu yaralar ?

Goethe’nin de dediği gibi “Bir insanın akıllanma yeteneği varsa yaşamdan sonra tarihte ders aramalı.”. Tarih, gelecekte karşılaşılma ihtimali olan zorlukların önümüze getirilmiş halidir, aynı üzerinde bulunduğumuz yaşam alanımız, Dünyamız gibi. Tarihten ders çıkartmak sizce de daha doğru değil mi? Başka gezegenlerde deneyimsiz bir başlangıç yapmak yerine, neden önümüzdeki seçeneklerden ders alarak devam etmiyoruz yaşama? O kadar da zor mu tarihe geri dönüp bakmak?

Tarih, geçmişteki gelecek senaryosudur. Gelecekte nelerle karşılaşacağınızı tarihten öğrenebilirsiniz. Başka gezegenlere giden insanoğlu, Dünyaya yaptıklarının aynısı yaparak, orayı da yaşanamaz bir hale getirme potansiyeline sahiptir. Yıllar alacak olan başka gezegen araştırmaları yerine, yaşam alanımıza sizce de sahip çıkmamız gerekmiyor mu? Binlerce yıldır bizler yüzünden acı çeken yaşam alanımızı koruma zamanı sizce de gelmedi mi? Yapılan onca zulümden sonra onun haykırışlarını duymamak ne mümkün artık…

(Visited 3 times, 1 visits today)