Bob’un Garip Maceraları

“Hayatımda hiç böyle bir durumda olacağımı tahmin edemezdim” . Bunlar Bob’un o anda düşündüğü birkaç kelime idi. Aslında olduğu duruma bakarsak da neden böyle düşündüğünü anlayabiliriz. Bob’un neden böyle düşündüğünü şimdilik bir kenara bırakalım ve Bob’un nasıl birisi olduğu açıklayarak başlayalım.

Bu Bob ve ona merhaba demeyi unutmayın. Bob 1968 yılında Meksika’da doğmuş bir Amerika vatandaşı. Kendisi ailesi tarafından sevgi ve yemek ile büyütüldü. Lise eğitimini Amerika’da tamamladıktan sonra üniversitede “Fizik Mühendisliği” okumak için İngiltere’ye, Greenwich Üniversitesine gitti. Üniversiteyi bitirip doktorasını “Madde X’in Her Türlü Çevre Koşulunda Şeklini Koruması” üzerine yaptı. Doktorasını yaptıktan sonra İran’ın Ahvaz şehrindeki araştırma tesisine doğru yola koyuldu. Bütün bu olaylar zinciri işte tam burada, İran’a giderken bindiği uçakta başladı.
Bob iş sınıfındaki yerine oturmuştu. Koltuk gerçekten de söyledikleri kadar rahattı. Yanına yüzünü şapkasından göremediği krem renkli trençkotu olan bir adam oturmuştu. Bob “İnsanlar ne zamandan beri uçağa şapka ile biniyorlar” diye aklından geçirmişti. Sonra camdan dışarı bakmaya çalıştı. Bob’un tek gördüğü şey bulutların beyazlığı idi. Bob fazla endişeleneceği bir şey olmadığı kanısına vardı ve gözlerini kapattı. Neredeyse yirmi dakika geçmişti fakat Bob uyuyamıyordu. Yanındaki şapkalı adam sürekli kulağına üflüyordu çünkü. Bob fazlasıyla rahatsız olduğundan gözlerini açmıştı. Gözlerini açtığını gören adam hemen Bob’a doğru doğrulmuştu. Bu hareketinden Bob adamın ona bir şey söyleyeceğini düşünmüştü. Adam da kendisinin bir şey söyleyeceğini düşünmüştü ama ağzından bir kelime bile çıkmamıştı. Sonunda ıkınıp ağzından birkaç kelime çıkardı. Bu kelimeler “Bir dilek tut, Bob Raskcwickov” idi. Bob bu ismi duyunca fazlasıyla şaşırmıştı çünkü kendi soyadının hiç ona söylenmediğini fark etmişti. İnsanlar sürekli ona Bob demişti. O da kendisini Bob olarak belirlemişti. Hayatı boyunca insanlar Bob’a emir cümleleri vermiş Bob ise bunların nedenini sorgulamadan yapmıştı. Doğduğundan beri başka insanların ona emir vermesi aniden onda kızgınlık duygusu uyandırmasına karşın olduğu duruma bakarak kızgınlığını yine içine attı.
Bob hemen bir dilek tuttu ve birdenbire uçak türbülans yapmaya başladı. Adam ona “Uçağın düşmesini dilemediğin değil mi?” diye sordu. Bob ona baktı. Kafasıyla ona böyle bir şey istemediğini işaret etti. Fakat artık çok geçti. Uçağın dört motorundan üçü bozulmuştu ve yere çakılmasına da beşyüz metreden daha az kalmıştı.
Bob uçak yıkıntısından kendisini çıkardı. Etrafına yavaşça bakındı ancak önemli bir şey göremedi (yanan uçak yıkıntısı dışında). Bob bu olayların bir anlamı olduğunu düşünmeye çalıştı. Hayatı boyunca böyle düşünmediği için İran’a yürümeye başladı. Hava gerçekten çok sıcaktı.

(Visited 56 times, 1 visits today)