Burundi’de Yeni Bir Yıl

Afrika’da bulunan ve Dünya’nın en fakir ülkesi olarak kabul edilen Burundi’de yeni bir güne, yeni bir yıla uyandım. Bugün 1 Ocak, 2020. Yeni bir yıl, yeni bir ben diyerek uyanmak isterdim ama hayatımda çok şeyin değişeceğini sanmıyorum, sadece her zamanki gibi, her yılda uyandığım gibi uyandım. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum, önemli de değildi zaten. Güneşe bakarak saatin kaç olduğunu az buçuk çıkarabiliyordum. Burası Dünya’nın en fakir ülkesi olduğu için, burada hayat sefil geçiyor. Sadece yurt dışından gelenler burada krallar gibi yaşayabiliyor. Burada bir dolar iki bin Burundi parasında eşit. Bu resmi olan piyasaya göre. Resmi olmayan piyasada bir dolar üç bin Burundi parası demek. Yurt dışından gelen turistler genellikle ”Burada on dolar harcamak ne kadar da zor böyle!” derler. Haklılar. Tam tamına otuz bin Burundi parası. Burada 15 dakikalık taksi yaklaşık üç bin Burundi parasına denk geliyor iken, on dolar harcamak gerçekten zor görünüyor. Annem büyük bir mahallede çalışıp kendi ördüğü şeyleri satar ve genellikle şafak vakti evden çıkar. Gidip annemi aramaya başladım ve her zamanki yerinde buldum, fakat annemin yüzünde bir morluk vardı. Hiç sorgulamadım çünkü Afrika’da, (sadece Burundi’de değil) Güneş battıktan sonra her suç işlenebilir. Sefillikten devlet polisin parasını bile veremiyor, polis okulları inşaat edilemiyordu. Sokaklarda da çoğu ülkede olduğu gibi lambalar yok burada, daha doğru düzgün asfalt bile dökemiyor ki devlet nereye lamba kuracak? Ben de çoğu Afrika’da yaşayan çocuk gibi fakir bir ailede doğdum. İnsan günde ortalama üç öğün yemek yer, eğer bir öğünü bile kaçırırsa acıkmaya başlar. Eğer herkes doğduğundan beri günde sadece bir ya da iki öğün yeseydi, insanlar günde bir öğün yiyerek tok kalabileceklerdi çünkü buna alışacak, adaptasyon sağlayacaklardı. Ben genellikle günde bir öğün yemek yiyorum. Genellikle dememin sebebi de bazen günlerce yemek bile yiyemiyor olmam. Burada durumlar cidden karışık. İnsanlar kışın karlı yerlere gitmek istiyor genellikle ve buraya uğramıyorlar. Yazın da çok sıcak olduğu için uğramayı tercih etmiyorlar çünkü kasımda bile hava otuz dereceyi buluyor. Tabii turistler de annemin kendi elleriyle ördüğü atkı, battaniye, halı gibi şeyler çok beğeniyor alıyor ama aile kazancımız çok az. Babam yok ve iki kardeşim daha var. Ben evin en büyük çocuğuyum bu yüzden genellikle yemiyorum, yediriyorum. Yine sağımı solumu belirlememişken hemen hava karardı. Zaman çok hızlı geçiyor çünkü hep yapacak bir şeyim var. Bugün erken yatmaya karar verdim ve bir acı çekici güne daha uyanmak için hazırlanıp yattım..

(Visited 24 times, 1 visits today)