Çalışkan Köleler mi? Yaratıcı Zekalar mı?

YARATICI ZEKALAR NASIL OLUŞTURULUR?

Son yıllarda dünyadaki tüm eğitim sistemlerinde değişiklikler yapılıyor. “Okul”un içeriği ve okuldan beklenenler sürekli değişiyor. Okul sadece bilginin aktarılmasını sağlamıyor; aynı zamanda bilginin kazanılmasına, üretilmesine, dönüştürülmesine ve iletilmesine olanak sağlıyor. Toplumlarda eleştirel düşünme, yaratıcılık, karmaşık problem çözme gibi becerilerin önemi giderek artıyor.

Tüm bunlar eğitim sisteminde yenilikler yapılmasını gerektiriyor. Öğrencilerin şu andaki sistemde sıkılmaması ve öğrenme ile ilgili olumsuzluklar yaşamaması için eğitim ortamlarında değişiklikler yapılabilir. Öğrencilerin sürekli sessiz olması istenilerek yapılan dersler yerine konular öğrencinin ilgisini çekecek görsellerle desteklenerek ya da konuyla ilgili hikayeler anlatılarak öğrencinin de derse katılımı sağlanarak ders işlenebilir.

Eğitim programları farklılaştırılabilir. Her öğrencinin zeka kapasitesi, ilgi alanı ve anlama düzeyi birbirinden farklıdır. Birbirinden tamamen farklı kişilere aynı eğitimi vermeye kalkarsanız, bir öğrenci konuyu anlamaz, diğerine çok basit gelir dinlemez, belki dersten sıkılır ve ders yapmak istemez. Aynı durumda kendinizi düşünün, gazete okumak istemiyorsunuz ama zorla gazete okumak zorunda kalıyorsunuz, pop müzik dinlemek istemiyorsunuz ama mecburen dinlemek zorundasınız, resim çizemiyorsunuz fakat sizden karşınızda duran sürahinin resmini yapmanız isteniyor. Neler hissedersiniz?

Öğrencilerin bilmedikleri şeyleri öğrenmesini sağlamak çok daha ilgi çekicidir. Bu nedenle ders programlarında yeniliklere yer verilmelidir. Programlar görsellerle renklendirilmeli, farklı fikirlere yer verilmeli, daha çok soru sormamıza izin verilmeli ve sistem bu soruların cevaplarını bize verebilmelidir. Öğrencilerin yeteneklerine göre programlar geliştirilmeli ve öğrenme hızları dikkate alınmalıdır. Hiçbir öğrenci anlamadığı konu için üzülmemeli hatta ağlamamalıdır.

En önemli konulardan biri de yapılan derslerin günlük hayatla birleştirilmesidir. Öğrendiğiniz her şeyi gerektiğinde uygulayabilmelisiniz. Pratik yapmalısınız. Dersler kadar bir diğer önemli konu da öğrendiklerimizi uygulamak için çevreyle iletişime geçmektir. Beş dakikalık teneffüsler yerine 15 dakikalık teneffüsler yapılmalıdır ki bahçeye çıkabilelim, temiz hava alıp öğrendiklerimizi uygulayalım.

Bize çalışkan köleler değil, yaratıcı zekalar gerek.
Çalışkan Köleler Mİ? Yaratıcı Zekalar Mı?

Ahmet Ümit’in “Bize çalışkan köleler değil, yaratıcı zekalar gerek” cümlesinin eğitim sistemimizde yer bulmasını istiyorsak; sistem bireyselleştirilmeli ve ezbere dayandırılmamalıdır. Yaratıcılığı teşvik etmelidir.

 

 

(Visited 8 times, 1 visits today)