Cehennem

Sabah uyandığımda karşıma çıkan yer bana hiç tanıdık gelmemişti ve bu duruma hiç kimsenin şaşıramayacağı kadar şaşırdım herhalde, çünkü ben o toplumda ezik olarak adlandırılan asgari ücretli işte çalışanlardan biriydim. Evin içinde epey dolaştım. Dolaşırken de hep aklımda bir çelişki vardı; bir yanım evde  birini görmek istiyordu ve ona nerede olduğumu sormak istiyordu, diğer yanım ise birini görmemek istiyordu çünkü bana zarar verebileceğinden korkuyordu.
20 dakikalık korkulu ve meraklı arayışın sonunda evde kimseyi bulamadım ama bir sabah ansızın kendimi içinde bulduğum berceste evi şimdiden çok sevmiştim. O kadar sevip alışmıştım ki bu eve her memur maaşlı insanın sahip olduğu evime dönmek bile istemedim. Evi bir süre daha aradıktan sonra zengin ev sahibinin buz dolabından br bira açtım ve salona gidip televizyon izlemeye yeltendim. Tam salonun karşısındaki geniş yumuşacık ve para kokan deri koltuğa uzanacaktım ki kapı gıcırtısına benzer inanılmaz rahatsız edici bir ses kulağımı tırmaladı. Bu iğrenç sesi duyar duymaz gözlerim bir anda televizyonun üzerindeki saati kontrol etti saat henüz öğlen on ikiydi, kim bu saatte eve giderdi ki. Elbette evin sahibi. Bir anda korkudan elim ayağıma dolaştı. Şimdi ne yapacaktım odaları arayıp dolapların birine mi saklansaydım yoksa … derken evin sahibi beni gördü bile. Aslında ben öyle sanmıştım içeri giren yaşlı kadın kördü ve ne olup bittiğinden haberi bile yoktu. Hiç ses çıkarmadan bir an önce evi terk ettim işin garibi evden çıktığımda evime nasıl gideceğimi dahi bilmiyordum.
Arabaya bindim ve sürmeye başladım  ilerledikçe yollar daha da karmaşık ve tanınmaz gelmeye başladı. Bir süre daha dayanamayarak telefonumdan haritayı açtım. Evime rota çizdirdiğimde ise gördüğüm şey felaketti.  Farklı bir şehirde hiç bilmediğim bir evde uyanmıştım. Hayatımın o anda mahvolduğunu düşündüm. günlerce yollarda ilerledim ve en sonunda evime varmak üzereydim. Son bir tuvalet molası verdim ve dışarda bir çaydan hiçbir zarar gelmeyeceğini düşünerek banklara oturdum.  Sahildeki bankta oturmuş tüm bu olanları düşünürken bakla falı baktırdığını söyleyen bir kadın yanıma geldi. Kadın bana ”Falımda yazanı okuyabilir misiniz genç beyefendi?” dedi.  Tabii hanımefendi diyerek elindeki kağıdı aldım. Kadını elindeki kağıt benim yaşadıklarımı anlatıyordu adeta. Epey korktum ve kadının beni polise şikayet edeceğini falan düşünüyordum fakat sonradan fark ettim ki kadın zaten kördü. Yaşlı kadının yanından hızla kaçtım ve olanların şokuyla bir an önce evime gidip uyudum.
Sabah  uyandıktan sonra balkondan denizi izlerken karım arkadan bana sarıldı ve ” Yorgun gibisin iş yorucu muydu?” dedi. Sonra gerçekten olup biten birden aklıma geldi. Sadece işteydim. Tüm gün her gün gittiğim ve nefret ettiğim işimdeydim. Sonuç olarak nefret etmeyeceğiniz ve size cehennemi andırmayacak bir işe girin.

(Visited 23 times, 1 visits today)