Charles Soygunu

Charles İngiltere’nin Londra şehrinde bahçesi büyük, deniz kıyısında bir evde yaşayan emekli, yaşlı bir adamdı. Bahçesindeki çiçekleri her gün düzenli olarak sular ardından deniz manzarasının karşısına geçip emekliliğinin tadını çıkarırdı. Her ay düzenli olarak hastaneye gider muayene olurdu. Bazen evde olmadığı için bahçesine bakması amacıyla bir tane bahçıvanı vardı. Yine muayene olmaya gideceği bir gün şoförü geç kalmıştı. Charles saatine odaklanmış içinden şoföre kızıyordu. Tam o sırada bahçeden gelen gürültüyle yerinden sıçradı. Saatine çok odaklandığından ses onu korkutmuştu. Saatine bir kez daha baktı. Ses bahçıvandan gelmiş olamazdı çünkü daha bahçıvan gelmemişti. Bahçenin kapısına doğru yürürken ön taraftan gelen korna sesini duydu. Acelesi olduğu için ön kapıya doğru gitti. Sesin düşen bir saksıdan geldiğini düşünüyordu ve bahçıvanının halledeceğini umuyordu. Arabaya bindi ve muayenesine gitti. Yoldayken ve hastanedeyken neyin düştüğünü merak ediyordu. Saksıların düşmeyeceğinden emindi ama ses başka neyden gelmiş olabilirdi ki? Hastanedeki işi bitmişti, tekrardan arabaya binip şoförün eve sürmesini istedi. Evin kapısını açtı, içeri girdi ve ceketini astı. Her zaman olduğu gibi komodinin üstünde bahçıvanın bıraktığı notu aradı fakat bulamadı. Normalde bahçıvan işi bitince hangi çiçekleri suladığını, ne kadar suladığını bir kağıda yazıp komodine bırakırdı. Charles notu göremeyince bahçıvan gelmediğini düşünüp, bahçeye doğru gitti. Giderken gözünün ucuyla mutfağa baktı. Bahçıvan normalde çiçekleri suladıktan sonra sürahiyi tezgaha bırakırdı fakat orada sürahi yoktu. Charles bahçeye çıktı, saksılardan birinin kırık olduğunu gördü. Saksının parçaları hala yerde duruyordu, bahçıvanın gelmemiş olduğu belliydi. Saksı parçalarının yanında orta büyüklükte bir taş parçası vardı. Saksı bununla kırılmıştı. Bahçenin ön tarafında bu taşın atılmış olabileceği bir oyun yeri yoktu. O taş oraya özellikle biri tarafından atılmıştı. Charles içeriye doğru giderken bahçe kapısında birkaç zorlama izi fark etti.  Hızlı bir şekilde içeri girip bahçe kapısını kilitledi ve telefonu aldı. Bahçıvana ulaşmaya çalışıyordu fakat bahçıvan telefona bakmıyordu. İçinde büyük bir tedirginlik vardı. O anda kendini eve hırsız girdiğine ikna etti. Odasına girdi, kitaplığın orta rafındaki kitapları kaldırıp arkadaki kasaya baktı. Kasa açılmıştı ve içi boştu. Charles o anda ne yapacağını bilemedi. O kasanın orada olduğunu kimse bilmiyordu. Olan olmuştu, soyulmuştu. Bundan sonra yapabileceği bir şey vardı, polisleri aramak. Aklında tek bir şüpheli vardı, evin bahçıvanı.

(Visited 10 times, 1 visits today)