Cımbızlı Yazı

“Ne atom bombası

(Edebiyatın Sesi)

Ne Londra Konferansı;

Bir elinde cımbız,

Bir elinde ayna;  

Umurunda mı dünya!”

Cebi delik cepkeni delik Orhan Veli’nin, döneminin yıkıcı olaylarını vurguladığı “Cımbızlı Şiir”i tüm zamanlarda tartışmalara en fazla yol açan şiir olmuştur. Orhan Veli’nin bütün şiirleri böyledir. Dili kuşkusuz sivri, anlatımı satirik ve anlamı da fazla dalgacıdır. Bu şiirin topluma yön verdiğinden eminim fakat topluma yönelik kaleme alınıp alınmadığı konusunda hiçbir fikrim yok. Eh, sonuçta bu Orhan Veli; şıp diye anlasaydık ne o Orhan Veli olurdu ne de biz onu bilirdik.

(Edebiyat Yuvası)

Şiirin ilk iki öfkeli dizesi, yontulmamış bir dille saf eleştiriyi ortaya koyuyor. Şiiri topluluk önünde okurken veya şiirle şiir kitabında karşılaştığınızda ilk iki dizeyi yükselip alçalan bir ses tonuyla okuduğunuzu fark etmişsinizdir. İlk dizede söz edilen “atom bombası” hiç su götürmez, 20. yüzyılın en sarsıcı olaylarından birisidir. Dünya’nın her köşesinde; kütüphanelerde, kıraathanelerde, önemli davetlerde, okullarda, sokaklarda ve her çatının altında konuşulan bir hadiseydi. Takip eden dizede söz edilen Londra Konferansı ise 1921 yılında yapılanı kastediyor olsa gerek. Bu da hem ülkemizi hem de Dünya’yı pek yakından ilgilendiren bir havadisti. Yani diyor, Orhan Veli ilerideki mısralarda, bunlardan bihaber olmak için ya kör ya sağır olmanız veya hiç olmamanız gerekir.

Oldukça taşlayıcı başlayan ilk iki dizenin ardındaki iki dize, törpülenmiş olarak sunuluyor önümüze. Dilimizdeki ”iki eli kanda olmak” deyimini iğnelemek amacıyla değiştirip hitap ettiği kişinin ne kadar meşgul olduğunu(!) gösteriyor. Kullandığı kişi eklerini öyle bir ustalıkla çekimliyor ki bu pastadan hem kendinize pay çıkartabiliyorsunuz hem de ”Bir kişiye mi ithafen yazdı?” sorularıyla aklınız kurcalanıyor. Yani bu satırlarda Orhan Veli, dolaylı hedef gösteriyor: Belki sinirlendiği bir komşusuna, belki kendisini umursamayan âşık olduğu kadına… Ama aslında hepimize söylüyor. Yine de ilk dizelerde şiiri okurken kullandığınız öfkeli, çıkışlı tonlamayı daha sakin bir seviyeye çekiyor.

(Edebiyat Haber)

Biraz öfkeli, biraz dalgacı ve en sakin satır olan son mısra aslında az önce söylenmiş dörtlüğe ihtiyaç duymadan da anlatabiliyor ne demek istediğini şiirin. Bu dize bir mercekle Orhan Veli’nin bütün öfkesini, neşesini, alaycılığını ve toplumsal ölçütlere uymayan yapısını üç sözcükte topluyor. Yine doğrusal şekilde hedef belirtmeden sizi dolambaçlı yollardan hedefe götürüyor. Az önce bahsettiği küresel olaylara rağmen “dünya” sözcüğünün baş harfini büyük yazmaması aslında kişinin sadece manşetlere olan ilgisizliğini değil, etrafında olan bitene karşı duyarsızlığının da altını çiziyor bana kalırsa.

(Mebilgi)

Şiiri üzerinde yorum yapıp kendime pay çıkartmaya çalıştığım kişi Orhan Veli; bu şiiri belki toplumun donuk tepkilerine veya âşık olduğu kadına “Haydi ben umurunda değilim ama umurunda da değil mi Dünya?” demek için yazmıştır. Fakat bazı edebiyatçılardan ünlü şairlere, yarası olan herkes bu konu üzerinde gocunmuş elbette. Bu durumla ilgili hayret ettiğim ise, Kanık’ın bu insanlarla alay etmek üzerine neden bir şiir daha yazmadığıdır. Şairleri tam anlamıyla anlamak zordur, “Cımbızlı Şiir”i anlamak imkânsızdır; Orhan Veli’yi anlamak ise bir hayaldir. Yaşadığı kaymaklı ballı hayatın rehavetine düşmüş insanların cebinde üç kuruşu olmayan, bedava yaşayan, bir fakir Orhan Veli’yi eleştirme haklarının olduğunu sanmıyorum.

“Dünya” üzerinde yaşayan her insanın Kanık’tan öğreneceği bir şey vardır; toplamda 36 yıl yaşayan Orhan Veli, birkaç yaşam harcamamızı gerektirecek kadar garip bir şairdir. Süslü püslü cümlelere ihtiyaç duymadan da sanatını sergileyebilen, masmavi gökte yalnız uçan bir kuştur o. On beş kelimeden oluşan “Cımbızlı Şiir”, on beş yıllara bedelse ve bu şiir kabuk bağlamış yaranızı deşmek kadar keyif veriyorsa Orhan Veli’nin 20. yüzyılın en etkili insanlarından birisi olduğu su götürmez gerçektir.

(Visited 546 times, 1 visits today)