Çocuk Eğitiminde Disiplin

Çoğumuz “disiplin” kavramını cezayla aynı anlamda kullanıyoruz. Ceza kavramı disiplini karşılamaz, sadece disiplin yöntemlerinden biridir. Peki disiplin gerçekte neyi anlatır?

Disiplin, “eğitim” demektir. Çocuk eğitiminin temel öğesi disiplindir. Bir diğer anlamıyla ise “öğretici, düzenli davranış ve yetkinlik kazandırıcı yetiştirme” demektir. Disiplin çocuk eğitiminin önemli bir öğesidir.Bu nedenle disiplin çocuğun psikolojisinde ve çocuk gelişiminde önemli rol oynar. Disiplin, bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma, gururunu incitme gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplin:Yapıcı özelliklere ve özdenetime sahip çocuklar yetiştirebilmek için çocukların zihinsel, toplumsal ve duygusal gelişimlerindeki eğitim sürecine verilen addır. Bu eğitim sürecinde anne ve babalar görev uygulayıcı değil, sadece birer yol gösterici olamalıdır. Bu noktada, anne babaların davranışları çocuğa örnek olacaktır. Anne-baba iyi davranış örneklerini, toplumsal kuralları çocuğa benimsetmeye çalışır. Burada aile çocuğun gösterdiği olumlu davranışları desteklemeli, olumsuzları göz ardı etmelidir. Çabalarının takdir edildiğini gören çocuğun kendine güveni artar. Bu süreçte, çocuğun gelişim dönemi ve yetenekleri göz önünde tutulmalı, çocuk gerektiğinden çok kollanmamalı ya da yeteneklerini aşacak ölçüde zorlanmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta özgürlük- sevgi- disiplin dengesinin iyi kurulmasıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır: Birincisi çocuğa anlaşılır, kesin ve sınırları olan güvenli bir ortamı sunmaktır(Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir.) İkincisi ise çocuğun özdenetim yani kendi kendini yönetme yeteneği kazanmasıdır. Çocuk deneti altında değilken de öğrendiklerini uygulayabilmeli, kurallara uymayı sürdürebilmelidir.

Çocuklara kuralları öğretmek yeterli değildir. Önemli olan bu kuralların çocuk tarafından içselleştirilmesi ve davranış olarak ifade edilmesidir. Çocuk anne ve babanın yanında değilken de kurallara uyabiliyorsa, işte o zaman amaca ulaşılmıştır. Anne baba her arkasını döndüğünde, çocuk hiç de o görünen karaktere uymayan davranışlar gösteriyorsa, bir yerlerde bir yanlışlık var demektir.Anne baba varken onların sözünden hiç çıkmayan, olumsuz davranışlarda bulunmayan çocuk, otorite boşluğunda farklı davranışlar sergileyebiliyor. Bu durumları anne babalara anlatmak zor, çünkü onlar gördüklerine inanıyor. Anne babalar böyle durumlarla karşılaşınca hemen karşı çıkmamalılar.Karşı çıkmaktansa fark ettirmeden çocuklarını takibe alıp gözlemlerde bulunmalılar, ondan sonra karar vermeliler. Yani “biz çocuğumuza güveniyoruz, o sizin bu dediklerinizi yapmaz” deyip geçmeyin. Tabii ki de her ebeveyn çocuğuna güvenmeli.

Maalesef çocuklar insanları çok kolay bir şekilde oyuna getirebilirler.

Çok güzel oyunlarla aldatabilirler. Birçok anne babadan şöyle söylemler duyarsınız; “ ailem çok otoriterdi, çocukluğumu, gençliğimi yaşayamadım, o istediği her şeyi yapabilir.” vb. Söylemlerin haklı olan yanları olabilir ama bizlerin baskıcı bir tutumla yetiştirilmemiz çocuklarımız özgür olsun diye onları başıboş, kontrolsüz bırakmamız anlamına gelmez. O zaman çocuklar, sınırlarının nerede başlayıp bittiğini bilemez ve biz verdikçe daha fazlasını isterler. Biz onları kendimize bağımlı değil, bağlı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çünkü onlar bizlerden bağımsız olarak farklı bir kişilik geliştiriyorlar. Bu anlamda onların örselenmeden gelişimlerine katkı sağlamalıyız.

 

(Visited 56 times, 1 visits today)