Coğrafyanın Aksine

Fikirleriyle yıllara meydan okuyan İbn-i Haldun’un bir sözüdür ” Coğrafya kaderdir.” O, bu sözüyle bizlere hangi gökyüzünün altında doğduysan oranın havası değer tenine, oranın kültürü baştan yaratır, oranın toprağı yetiştirir seni demek istemiştir. Ama bana göre kader coğrafyada yazılı değildir; kader senin belirlediğin, avucundan ve yüreğinden geçen yoldur.

Yaşadığınız coğrafya ne kadar kötü olsa da karşınıza çıkan fırsatları avuçlarınızdaki güç ve yüreğinizdeki inançla birleştirip kendiniz veya toplumunuz için başarıyı var edebilirsiniz. Tıpkı Aziz Sancar’ın bunu başardığı gibi. O ; zamanın durduğu, medeniyetlerin beşiği, taş diyarların şehri Mardin’de, kozasına her fırsatta öğrendikleriyle yeni bir ilmek ekleyerek onu bilgiyle ören biri olarak liseye kadar olan hayatını sürdürmüştür. Üniversite’ den profesörlüğe kadar olan hayatında, altına imzasını attığı onlarca projeyi başarıyla sonuçlandırmıştır. Daha sonrasında ise onun kozasından çıkıp muhteşem bir kelebeğe dönüştüğünü kanıtlayan Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Ardından aldığı bu Nobel Ödülü’nü ise coğrafyanın kader olmadığına inanan, büyük devrimci, cumhuriyeti bizlere kazandıran bir başka kelebeğin nezdinde Türk halkına armağan etmiştir. Evet, belki kelebeğin ömrü bir gündür diyebilirsiniz fakat onlar ab-ı hayattan içmiş ölümsüz kelebeklerdir.

Şimdi sizleri bizim coğrafyamızdan biraz uzaklaştırıp Nil Nehri’nin akıntılarıyla firavunların şehri Mısır’a götürüyorum. Ve sizlere, coğrafyası ona kötü davranmasına rağmen Mısır uygarlığının sembollerinden biri olmayı başarmış ve Ortadoğu’nun Balzac’ı olarak anılan Necib Mahfuz’u anlatmak istiyorum. Necib Mahfuz, coğrafya kaderdir algısını yıkan en önemli isimlerden biridir. İlk olarak babasının izinden gidip devlet memuru olmak üzere çıktığı yolu yazarlığın büyüsüne kapılıp senarist, tiyatro yazarı, gazeteci ve romancı olarak devam ettirmiştir. Fakat yazdığı “Cebelavi Sokağı Çocukları” romanı, dine hakaret ediyor iddialarıyla başta kendi ülkesi olmak üzere birçok Müslüman ülkede yasaklanmıştır. O, coğrafyasının kendisini bu denli sırtından bıçaklamasana rağmen Kahire’ye aşık bir adam olarak yaşamaya devam etmiştir. Hatta öyle ki 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğünde bile ülkesinden ayrılmayıp ödülü almaya bizzat gitmemiştir. Yani anlayacağınız, o topraklar onun özgürlüğünü kısıtlasa bile o coğrafyasından asla vazgeçmemiştir.

Verdiğim örneklerden hareketle coğrafyanın kader olmadığını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yaşadığınız kıtanın, ülkenin, şehrin, bölgenin eğer siz isterseniz başarınız üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Demek istediğim o ki başarılı olmak ya da olmamak sizin ellerinizdedir. Aziz Sancar da Necib Mahfuz da coğrafyalarının zorluklarına yenilmeyerek tam aksine onlardan güç alarak kendi başarılarını kendi elleriyle yaratmış insanlardır. Yaşadığınız yer ne kadar kötü olsa bile sizin de yukarıdaki kahramanlar gibi coğrafyanıza yenilmeyip o ölümsüz kelebeklere katılmanız dileğiyle…

(Visited 67 times, 1 visits today)