Değişken İnançlar

İnanmak sözlükte, bir şeyi doğru, gerçek olarak kabul etmek olarak geçse de inanmak kelimesi insanlar için farklı şeyler ifade edebilir. Zaten herkesin inancı hatta inançları farklı şeyler doğrultusundadır. Bir şeye inanmanın bir kuralı, belirli bir biçimi yoktur. Herkes kendi tecrübeleri, bakış açılarına göre farklı şeylere inanmayı tercih eder. Peki bizim bir şeylere inanma ihtiyacımızın sebebi nedir?

İnanmak aslında kişinin kendi iç sorunlarından başka şeylerle bağlam kurarak sıyrılmasıdır. Bir şeylere inanmak bizim, sorunlarımızdan kaçışımız; çıkış kapımızdır. Kendi içimizdeki sorunları başka şeylere bağlayarak kendimizi rahatlatırız. Ancak aslında inandığımız şeyler de bizim, hakkında en az bildiklerimizdir. Çok az bildiğimiz şeylere daha kolay inanırız. Ancak bir konuyu ne kadar irdelersek ona olan inancımızda zaman geçtikçe azalır. Mesela, bir konu hakkında hiçbir şeyi bilmeyen bir insana ne söylersen söyle inanması muhtemel olacaktır. Ancak o insan o konu hakkında ne kadar bilgilenirse söylediğiniz şeyler onun için anlam kazanmış olacak ve böylece üzerinde düşünüleceğinden inanması zor olacaktır. Kişi bir şeye inanmadan önce kendini ve edindiği bilgileri sorgular. Eğer kendi beyin süzgecinden geçirdikten sonra hala anlamlıysa inanmaya devam edebilir.

Öğrendiğimiz yeni şeyler bizim bilgi haznemizi geliştirdiği gibi aynı zamanda yeni bakış açıları da kazandırır. Bakış açıları zaten kendi başına bir olayı nasıl gördüğümüzün özetleridir. Bakış açıları sanki başka birinin gözlüklerinden bakmak gibidir. Ne kadar çok bilgi o kadar çok yeni gözlük demektir. Aslında bakış açıları empati duygumuzu geliştirir, bizi geliştirir; inançlarımızı şekillendirir. Bu yüzden de yeni bilgiler öğrenmek kaçınılmaz, inançlarımızı değiştirecektir.

Ancak inançlarımız değişmesin diye yeni bir şeyler öğrenmekten kaçmaya da gerek yoktur. İnançlar şekillenebilir, değişebilir. Değişiklikler kötü değildir hatta tam tersi hayatı renklendiren boyalardır. Hayatımızda bir değişiklik olduğunda yeni bir yola saparız. Bu yol karanlık olabilir engebeli olabilir ancak bu yolda nasıl yürüyeceğimizi öğrenmek işin eğlenceli kısmıdır. Ne kadar çok farklı yollardan geçersek ne kadar çok yeni şeyler öğrenirsek donanımlı insanlar oluruz ve aslında bakış açılarımızı genişletebiliriz.

Bir şeye inanmak aslında bizim için nasıl fırtınada sığındığımız güzel ve minik bir ada olabiliyorsa çok güçlü inançlar da bize zarar verebilir. Duyguların her türlüsünün çok abartı ve güçlü olanı kaçınılmaz aşırı ve sağlıksız durumlar yaratır. Duyguları çok baskın olan insanlar düzgün kararlar veremez ve olaylara objektif bakamaz. Bazen apaçık ortada olan gerçekleri bile görmek istemez, gerçeklerden kaçar ve kendi hayal dünyasında yaşar. Bu kişi için hayal dünyasından çıkmasını gerektiren durumlar olduğunda onlarla başa çıkması çok zor olacak ve gerçekler gün yüzüne çıktığında bu kişi için büyük bir düşüş olacaktır. Bu yüzden her zaman bir şeye karşı olan inancımızı gerektiğinde törpüleyebilecek bir seviyede tutmalıyız ve kendimizi inançlarımız güçsüzleşecek diye yeni şeyler öğrenmekten alıkoymamalıyız.

(Visited 16 times, 1 visits today)