Selam, ben Meltem
İlk önce şunu söyleyeyim, kedileri aşırı severim. “Çok” kelimesini yirmi kere yazmak yerine “aşırı” kelimesini kullanacağım çünkü daha havalı. Bunu her söylediğimde gözyaşlarım sel olup beni boğacak sanıyorum. Bu arada, ben çok abartan biriyimdir.
Neyse, haberim şu: Şey… Ke-ke-kedim… KAYBOLDU! Nasıl olduğunu sormayın, tabii ki yemedim. Peki nasıl mı kayboldu? Okuyun da görün.
O sabah zaten hiçbir şey normal değildi. Sabah okula gitmeden önce kedini sev, giyin. Sonra reçelli, fazla kızarmış, sıkıcı ekmeği ye ve hayatının en sıkıcı yedi saati başlasın rutini vardı. O gün kalktığımda, Mırnav’ın sesini duyamadım. Uyuyordur herhalde diye düşündüm. Sonra, Mırnav’ın sabahları uyumadığını hatırladım ve kalbim, bir aslan görmüş gibi hızla atmaya başladı.
Hemen çığlığı yapıştırdım. (Korktuğunda sen de bağırıyorsun, biliyorum. Bu normal.) Aşağı koştum ve “Mırniiii!”diye bağırdım. Hiç ses yoktu. “Anneee!” diye bağırdım, bu sefer ses vardı. Annemin “Ne var?” dediğini duydum. Mırnav’ın yok olduğunu söyledim. Annem “Boş ver, gideceği varmış.” dedi. Deli oldum. Dışarı fırladım ve onu aramaya başladım.
Tahmin edin neredeydi? Yan komşumuz Matilda teyzenin torunu Linda’nın kafasına tünemişti! Sanırım onu ben sandı. Bana hep öyle yapardı. Onu karşımda gördüğümde kalbim yerinden çıkacak sandım. Linda, çok ağlamaklı bir şekilde bana bakıyordu. 14 tane şeker verdikten sonra sustu.
Tabii, Matilda teyze beni kafamda Mırnav ile salıncakta sallanıp lolipop yerken görünce biraz garip baktı ama olsun. Sonuç olarak bir daha asla evin kapısını açık bırakmadım…
