Projecting The Future

PROJE ÖDEVİ

Ada hızla eve geldi. Her şey sıkıcı ve normal gidiyordu. Ödevlerini bitirdi ve donmuş pirinç pilavını ısıttı. Annesi ve babası evde yoktu çünkü iş için seyahate çıkmışlardı. Ada ödevlerini bitirdikten sonra arkadaşını aradı. Arkadaşını aradıktan sonra odasına gitti ve yatağına yattı. Sabah olduğunda okula gitti. Hocası ona proje ödevi vermişti. Proje ödevi için üçlü gruplara ayrıldılar. Ada’nın grubunda Eylül ve Mert vardı. Proje ödevi kendi yaşadığı yerde gördüğü garipliklerdi. İyi de Ada kendi yaşadığı yeri çok da iyi bilmiyordu çünkü oraya sadece bir hafta önce taşınmıştı. Ama arkadaşları Ada’nın yaşadığı yerin önünde orman olduğu için Ada’nın yaşadığı yer ile proje ödevini tamamlamak istiyordu. Proje ödevi haftaya pazartesiyeydi. Ada hemen evini keşfe çıktı. Kendi bahçesinden çıkarken evlerinin önünde orman olduğunu hatırladı. Arkadaşlarını aradı. Eylül beş dakikada oradayım, dediği halde otuz dakikada geldi. Ormanı keşfetmeye çıktıklarında çalılardan garip sesler geliyordu. Çalıların arkasına baktılar ve dünyada hiç keşfedilmemiş olduğunu düşündükleri bir canlı buldular. Bu canlı tek boynuzlu at ve akrebin karışımıydı. Ama büyük bir akrebin. Tek boynuzlu kafası ve bacakları olan ama kuyruğunda akrep iğnesi olan bir canlıydı. Birbirlerine şaşırmış şekilde bakıyorlardı. Hemen fotoğrafını çektiler. Orman çok derin gözüküyordu. Havada güneş olmasına rağmen orman çok karanlıktı. Birkaç kilometre yürüdüler. Çok değişik canlılar keşfettiler. Şu canlılar gibi: örümcek ayaklı yılan, at kafalı kırkayak. Ormandan çıktıklarında araştırma yaptılar. Bu araştırmanın sonucunda bununla ilgili bir sürü hikaye ve efsane okudular. Efsaneye göre bu canlıların bulunduğu ormanın en sonunda küçük bir kulübede bir sihir dükkanı varmış. Garip olan oranın sahibi yokmuş. Heyecandan efsanenin devamını okumadan yola çıkmışlar. Tehlikeli canlılardan korunmak amacıyla ağaçlardan uzun, kalın ve sert dalları koparmışlar. Tam dokuz kilometre yürümüşler ve en sonunda küçük bir kulübeye ulaşmışlar. Kulübenin birçok fotoğrafını çektikten sonra çok susadıklarını fark etmişler. Hepsi içinden aynı anda “Keşke şu an su içebilsem.” demişler. Bunu söylediklerinde ellerine bir anda bir bardak dolusu su gelmiş. Suları içtiklerinde kapı otomatik olarak kapanmış. O anda Mert “Sizin yüzünüzden buradayız. Çıkabilecek miyiz, çıkamayacak mıyız belli değil!” demiş bağırarak. Ada, “Ne alaka Mert? Sen de ormanda yapmak istedin. Senin bu kadar korkak olduğunu bilseydik seni grubumuza almazdık. İstemiyorsan çıkabilirsin fakat bize mani olma sakın.” demiş sakince. Mert çok sinirlenmiş ve kapıyı çarparak oradan uzaklaşmış. Kızlar kapının açılabildiğini görünce rahatlamışlar. Orayı araştırdıktan sonra eve geri dönmüşler. Haftaya pazartesi günü gelmiş. Kızlar çektikleri fotoğrafları bir deftere yapıştırıp altına o canlı ya da eşya hakkında bildikleri bütün bilgileri aktarmışlar. Öğretmenleri fotoğraflardaki canlılara çok şaşırmamış ve kızların kulağına “Benim de ormanımda bu yaratıklardan var. Onlardan zarar gelmez, aynı bir evcil hayvan gibilerdir. Hatta ben evimde bir tane besliyorum.” diye fısıldamış öğretmenleri. Herkesin projesi kontrol edildikten sonra öğretmen, kazananları açıklamış. Ada, Eylül ve Mert kazanmış! Kürsüye çıkmış kızlar. Ada konuşmaya başlarken onu görmüş. İçinden “Bir de utanmadan geliyor mu?” demiş. Aldırmadan konuşmasına büyük bir soğukkanlılıkla devam etmiş. Eylül dayanamayıp Mert’i çekiştire çekiştire kürsüye çıkarmış. Herkes gülmeye başlamış ve Ada gülen herkese ciddiyetle bakmış. Herkes sustuktan sonra konuşmasına sonunda başlamış: “Bu yolda bana yardımcı olan arkadaşım Eylül ve Mert’e çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bu canlıları keşfederken çok eğlendik.” demiş. Herkes onları alkışlamış ve geri yerlerine oturmuşlar. Mert, Ada ve Eylül’den özür dilemiş ve geri arkadaşlıklarına devam etmişler.

(Visited 3 times, 1 visits today)